|
|
Marie Claire Türkiye
ANASAYFA
EDİTÖRDEN HABERLER
MODA
GÜZELLİK
LİFE STYLE
SÖYLEşİ
YAşAM
YARIşMALAR
Video
BU AY DERGİDE
Baudelaire onu; 'sıfatların şehri' olarak tanımlıyor. Tıpkı sakinleri gibi.
Marie Claire Nisan 2009

İnce ve zarif bedenleri ile bir kaldırım kahvesinde sanat, politika, moda ve aşkı tartışan, Eiffel'in gölgesindeki irili ufaklı butiklerde moda tutkularını tatmin eden, şehrin bohem mahallelerinde yasak aşklar yaşayan, 'şarapta hayat vardır' diyen yeni nesil Parizyenler de artık dünyaya açılmaktan çekinmiyorlar.

Paris
değişiyor... Kendilerini Fransız'dan çok Parizyen olarak nitelendiren ve hisseden, ancak dünya vatandaşı olmayı da hedefleyen yeni bir nesil geliyor. Farklı dilleri konuşmaya daha açık, şehir ile özdeşleşen, hiçbir zaman aşırı uçlarda olmayan, kimi zaman küstah, entelektüel, kibirli, milliyetçi, aynı zamanda da oldukça şık, zarif ve geleneksel olan yeni Fransızlar yavaş yavaş zincirlerini kırmaya başladı. Önce moda dünyasında başlayan bu yeni açılım şu günlerde müzik ve sinema dünyasını da etkisi altına almaya devam ediyor. Yeni nesil Parizyenler, aralarına farklı etnik kökenlerden kişileri kabul ederken, klasik çizgilerinden de sıyrılmaya çalışıyorlar. Dahası; Parizyen tanımlaması içine artık Paris'te yaşayan İngilizler, Amerikalılar ya da İtalyanlar da dâhil ediliyor. 'Hiçbir zaman Fransız olamazsınız fakat Parizyen olabilirsiniz' söylemini kanıtlarcasına... Fransa'da şu günlerde yaşanan sosyal değişimlere ve ön plandaki isimlere bakacak olursak, bu yönelişi daha net görebiliriz. Amerika'da yaşadığı yıllarda içine kapanık ve depresif bir kişilik sergileyen Marc Jacobs, Paris'e yerleşmesi ile birlikte hayatının olumlu yönde değiştiğini dile getiriyor. Louis Vuitton'un Kreatif Direktörü ilan edildikten sonra, önce gözlüklerinden kurtulup, saçını kestirdi; ardından da spor yapmaya başlayarak çok daha maskülen bir görünüme büründü.

Ancak yine de Fransızları fazla sevmiyor. Jacobs; Interview Dergisi'ne verdiği bir röportajda hiç çekinmeden; "Parisliler moda kültürleri ile fazla övünüyorlar. Aslında garsonlarıyla da övünürler. Biliyor musunuz, Amerikalılardan çok farklı bir hiyerarşi anlayışları var" dese de, hiçbir Amerikalının yapamadığını yaparak Paris'e yerleştiğinde, kendini dışlanmış hissetmedi ve içe kapanık bir hayat sürdürmekten de vazgeçti. Hatta moda dünyasını o günlerde şaşırtmaya başladı. Louis Vuitton'a hazırladığı radikal koleksiyonlar, dergilere verdiği çıplak pozlarla sadece bir tasarımcı olarak anılmaktan sıyrılarak, bir ikon halini aldı.

Moda dünyasının 'yaramaz çocuğu' bununla da yetinmedi! Yeni sezon kampanyasında; Fransız kültürünü hafif alaya alarak, milenyumun belki de en dâhice keşfi olan Photoshop'un kullanılmasına izin verdi.

'Zarafet' denince akla ilk gelen isimlerden biri olan Grace Kelly'nin kızı Monako Prensesi Stephanie de, unvanını bir kez daha umursamayarak Fransız Vogue Dergisi'nin siyah beyaz kapağı için tekrar 80'lerdeki umursamaz asi kadın imajına büründü. Çekim büyük ses getirmesine rağmen eleştiri oklarına da hedef olurken, Stephanie kendini hep bir Parizyen olarak hissettiğini dile getirdi. Günümüzde artık birçok Fransız da, Parizyen olmayı Fransız olmaya tercih ediyor. Örneğin pop müziğinin yeni Marianna Faithfull'u olarak nitelendirilen Mareva Galanter, Audrey Tatou, Anna Mouglalis gibi....

