|
|
Marie Claire Türkiye
ANASAYFA
EDİTÖRDEN HABERLER
MODA
GÜZELLİK
LİFE STYLE
SÖYLEşİ
YAşAM
YARIşMALAR
Video
BU AY DERGİDE
Herkes Tuğçe Kazaz'ı merak ediyor; evliliğini, inancını, neyi neden yaptığını...
Eski güzellik kraliçesi, model, oyuncu Tuğçe Kazaz ise 26 yaşında kendini, hayatı sorgularken bu sorulara karşı pek ilgili değil.

Hayatınızın nasıl bir dönemindesiniz?

'Değişim - dönüşüm' diyebilirim. Yeni başlayan bir şey değil bu aslında; yaklaşık dört yıldır böyle. 'Ben kimim?' diye sorduğum noktadan itibaren başlıyor. Eskiyi söylemeyeceğim, geçmişi konuşmak çok hoşuma gitmiyor ama ilk öyle başladı. "Ben kimim? Tuğçe kimdir?" Dışsal etkenlerden çok içinde ne vardır; neden korkar, neden rahatsız olur, içindeki sevgiyi nasıl bulabilir ya da her ne his yaşıyorsa onları nasıl sevgiye dönüştürebilir?

Bunu tetikleyen bir neden var mıydı?
Vardı tabii. Tetikleyen şey tüm yaptıklarımdan hoşnutsuzluk hissetmeye başlamamdı. Yaşadıklarımın haricinde başka bir his arıyordum. İçimdeki sesi diyelim...

Mesleki anlamda mı?
Her anlamda. "Mutsuzluk" diyebilirim genel olarak. O dönemde New York'a gitmeye karar verdim. İçinde olduğunuz zaman, bazı şeyleri görmek zorlaşıyor. Çıkıp uzaktan bakmak, sessiz sakin kalmak gerekiyor. Şu anda tek başıma kaldığım zaman sessiz sakinim ama o dönem bunu başaramıyordum. New York'a gittim, ardından Yunanistan'a ve tekrar şimdi buralardayım.

Değişim derken neden bahsediyorsunuz tam olarak?

Her şeyden önce kendimize olan sevgiden bahsediyorum. Tanrıya olan sevgiden başlıyorum ben. Huzur ve sevgiden... Ondan sonra sevgi verebiliyorsun. Almak istemeyen birine sevgi de veremiyorsunuz. Geçen gün bir kitap okudum ve başka bir bakış açısı getirdi, 'Sevgi almak istemeyen birine sevgi verdiğiniz zaman aslında bilinçaltında o kişiyi kontrol etmek istiyorsunuz. Sevgi vererek, onu istediğiniz hale getiriyorsunuz.' İlginç değil mi?

Ailenizle, aileye dönüşen yakınlarınızla ayrı düştüğünüz oluyor mu bu değişim sürecinde?
İnsanlar beni sevmiyorlarsa, yanımda olmasınlar zaten. Ben değişmek istiyorum, bu yola çıktım ve o yolda yürümek istiyorum. Bu da aslında onlara duyduğum sevgiden dolayı söylediğim bir şey. Ama ben böyleyim. 'Ayrılık' demiyorum hayatta yaşadığım hiçbir şeye.

Yunanistan'da her şey yeniydi sizin için. Hem evlilik, hem yeni bir dil...

Evet, her şey yeniydi...

Orada yeni bir hayat kurmaya çalışırken İstanbul hep dönüp geleceğiniz bir yer olarak mı duruyordu?
Herhalde öyleymiş ki öyle oldu. Aklıma geliyordu; düşünüyordum. Hep düşündükleriniz oluyor zaten. Turist gibi gidip geliyordum. Her gelişimde başka yönlerini keşfetmeye başladım İstanbul'un. Başka türlü görmeye, büyüsünü keşfetmeye başladım. Hayatımda öyle bir yerdeydi; her zaman düşünüyordum gelmeyi ama orası da çok keyifliydi o dönem için. Hayatımda olmaya devam etmesini istediğim bir yer. Sonuçta yaşanmışlık var üstünde ve benim de sevdiklerim var oralarda.

