Son zamanların dikkat çeken dizilerinden Çarpışma’nın aynı zamanda o çok konuşulan aşıkları Kadir (Kıvanç Tatlıtuğ) ve Zeynep’in (Elçin Sangu) dünyasına giriyoruz. Bu aşkın peşinden gitmeye hazır mısınız?

Bu özel aşk hikayesinin etkileyici detayları konuk yazarımız Eylül Aydın’ın incelemesinde sizi bekliyor.

Unutulmayan O Nazende Sevgililer…

Değdi saçlarıma bahar küleği

Nazende sevgilim, yâdıma düştü

Her erin bahtına bir güzel düşer

Sen de tek menim, yadıma düştün

Nazende sevdiğim, yâdıma düştün

Böyle diyor o güzel şarkı… Akıldan çıkmayan, hep yâdımıza düşen, o unutamadığımız sevgililere diyor. Kaldı mı öyle aşklar, gitse bile ardından ah etmediğimiz, hep iyi olsun dediğimiz, o gerçek sevgiler ve sevgililer kaldı mı?

“Kaldı mı? Kaldı mı?” diye sorarken Kadir ve Zeynep imdadımıza yetiştiler. Kalmış efendim. Herkese haber verelim.  

Kadir ve Zeynep kim mi? Başrollerini Kıvanç Tatlıtuğ ve Elçin Sangu’nun paylaştığı Çarpışma dizisinde, onların canlandırdığı karakterler. Onlara eşlik eden sevgili Onur Saylak da Veli karakteri ile her hafta bizi korkutup, şaşırtıp, balıklara bakışımızı sorgulatıyor. Onların oluşturduğu bu üçlüyü seyretmeyi çok sevdim. Kadir-Zeynep-Veli hattında olacakları da çok merak ediyorum.

Ama bugün konumuz güzel sevmek, o unutmadığımız nazende sevgililer… Ekran karşısında Kadir ve Zeynep’i izledikçe pek güzel seven beyler ve hanımefendiler hala varmış diyoruz. Gerçi henüz Zeynep ve Kadir bize arzu ettiğimiz yoğunlukta verilmiyor pek ama bize köşeden, bucaktan, biraz ucundan verilen şeylerle, bu güzel aşkın gerçeklerini filmlerdeki savaş alanı taktik masaları gibi konumlandırdım tarih tarih.

Ortaya çok güzel bir aşkın tarihçesi çıkacak eminim. Ama bu aşkın anatomisini çıkarmak için daha fazla şey lazım bize. Onları da heyecanla bekliyoruz, ilgililere duyurulur.

Ne diyorduk? Sevmek, hem de güzel sevmek… 

Çarpışma’daki bazı ayrıntılar öyle güzeldi ki, onları harika şekilde canlandıran ve insanın baktıkça daha da bakmak istediği “Allah özenmiş de yaratmış” dediğimiz Kıvanç Tatlıtuğ ve Elçin Sangu olarak değil, gerçekten yaşayan karakterlermiş gibi Zeynep ve Kadir olarak değerlendirmek istedim. Çünkü dizideki Kadir ve Zeynep güzel seven sevgililerden. Dizilerde bile artık pek görmüyoruz böylesi sevgileri. Bunu izlediğimizaltıncı bölümdeki bir sahnede daha iyi anladık.

Hangi sahne demeyin, zaten kaç sahneleri vardı?(Evet, bu cümle bir miktar sitem içermektedir) Fotoğraf çekimi olsa çok güzel duracak, köşeli duvara yaslandıkları sahneden bahsediyorum. Sahneyi, dizi tekrar yayınlanırken ikinci kez seyretme imkanı buldum ve bir şey fark ettim. İlk izleyişimde seste galiba bir sorun vardı konuşulanları tam duyamadım, hem de Veli Cevher’in onları görmesinden korkuyordum. Fakat ikinci izleyişimde ne fark ettim?

Kadir bu kadar yıl boyunca aldatıldığını düşünüyormuş. Burada parantez açmak gerek iki oyuncuya da. Kıvanç Tatlıtuğ’un “Başkası yoktu değil mi?” diye sorarken sesine verdiği o bir sorunun cevabını bulmuş ve rahatlamış ama aynı zamanda hüzünlü tını ne güzeldi.

