Mahremiyetin ortasında yaşanan bazı "hassas" durumları mümkün olduğunca az sıkıntıyla atlatmak aslında zor değil...
Marie Claire Kasım 2009
Her kadın, cinsel hayatında karşı karşıya kalabileceği belli başlı sorunları, kendisinden ya da partnerinden kaynaklanabilecek fiziksel ve psikolojik problemleri az çok bilir. Eğer seks konusunda kendini yetiştirmiş ve belli bir tecrübe düzeyine erişmişse, bu sorunlarla başa çıkmayı da başaracaktır. Oysa daha az bilinen, çok daha sık karşılaşılan küçük ve anlık sıkıntılardır. Yatak odası; her ne kadar kişilerin en çıplak oldukları yer gibi görünse de, o çıplaklığın verdiği bir kırılganlıkla aynı zamanda da savunma mekanizmalarının en yoğun çalıştığı ortamdır. Zira canımızı sıkan her neyse, bunu partnerimizle paylaşmamız, açık açık konuşmamız o kadar da kolay değildir. Onu incitmekten, uygunsuz ya da çocukça sözler etmiş olmaktan, sevişmenin büyüsünü kaçırmaktan korkarız.
Peki bu kritik anları kendi kendimize atlatmamız mümkün mü? Yoksa bütün cinsel hayatımızı, cevabını bir türlü öğrenemediğimiz sorular sorarak mı geçireceğiz? Tabii ki hayır! Yatakta yaşanan hassas durumları atlatmanın yolu, kesinlikle paniğe kapılmadan, kendimizi ya da karşı tarafı suçlamadan, ağlayıp sızlamadan, yaşadığımız durumu objektif bir gözle analiz etmekten geçiyor. İşte size seks sırasında kadınların en fazla düştükleri zor durumlardan bazı örnekler ve bu durumları olay büyümeden atlatmaya yönelik küçük öneriler.
"Bazen sevişmenin en güzel yerinde birdenbire içimdeki isteğin sönüp gittiğini hissediyorum. Bu durumda seksi yarıda kesmek mi gerekir?" Yukarıdaki ruh halinin benzerini yaşayan pek çok kadın, böyle bir durumda seksi yarıda kesmenin partnerine haksızlık olduğunu düşünüyor ve artık zevk almadığı halde sevişmeye devam ediyor. Aslında bunun en önemli nedenlerinden biri de, kadının kendi içindeki isteğin neden birdenbire yok olup gittiğini anlayamaması ve anlayamadığı bir şeyi de karşı tarafa açıklayamayacağını düşünmesi. Oysa kadın vücudunun ve bu vücudun tepkilerinin, o kadının kendisi için bile bir muamma olduğunu hepimiz iyi biliriz. Kadınlarda zevk ve fiziksel tepki mekanizması, erkeklerdeki gibi tek ve şaşmaz bir hat üzerinden işlemez ve çok daha karmaşık, çok daha labirentimsi bir yapıya sahiptir. Dolayısıyla seksin tam ortasında yaşanan istek kaybının, kişinin kendi vücudu konusundaki güvensizliğinden ortalıkta dolanan minik bir sineğin vızıltısına kadar çok çeşitli sebepleri olabilir. Fakat burada esas önemli olan artık o noktadan sonra sevişmeyi bırakmaktır. Çünkü bir kadının önce kendine, sonra beraber olduğu erkeğe yapabileceği en büyük haksızlık, rol yapmak olacaktır. Erotizm; kişinin bir an önce bitirmesi gereken bir görev değildir ve iki kişi arasındaki bu paylaşımın tamamen dürüstlük temelinde şekillenmesi gerekir. Eğer bu tarz bir sorun ile karşı karşıya kalırsanız sevişmeyi hemen kesin ve partnerinize durumu açık bir şekilde anlatın. Anlayıp anlamamak onun sorunu ama unutmayın, siz kendi zevkiniz için o yataktasınız ve eğer zevk alamıyorsanız, zaman kaybetmeye hiç gerek yok. "Sevişmenin en güzel yerinde oyunbozanlık ediyorum" diye düşünmeniz de gereksiz; zevk almıyorsanız, demek ki zaten sizin için orası sevişmenin en güzel yeri değilmiş!