Yunanistan'a ilk gidişinizde neler hissetmiştiniz?

Huzurlu ve mutlu hissettim. Bir de garip, büyülenmiş gibi...

Rahatlatıcı bir his miydi tanınmamak, anonim olmak?
Tabii ki rahatlatıcı. Anonim olmamak da rahatlatıcı aslında. Garip bir his aynı zamanda. Sonra şuna karar verdim; işsiz de olsam tam ve bütün olmak istiyorum. İşim olmadan, meşhur olmadan sadece Tuğçe olarak, bir varlık olarak güvende olmak istiyorum. Bunu gösterdi bana; her yerden dersler, deneyimler geldi. Hala da devam ediyor. Bunun yaşadığınız şehirle alakası yok. Okyanusları geçseniz de bütün yaşadıklarınız sizinle geliyor.

Orada iş hayatınız oldu mu?
Çalışmayı denedim fakat modellik yapmak yerine başka şeyler yapmak istedim. İlk başta Milano'yu tercih ettim; Milano modellik yapıyorsanız çalışabileceğiniz iyi bir nokta. İşin iyi yapıldığı, başarılı insanlarla çalıştığım bir yerdi. Yunanistan'da kapak çektim, moda çekimi yaptım ama sonra dedim ki; 'Burada bunu değil, başka şeyler yapmak istiyorum.' Buna karar verdikten sonra çalışmadım.

Ya oyunculuk?
Oyunculuk için dil gerekiyor; tabii eğer bir yabancıyı oynamayacaksan... Yunanistan'da teklifler geldi ama istemedim; hoşuma gitmedi projeler. Sadece bir tiyatro oyununda beş dakikalık rolüm oldu. Yunanca oynadım; sonradan öğrendiğim bir dil, ilk defa tiyatro sahnesine çıkıyordum. Enteresan, güzel deneyimlerdi.

Hayata mı bırakırsınız her şeyi?

Evet bırakıyorum, artık teslim oldum. Teslim olmak güzel bir şey, çok keyif alıyorum. Ne gelecekse 'kabul' diyorsunuz. Film çekimi için İstanbul'a geldim ve kalmaya karar verdim. Bir şey içimden; 'Buralarda olman gerekiyor, kal' dedi. Bundan sonra ne olur bilmiyorum. Hayalini kurduğum şeyler oluyor tabii. Bazen Paris'te modellik yaparken hayal ediyorum kendimi; bazen şarkı söylerken... Eylemde de bulunuyorum; bir şey geliyor kafama onu eyleme dönüştürmeye çalışıyorum. Bu ev de öyle oldu. İçimden çok istediğim bir şeydi. Hayal ettim; oldu.

Oyunculukta heyecanlandıran ne sizi?

Başka bir insanı anlamak, o olmak. Yürüyüşü, konuşması geliyor sonradan. Ben ilk kayıt anına kadar ne çıkacağını bilmiyorum. Hazırlanıyorum ama asıl 'kayıt' dendiği anda çıkıyor her şey. İyi ya da kötü bilmiyorum, ama gerçek o benim için. 'Kayıt' dendiği anda oynamak, başka bir dünyaya girmek, yanındaki adamı sevgilin olarak hissetmek hoşuma gidiyor. Oyun oynamak kısacası ama asıl önemli olan benim için bu işi çok severek yapıyor olmam. Hem bir şeyi severek yapıyorum hem de üç yıllık bir eğitim benimki...

Nasıl bir eğitim?
Devlet konservatuarı mezunu bir insanla yaşadım. O yüzden hem ruh, hem akıl, hem bakış açısı, hem oyunculuk adına bütün bu aldığım eğitim, özümsediğim şeyler aslında oradan bana geçti.