Elçin Sangu’yu da hem bir operasyonun ortasında olmalarının verdiği gerginliği, hem pişmanlığı gösteren sesindeki titreme ve bir etrafa bir Kadir’in olduğu duvara doğru attığı ürkek bakışlar için tebrik ediyorum. Peşlerinde Veli Cevher Bey olduğu için oldukça değişik bir konuşma yeri olmuştu bu sahne için. Ayrıca sanırım Elçin Sangu ve Kıvanç Tatlıtuğ epeyce üşümüşler o sahnede. Neyse dönelim Zeynep ve Kadir’e… Aşkın sahip olma ile özdeşleştirildiği dizi ve filmlerimizdeki ve gerçek yaşamdaki günümüz aşklarına bakınca Zeynep ve Kadir’den etkilenmemek mümkün değil. Keşke aşk ve sevmenin bu yönleri daha çok anlatılsa…

Baktığımızda daha maço bir tablo çiziyormuş gibi duran KadirZeynep’in başka bir adama gittiğini düşünmüş yıllardır. Böyle düşündüğü halde, Zeynep’i görünce yine de tüm yelkenleri suya indi. Onu kırmaktan imtina etti. Ona başka birinin laf dokundurmasına bile dayanamadı, biri ona zarar verecek diye korktu. Bunu bile bile Veli Cevher’in “Şimdi arasa gider misin?” sorusuna “Evet, giderim” dediğini duyduk. Hem de ne demek! Hiç düşünmeden, ikiletmeden, tek bir tereddütün olmadığı bir sesle giderim demişti Kadir.

Zeynep’i de unutmayalım. Onun gidişi öyle sıradan bir nedenden değil. Aşıkların kaprisleri, kavgalarıyla ilgili hiç değil. Onun nedeni çok daha derin bir yaraya dayanıyor. Polis babası vurulunca (Sahi Zeynep’in babasına tam olarak ne olduğunu bilmiyoruz değil mi? Bu da galiba bir sır noktası olacak.) sosyal hizmetlerde büyüyen bir kadın Zeynep.

Onun yarası, korkuları, hayatı o olay etrafına örülmüş vaziyette. O olayla ilgili her korku da hayatını esir almış. Sevdiği adamın en büyük amacı ise polis olup annesini bulmakmış. Korkularla yaşamak mı, yoksa o korkulardan kaçmak mı? Beraber büyüdüğü, sevdiği adam Kadir de polis olmaya karar verince, Zeynep de aynı sorularla baş başa kalmış. Sevgin ne kadar büyükse korkuların da o derece büyük oluyor.

Zeynep için de böyle olmuş. Ama gittikten sonra Kadir’in de savrulmasını istememiş, bir yerde kalsın, bir şeye tutunsun istemiş. Kadir’i tutacak şey ise, kimsesiz büyümüş bir çocuk olarak, evde kurulacak bir sofra…  Onlarla büyümüş Aslı’ya “Kadir için sofra kur” diyen ise Zeynep.

Kim sevdiği adamı, savrulmasın diye başkasına emanet edecek kadar çok sever ki? Sevginin böyle bencillikten uzak olanı da az bulunur. Zeynep de güvendiği, Kadir’i sevdiğini bildiği, onlarla büyümüş Aslı’ya emanet etmiş Kadir’i. Aslı’nın sevmesi kısmı benim çıkardığım bir şey ama Zeynep büyük olasılıkla Aslı’nın Kadir’e olan duygularını fark etmiş olmalı. Dizide Zeynep ve Kadir’in o günlerini henüz izleyemedik.

Bütün bu ayrıntılar bana şunu diyor; Çarpışma’da anlatılan aşk, Zeynep ve Kadir’in aşkı, nazlı bir sevgili olmaktan fazla bir şey. Paylaşılan bir çocukluk, gençlik ve kimsesizlik var. El ele tutmuşluk ve yoldaşlık var. Bu nedenle Kadir Zeynep’e baktığında terk etmiş bir sevgili değil, çocukluğunu, paylaştığı yalnızlığını, birbirine sokulup güçlü kalmaya çalışan iki küçük çocuğu görüyor.

Hayallerini, umutlarını, nedenlerini, gücünü ve güçsüzlüğünü görüyor. Keşke Kadir komserimiz gibi karşımızdaki sevgiliye baktığımızda, onun varlığının ve ruhunun hayatımıza kattıklarını görebilsek ve buna odaklanabilsek. Çarpışma’da bunların biraz daha üstünde durularak işlenmesini umduğumu da not düşmek istiyorum Çünkü sevgili olmanın ve sevmenin salt sahip olmak, türlü şiddet ve baskılarla ilişkilendirildiği günümüzde, çok özel ayrıntılar bunlar. 