Tıpkı bazı Amerikanların; İtalyanların hatta İngilizlerin dahi Parizyen olmaya çalışması gibi. Tahiti Papeete'de doğan Mareva Galanter, 18 yaşına geldiğinde model olma hayali ile Fransa'ya yerleşmiş. Önce Miss France seçilip, ardından da Avrupa'yı dans ettirmek üzere özel bir diskotek açmış. Ancak her ikisi de yeterli gelmemiş kendisine. Galanter şimdi de; Happy Fiu adlı ilk albümüyle harikalar yaratıyor. Simsiyah saçları, bembeyaz teni, maskülen fakat son derece seksi giyim tarzıyla kısa sürede dikkati üzerine çeken şarkıcı, bir Fransız olmamasına rağmen tam bir Parisli gibi yaşıyor. Yani o da hayatın tadını çıkarmayı iyi bilenlerden... Vogue Dergisi'nin Genel Yayın Yönetmeni Carine Roitfeld için de benzer şeyleri söyleyebiliriz. Roitfeld Telegraph Gazetesi'ne verdiği bir röportajda; "Ben Fransız değilim. Parizyenim. Fransızları sevmiyorum" açıklamasını yapmıştı.

Rusya'dan Fransa'ya göç eden bir film yapımcısının kızı olan Carine Roitfeld, moda dünyasına ilk adımı 18 yaşında modellik yaparak attı. Daha sonra modelliğin kendine uygun olmadığına karar vererek kamera arkasına geçti. Fotoğrafçılara asistanlık ve akabinde de moda editörlüğü yaptı. Hatta Tom Ford ve Yves Saint Laurent için ilham kaynağı oldu. Şimdi birçok Parizyen ondan esinleniyor ve moda ikonu olarak kabul ediyor. Ancak onun da bir rakibi var; Carla Bruni! İtalyan olmasına rağmen, kısa bir sürede Parizyen kimliğini benimsedi. Modellikten şarkıcılığa, şarkıcılıktan first lady'liğe terfi ederek üstelik... Onun gibi geceyi seven, çılgın ve sıra dışı birinin, bir anda zarif bir Parizyene dönüşmesi oldukça şaşırtıcı. Üstelik Bruni, bu değişim sürecinde kendisiyle birlikte Nicolas Sarkozy'nin de değişmesini sağladı. Fransızların klasik başkanlarından farklı olan Sarkozy, dünya basının sempatisini kazanmakla kalmadı, hatta hiç çekinmeden eşiyle birlikte Vanity Fair Dergisi için Annie Leibowitz'e poz verdi.

Parizyenlerin içlerinde birtakım zıtlıkları barındırdıkları da bir gerçek! Versailles'a özgü lüksün rock karaktere bürünmesi, yalınlığın görkemli bir şekilde rafineleştirilmesi, herhangi bir görünümü adapte ederken dahi klişelerden uzak hareket etmek, moda diktatörlüğüne karşı başkaldırırken bir yandan da onu aşkla beslemek bu akımın başlıca özellikleri arasında yer alıyor. En önemli koşul ise incecik bir bedene sahip olmak! Ancak bunu yaparken şarabınızdan ve çikolatanızdan asla vazgeçmemelisiniz. Zira ikisine de 'hayır' diyen bir Parizyen düşünülemez! Belki sadece baget ekmeğinizden fedakârlık etmeniz mümkün olabilir.

Zayıflıktan bahsetmişken, Sonia Rykiel'i de es geçemeyiz. Moda dünyasında 'fashionista' kelimesi henüz telaffuz edilmezken, kızıl ikona renkli trikoları ile kadının tarzına bambaşka bir boyut kazandırmıştı. 'Fransız tarzı' denilince akla ilk gelen isimlerden biri olan Sonia Rykiel, kariyerinin 40. yılını Paris Les Arts Decoratifs'deki özel bir sergi ile kutladı. Parizyen kimliğini koruyarak tasarım yapan Rykiel; "Güzel olmak için ışıldayan bir yüzünüz ve kendinizi içinde rahat hissettiğiniz bir vücudunuzun olması yeterli. Böylece gerçekten başarılı bir elbise insanın aklında; 'Ne kadar şıksın' düşüncesi yerine, 'Ne kadar güzelsin' düşüncesi uyandırır" diyerek, bir de sırrını açıkladı.

Güzel çirkinler...
Fransızlar sahip oldukları giysileri kuşaktan kuşağa aktarılacak bir tür miras olarak görüyorlar. Dahası; en sade tasarımı dahi sofistike ve zarif kılmayı da başarıyorlar. Peki ya vazgeçilmezleri? İpek eşarp, haki tonlarda ceket, siyah mokasen, twin set, inci ya da zincir kolye, minimal ve kullanışlı çantalar, babet ayakkabı... Gerekmedikçe asla sneaker kullanmıyorlar. Saçları ise ya açık ve dağınık ya da ensede topuz şeklinde. Vücutlarının hangi bölgelerini ortaya çıkarmaları gerektiği konusunda da çok zekiler.