Siz neler yapıyorsunuz modelliğin, oyunculuğun yanı sıra?
Yoga yapıyorum. Kitap okuyorum; bana beni hatırlatacak şeyleri okumayı seviyorum. Hayatın gönderdiği mesajları okumayı seviyorum.

Ne gibi mesajlar?

Mesela bir soru soruyorum; sonra kafamı kaldırıp tabelaları okumaya başlıyorum. Tabelada yazanların kodlarını çözmeye çalışıyorum hayatımla ilgili. Ben meleklerimiz olduğuna ve bize cevaplar verdiklerine inanıyorum. Bazen bir şarkıdan bazen bir plakadan; algı alanımız içinde olan her şeyden bize anlatmaya çalışıyorlar. Bir de niyet önemli. Biz insanlar güçlü varlıklarız; istediğimiz her şeyi elde edebiliriz. Çünkü içimizde tanrıdan bir parça var. Biz onun kıvılcımlarıyız... Böyle bir oyun alanım var. Başka ne yapıyorum? Şarap içmeyi çok seviyorum. Güzel bir şarap ve beraberinde getireceği muhabbeti seviyorum. Sohbet etmeyi seviyorum.

Kendinizi anlatmayı?
Kendimi anlatmayı, ifade etmeyi yeni yeni öğreniyorum. Şöyle bir yeteneğim var; bir hedef koyduğumda, bir şekilde nasıl oraya gideceğimi biliyorum. Çevremdeki insanların da ne istediklerini gördüğüm zaman, onların nasıl gideceklerini de biliyorum; anlatmak istiyorum. Bu yüzden sohbet etmeyi seviyorum. Yürüyüş yapmayı, hayvanlarla uğraşmayı seviyorum. Rebetika dinleyip söylemeyi seviyorum...

Eda Göklü Fotoğraflar: Emre Ünal / Studio Styling: Bahar Kongel

Mart 2009




Yorumlar
Siz de Yorumda Bulunun
Yorumda bulunabilmeniz için giriş yapmanız gerekmektedir


2004 Kâinat Güzeli Jennifer Hawkins; 2010 yılında bu kez Marie Claire'in yüzü olarak karşımızda. 26 yaşındaki Avustralyalı model stiline dair ipuçlarını bizimle paylaşıyor.
23 yaşındaki oyuncuyu yeni sezonda sürpriz bir projede başrolde görmeye hazırlanırken, ilk kez gerçekte kim olduğunu ve hayallerini öğrenme şansını elde ediyoruz.

"Kendimi en sade ve duru halimle görmek isterdim..."
"En gösterişli tasarımı giyerdim..."
"Kırmızı halıda en iyisi cesur olmak!"
Arama
Bu Ay Dergide
 
Kendine özgü cool çekiciliğinin yanı sıra gün geçtikçe genişleyen aile...
Marie Claire Video
 
Elie Saab Sonbahar/Kış 2010
Paris Moda Haftası - WireImage Video/Serimaj
Hemen İzle
ERDEM Sonbahar/Kış 2010
Chloe Sonbahar/Kış 2010
Editörden Haberler
 
Istanbul, 16 Temmuz-28 Ağustos...
 
MARIE CLAIRE DUYURULAR
 
Marie Claire
Defileler
 
2010-11
Sonbahar - Kış
Koleksiyonlarının
500 En Çarpıcı Modeli
 
BU HAFTA EN ÇOK OKUNANLAR
EN YENİ HABERLER
ANASAYFA
|
EDITÖRDEN HABERLER
|
MODA
|
GÜZELLIK
|
LIFE STYLE
|
SÖYLEŞI
|
YAŞAM
|
VIDEO
|
BU AY DERGIDE
|
GİZLİLİK
|
KULLANIM KOŞULLARI
|
BİZE ULAŞIN
|
KÜNYE
İlginizi Çekebilecek Diğer Dergilerimiz
|
|
|