"Regl olduğumu ilk kez seks yapacağım bir erkeğe nasıl anlatabilirim?' Kadınların regl döneminde olduklarını gösteren birçok belirti var; yüzdeki münasebetsiz sivilceler, saçlardaki cansızlık, asabileşmek, tatlı krizi yaşamak, şişkinlik gibi. Ancak bu belirtileri sadece bizler fark edebiliriz. Bir de ilişkinin ileri aşamalarında tecrübe kazanan erkek arkadaşlar! Ancak yeni bir ilişkiye başladıysanız, regl döneminde olduğunuzu yatağa girerken partnerinize belli etmeye çalışmak yerine açık açık söylemeniz en doğrusu olacaktır. Yani onun tamponu bulmasını beklemektense; 'Şu anda regl dönemimdeyim, rahatsız olur musun?" diye sormanız çok daha nazik bir davranış. Düşündüğünüzün aksine, çoğu erkek bu açıklamayı hiç de itici bulmayacaktır. Eğer karşınızdaki erkeği henüz iyi tanımıyorsanız, onun regl dönemi karşısındaki tutumunu bilmiyor olabilirsiniz. Bundan hoşlanmadığını ifade ederse, onu zorlamaz ve ikiniz de birkaç gün daha beklersiniz. Ancak aldırmıyorsa sevişmenize kaldığınız yerden devam edebilirsiniz.
"İlişkinin ertesi sabahı, beraber olduğum erkekten gitmesini istemem kabalık mı?" İşte seks sırasında değil ama seks sonrasında yaşanan kritik anlardan biri! Ne de olsa kendine saygısı olan bir kadın, tek gecelik ilişkilerde bile belli bir adaba uygun davranmalı. Dolayısıyla ona daha uyanır uyanmaz; "Hadi sana güle güle" demeniz pek de hoş kaçmayacaktır. Bu durumda, ne yazık ki açık olmak yerine dolambaçlı yoldan ilerlemek durumundasınız. Örneğin kesinlikle sabah kalkıp kahvaltı hazırlamayın; çünkü bu onu biraz daha kalma konusunda umutlandıracaktır. En iyisi; "Benim bugün erken çıkmam gerekiyor, önemli bir randevum var" diyerek hazırlanmaya başlamanız. Böylece o da evi terk etmesi gerektiğini anlayacaktır. Ancak; "Sen git gel, ben beklerim" demek gibi bir rahatlık içine girerse, "Akşama kadar dışarıda olacağım, beraber çıksak daha iyi olur" demekten de çekinmeyin. Unutmayın, orası sizi eviniz!
"Yatakta konuşmak ya da zevkli sesler çıkarmak çok güzel ama nereye kadar?" Aslında bu hem partnerinize hem de bulunduğunuz ortama bağlı. Ancak biraz daha kontrollü davranmanızda da fayda var. Örneğin müstakil bir villada "şarkınızı" çok daha rahat söyleyebilirsiniz! Partnerinize gelince... Çoğu erkek, birlikte olduğu kadının sevişmeden zevk aldığını gösteren sözler söylemesinden ve sesler çıkarmasından bir hayli hoşlanır. Fakat yatakta öyle anlar vardır ki, sessizliğin paylaşılması ve bedenlerin konuşması daha hoştur. Partnerinizin her dokunuşuna bir yorum yapmanız gerekmez. Vücudunuz zaten sizin adınıza bu karşılığı fazlasıyla verecek ve birlikte olduğunuz erkek de bunu açıkça görecektir.
"Prezervatif konusuyla kim ilgilenmeli?" Yatağa giren her erkek, prezervatif takması gereken noktayı bilmek zorundadır. Dolayısıyla bu korunma yöntemini uygulamak esasen partnerinizin görevi. Fakat bu tabii ki sizin kendinizi tamamen bırakabileceğiniz anlamına da gelmiyor; özellikle yeni tanıdığınız bir erkekle birlikteyseniz. Unutmayın, onun korunma konusundaki küçük bir ihmali, sizin için son derece büyük ve can sıkıcı sonuçlar doğurabilir. Dolayısıyla, prezervatif konusunda esas sorumluluğu ona vermekle birlikte gözünüzü açık tutun ve onun bu sorumluluğu yerine getirdiğinden emin olun. Aynı şekilde seks bittikten sonra da partneriniz içinizden çıkarken prezervatifi orada bırakmadığından emin olun. Bunun dışında, kendinizi daha iyi hissetmenizi sağlayan ya da diğerlerinden daha fazla hoşunuza giden bir prezervatif markası ya da türü varsa, bunu birlikte olduğunuz erkeğe söylemekten de çekinmeyin. Bu konudaki önerilerinizi dikkate almaktan büyük memnuniyet duyacaktır!