Gerçek Parizyenlerin iki gruba ayrıldığını da hemen belirtmemiz gerekiyor! İlk gruptakiler Anna Mouglalis misali şık giyinerek kendilerine olan güvenlerini artırmaya çalışan kadınlar, ikincisi gruptakiler ise 'güzel çirkin' olarak nitelendirilenler. İkinci gruba dâhil olan kadınlar aşkta yalnız kalmayıp, giydikleri en sıradan kıyafeti dahi farklılaştırabiliyorlar. Siyah deri ceketler, üste oturan dar elbiseler, kabartılmış ya da dağınık saçlar en dikkat çeken stil ayrıntıları arasında...

Parizyen tarzı adapte etmeye çalışanların alması gereken önemli bir ders daha var; alışkanlıkları ile övünmek... Fransızlara nazaran oldukça farklı olsalar da, köklerine çok bağlılar. Dünya genelinde bilgisayara 'computer' denirken, onlar hâlâ 'l'ordinateur', mouse'a ise 'le souris' diyorlar. Şehre yerleşen yabancıların da bu kurala uymaları bekleniyor. Paris'e göç eden kişileri ağırlamak ve Fransız kültürüne, tarihine, köklerine adapte olmalarına tanıklık etmek Parizyenlerin en eğlenceli aktivitelerinden biri... Peki, bunu nasıl başarıyorlar? Geçmişin idollerini unutmayıp, arkalarından gelen takipçilere de aynı şansı tanıyarak! Örneğin İtalyan tasarımcı Stefano Pilati'ye Yves Saint Laurent'i, Alman tasarımcı Karl Lagerfeld'e Chanel'i, İngiliz tasarımcı John Galliano'ya da Christian Dior'u emanet edebiliyorlar. Üstelik bu değişim sadece moda dünyasında değil, sinema ve müzikte de yaşanıyor. Simone Signoret, Jeanne Moreau, Brigitte Bardot ve Catherine Deneuve gibi isimler klasikleşirken, bugün yerlerini Audrey Tatou, Chiara Mastroianni, Ludivine Saignier, Anne Mouglalis ve Oscar ödüllü Marion Cotilliard aldı. Müzik dünyasında ise Serge Gainsbourg'un izinden hem oyuncu hem de şarkıcı olan Corelie Clemet gidiyor. Carine Roitfeld kızı Julia'ya, Jane Birkin ise Lou Doillon'a güzelliklerini miras bıraktı. Ancak yeni nesil çok iddialı olsa da hiçbir zaman eskileri unutmuyor.

Antonio Mancinelli



Galeri
 
 


Yorumlar
Siz de Yorumda Bulunun
Yorumda bulunabilmeniz için giriş yapmanız gerekmektedir


Ünlü oyuncu ile eşi Michael Douglas, Galler'de bulunan bir çocuk hastanesini ziyaret etti.
Ajan Salt filminde dublör kullanmayan Jolie, sette ufak bir kaza geçirmiş.
Ünlü oyuncu George Clooney, Emmy Ödülleri'nde hayırseverliğiyle konuşulacak.
2007'den beri birlikte olan çift en sonunda dünya evine girdi...
Elvis Presley'in mumyalanmasında kullanılan eşyalar açık arttırmayla satılacak.
Arama
Bu Ay Dergide
 
Kendine özgü cool çekiciliğinin yanı sıra gün geçtikçe genişleyen aile...
Marie Claire Video
 
Elie Saab Sonbahar/Kış 2010
Paris Moda Haftası - WireImage Video/Serimaj
Hemen İzle
ERDEM Sonbahar/Kış 2010
Chloe Sonbahar/Kış 2010
Editörden Haberler
 
Istanbul, 16 Temmuz-28 Ağustos...
 
MARIE CLAIRE DUYURULAR
 
Marie Claire
Defileler
 
2010-11
Sonbahar - Kış
Koleksiyonlarının
500 En Çarpıcı Modeli
 
BU HAFTA EN ÇOK OKUNANLAR
EN YENİ HABERLER
ANASAYFA
|
EDITÖRDEN HABERLER
|
MODA
|
GÜZELLIK
|
LIFE STYLE
|
SÖYLEŞI
|
YAŞAM
|
VIDEO
|
BU AY DERGIDE
|
GİZLİLİK
|
KULLANIM KOŞULLARI
|
BİZE ULAŞIN
|
KÜNYE
İlginizi Çekebilecek Diğer Dergilerimiz
|
|
|