Seren; Marie Claire'e neden anne olmak istediğini, geçmişin izlerini ve umutla baktığı geleceğini anlattı.
Nasıl bir dönemindesiniz; güne nasıl uyanıyorsunuz bugünlerde? İnsanın hayatında üst üste yaşamış olduğu olumsuzluklar olunca, her şeye sil baştan başlamak zor geliyor. Çünkü emek veriyorsunuz, geçen zamanla birlikte o kurduğunuz ileriye dönük hayalle yaşıyorsunuz ve onun olacağına inanıyorsunuz. O süreçte geliştirdiğiniz bütün beklentiler, yaptığınız fedakârlıklar bir anda elinizden gidince ve bu hayatınızın üç dört yılını kapsadığı zaman çok demoralize oluyorsunuz ama benim güzel bir huyum var; bertaraf edebiliyorum her şeyi. Çok fazla düşünmemek için çaba sarf ediyorum. O yüzden sil baştan başlamak çok zor ama imkânsız değil. Hayatı yakalamak zorundayım. Bu üç dört yıl benim için her anlamda kayıp. Mesleğimden uzak kaldım, çocuk için bedenimle alakalı çok hasar gördüm. Bu durum eşimi de çok zorladı. O ne kadar mülayim, sessiz sedasız hep beni destekleyen bir güç de olsa, çok üzüldü. Onun üzüntüsü de bana bir kambur oldu. 7 Nisan'da, çocuğumu kaybettiğimin bir gün öncesi doğum günümdü. O gün ve ondan sonraki on beş gün, hiç yaşamadım. Bir önceki hamileliklerimde çocuğu görmemiştim. Bu sefer gördüm. Ona dokundum, sevdim. Yaşayacağına da inandığım, inanmak istediğim için bütün bunları kabullenip tekrardan yoluma devam etmek çok zor oldu.
Ne ifade ediyor sizin için anne olmak, çocuk sahibi olmak? Kendi yaşayamadıklarımı, kendi annemle paylaşamadığıma inandığım şeyleri çocuğuma geçirmek anlamına geliyor. Annem de iyi bir anneydi ama benim eksik olarak gördüğüm şeyler vardı. Kendi doğru bulduğum şekilde büyütmek istiyorum çocuğumu.
O yüzden mi biraz inatla çocuk sahibi olmak istiyorsunuz? İnat şu; annemin hiçbir alakası yok aslında. Çok mutlu bir evliliğim var. Ben hep sevmenin önemli olduğunu düşünürdüm ama eşimi tanıdıktan sonra sevilmenin çok daha önemli olduğunu anladım. Çünkü huzurlu oluyorsunuz, ilişkiyi götürmek için yıpranmıyorsunuz. Bu büyük zenginlik. Musa çok yalın bir çocuk. Bu kadar şefkatle eşine sarılan bir çocuğun çok iyi de bir baba olacağını düşünüyorum. Bizim beşinci yılımız. On köpeğimiz olacağına bir çocuğumuz olmalı. İyi bir flört dönemiydi, evliliğe hazırdık. Evlilikten sonra artık tam teşekküllü bir aile olmak için çocuk yapmaya hazırdık. Olmayınca eksiklik hissetmeye başladık. Birinci seferde 'şanssızlık' dedik. İkinci seferdeki darbeden sonra olay kronikleşti bizde. 'Ne yapacaksak yapalım, çocuğumuz olacak'a ikinci çocuğu kaybettikten sonra karar verdik. Zaten hemen bir ay sonra hamile kaldım.
Nedir temel olarak sorun? Kanım pıhtılaşıyor. Çocuğa giden damarlarda pıhtı oluyor ve beslenemiyor. Tabii daha önce iki hamilelik geçirdim, kilo aldım, kilo alınca tansiyonum çıkmaya başladı. Tansiyonum anormaldi; hastaneye yetiştirilmeseydim beyin kanamasından gidiyordum.
Yeniden hamile kalmayı düşünüyor musunuz? Çok istiyoruz. Biz çok iyi arkadaşız her şeyden önce. Beraber çok gülen, çok eğlenen bir çiftiz. Bazıları arkadaşlarıyla, çevresiyle yaşar. Biz baş başa yaşamaktan mutlu oluyoruz. Erkekler sıkılır, erkek arkadaşlarıyla maç seyretmeye gitmek ister... Musa tam hanım köylü olduğu için biz hep evdeyiz. Hamileliğim boyunca öne eğilemedim, o çorabımı giydirdi. Banyoya girer çıkarım saçımın arkasını kurutamam; küçüklüğümden beri hep annem kurutmuş. Musa muhakkak duş aldıktan sonra saçlarımı kurutur üşütmeyeyim diye. Dolayısıyla böyle bir eş, baba olmayı çok hak ediyor. Benim anne olmamdan daha fazla o baba olmayı hak ediyor. O yüzden biz çocuk yapacağız ama ben bir kez daha deneyeceğim o kadar. Sonra bir daha denemeyeceğim hayat boyu. Tek kurşunum var. Bu yolculuğa son kez çıktığımı bildiğim için çok iyi bir dönemde deneyeceğim.
Sizin annenizle ilişkiniz nasıldı? Ne kadar etkisi vardı annenizin seçimlerinizde? Çok etkisi vardı! Annem çok baskın ruhlu, dominant bir anne; o yüzden ben çok geç büyüdüm. Hatta; 'Musa ile evlendikten sonra büyüdüm' diye düşünüyorum. Çünkü hâlâ tek başıma bir şey yapamam; karşıdan karşıya geçemem, tek başıma bir restoranda oturamam, bir arkadaşım olmadan bir yere gidemem...
2004 Kâinat Güzeli Jennifer Hawkins; 2010 yılında bu kez Marie Claire'in yüzü olarak karşımızda. 26 yaşındaki Avustralyalı model stiline dair ipuçlarını bizimle paylaşıyor.
23 yaşındaki oyuncuyu yeni sezonda sürpriz bir projede başrolde görmeye hazırlanırken, ilk kez gerçekte kim olduğunu ve hayallerini öğrenme şansını elde ediyoruz.