Zeynep ise Kadir’in aile fotoğrafına baktığında onun mutluluğu ile gülümseyebilecek kadar farklı seviyor Kadir’i. Aslı ve Deniz’e olanları öğrendiğinde Kadir’in acısını paylaşıp, sarılıp ağladığı ve duygularını haykırarak döktüğü insanın Zeynep olması da boşa değil. Kadir de sadece bir sevgili değil, genelde baba kavramı ile özdeşleşen güven ve koruma demek muhtemelen Zeynep için.

Kadir’den öyle emin ki Zeynep, bütün o suçları işlerken Kadir’in yanında olacağını, yıllardır görüşmemelerine rağmen biliyordu. Böyle güvenebileceğimiz eski sevgililerimiz olsa keşke. Bu kadar emin olabilsek… Zeynep, Kadir’in hayatına devam etmek için bir şeye tutunması gerektiğini de görüyor. Bunun için Kadir’e kızı Aylin’i bulmaktan, Aylin’i bulduktan sonra artık beraber arayacakları annesinden bahsediyor.

Kadir’e, yaralarına merhem olabilecek başka bir küçük kızı anlatıyor. Annesini ararken yanında olacağını, yalnız aramak zorunda olmadığını söylüyor. “Ben yanında olacağım artık, söz” diyor yani. Bütün bunların hepsi Kadir’i hayata bağlama çalışmaları aslında. Ama tekrar diyorum ki, keşke biraz daha ilmek ilmek, detaylı ve vurgulanarak işlense bunlar…

Sabahattin Ali şöyle demiş; “Bu akşam anladım ki, bir insan diğer bir insana bazen hayata bağlandığından çok daha kuvvetli bağlarla sarılabilirmiş. Gene bu akşam anladım ki, onu kaybettikten sonra, ben dünyada ancak kof bir ceviz tanesi gibi yuvarlanıp sürüklenebilirim.”

Zeynep gittikten sonra da aşağı yukarı Kadir’in hali bu olmuş. Kadir ve Zeynep ile ilgili tüm bilgiler Veli Cevher’de aslında. Çünkü biz bunları daha çok Kadir ona anlatırken dinledik. Bir de o geçmişi seyredebilirsek süper olacak. Zeynep ne yapmış henüz bilmiyoruz. Fakat bu iki insan hayata yeniden tutunabilmek için, sürüklenmemek için, çocukken eksikliğini hissettikleri şeyi yapmışlar ve aile kurmuşlar. Ama asıl bağları birbirleri ile…

Çarpışma’nın en çekici yanlarından biri bu bağ. Tabii Veli-Kadir ve Veli-Zeynep dinamiklerini de unutmayalım. Veli-Zeynep sahnelerinde heyecandan tırnak yiyen arkadaşım mevcut. Ama karanlıkta birbirine sokulan o iki küçük yalnız çocuk beni farklı etkiliyor. Aile de olmuşlar birbirlerine çünkü. Bu güçlü bağı da kalplerinde hep kıymetli bir yerde saklamışlar. Ne olursa olsun Kadir için çağırsa gideceği bir Zeynep’i, Zeynep için de güvendiği ve emin olduğu bir Kadir’i varmış.

O nedenle, hayatlarının en zor dönemlerinde savrulmak yerine, yine birbirlerine tutunabildiklerini anlatıyor dizi.  Çünkü Sabahattin Ali’nin de dediği gibi, bazen bir insana hayata bağlandığından daha kuvvetli bağlarla sarılabilirsin ve bazen seni sadece bu ayakta tutar.

Birlikte bu bağı kurabileceğin nazende bir sevgiliyse, yâdınıza düştüğünde verdiği acıyı, aniden karşınıza çıktığı tek bir anda silebilir. Tıpkı Kadir’in Zeynep’i, Zeynep’in de Kadir’i karşısında gördüğü her anda olduğu gibi…

Kadir ve Zeynep’i canlandıran sevgili Kıvanç Tatlıtuğ ve Elçin Sangu da yan yana iken baktıkça sizi içine çeken bir tablo kadar güzel olunca, derin mazileri olan nazende sevgililer Kadir ve Zeynep’in aşklarının alacağı yolları, sevgili yolu gözler gibi beklemek de bizlere düşüyor. Beklerken de o güzel şarkıyı mırıldanıyoruz eminim birçoğumuz. 

Değdi saçlarıma bahar küleği…

Total
274
Shares