New York, Londra, Milano ve Paris moda maratonunun ardından en iyi 2018 – 2019 Sonbahar/ Kış koleksiyonlarını sıralamanın zamanı…

 

Sacai

Chitose Obe kariyerinin en başından beri sahiplendiği kuralsız tasarım anlayışına, giyilebilir olma özelliğini taşıyan nadir tasarımcılardan. Her sezon Sacai’ye takılıp kalmamızın en büyük sebeplerinden biri de bu. Önümüzdeki sezon için kullandığı motifler ve kusursuz karmaşa oluşturan naylon, kürk ve yün birleşimi sezonun en hibrid koleksiyonu olma özelliğini kazandırıyor.

 

Calvin Klein

Raf Simons rüyası tıpkı ilk koleksiyonda olduğu gibi heyecanını devam ettiriyor. Hatta Simons, şu zamana kadar ki en başarılı koleksiyonuna imza atıyor. Geçtiğimiz sezon kendi Amerikan korku hikayesini çevirirken bu kez daha ılımlı fakat katmanlı bir koleksiyon sunuyor.

 

 

Balenciaga

Demna Gvasalia’nın dünyasında her şey mümkün. Tanıdık olanı alışılmadık göstermeyi ondan daha iyi başaran yok. Paris Moda Haftası’nda gösterdiği koleksiyon dışarıdan kaotik gözükse de içinde kendi düzenini barındırıyor. Üstü üste geçirdiği parçalar ve keskin formlarla geçmişe gönderme yaparken aslında geleceğin haritasını çiziyor.

 

Dries Van Noten

Moda disiplini konusunda Dries Van Noten’in eline su dökmek neredeyse imkansız. Riski sevmeyen biri gibi gözükse de kendine has bir riski temsil etmeyi ise sevdiği bir gerçek. Farklı grafik desenler ve farklı dokuları bir araya getirme konusundaki ustalığı podyumdan geçen her görünümü seyirlik hale getiriyor.

 

Alexander McQueen

Sarah Burton’un romantizm ve gotik olmak arasında yarattığı paslaşma bu sezonda kırılma yaşıyor. Bu koleksiyonda dantele çok fazla yer yok. Aksine şaşırtan, sert bir dile sahip ve vücuda yeni form kazandıran kalıplar yer kazanıyor. Koleksiyona dinamizm kazandıran bir diğer etken olan desenler ise Alexander McQueen’in anısını taşıyor.

 

Marine Serre

Geçtiğimiz yıl LVMH Prize’ı kazanan Marine Serre, bu ödülü neden hak ettiğini ilk kez gerçekleştirdiği şovunda tekrar gösteriyor. Spor giyimi kendine has bir yorumla melezleştiren Serre, moda literatürüne ‘futurewear’ kavramını kazandırıyor. Artık sahiplendiği yeniay sembolünü görmek, moda endüstrisindeki heyecanın yeni karşılığı.

 

Loewe

J.W. Anderson’ın Loewe için yaptıklarının tanımı, modern zarafeti ve sürreal feminenliği gündelik hayata adapte edilebilir olarak kılmak. Bu koleksiyon bir kez daha Anderson’ın tasarımı, oyun alanı haline getirmeyi sevdiğini gösteriyor. Parçalardaki bütünlüğü bozan ek detaylar Anderson’ı riske almaktan çok daha öteye taşıyor.

 

Prada

Miuccia Prada’nın günümüz kodlarını çözme ve buna kendini entegre etme konusundaki ustalığı hala neden en büyük moda evlerinden ikisini yönettiğinin ispatı. Spor giyime adaptasyonu Prada’nın tarihinde büyük yeri olan pocono naylonu tekrar podyuma getiriyor.

 

Maison Margiela

Eğer gelecek şu anda yaşıyorsa, John Galliano sayesinde. Tasarımcı, moda adına tasarım yapmaktan ziyade hepimizin iyiliği adına fütüristik bir yapı inşa ediyor edasında bir koleksiyonla karşımıza çıkıyor.

 

Central Saint Martins/ Liam Johnson

Central Saint Martins mezunlarını birbirinden ayırmak ne kadar doğru bilmiyorum ama şovun açılışını yapan Liam Johnson şu zamana kadar görmediğimiz ve belki de hasret kaldığımız yenilikçi bir adım atıyor. Geometrik formların kusursuz bir şekilde vücutla uyum sağladığı tek parçalar, aynı zamanda dillendirmek istemediğim bir görsellik sunuyor.

 

Bunların dışında; Comme des Garçons, Miu Miu, Jil Sander, Marc Jacobs, Gucci, Louis Vuitton, Richard Quinn, Y/Project ise önümüzdeki sezon için heyecanlandıran isimler arasında…

 

Toplam
5
Paylaşım