|
|
Marie Claire Türkiye
ANASAYFA
EDİTÖRDEN HABERLER
MODA
GÜZELLİK
LİFE STYLE
SÖYLEşİ
YAşAM
YARIşMALAR
Video
BU AY DERGİDE
Hakan Karahan...Onu romanları, denemeleri ve oyunculuğuyla tanıyoruz. Şimdi yine bir sinema filminde, Kaptan Feza'da karşımızda...
Hakan Karahan'ı tanımak için yine ona başvurmak gerekiyor; "Ben korkudan cesaret buldum. Tam içime döndüğümde, hayatımın sonuna kadar bu monotonlukta olamayacağımı gördüm." Robert Koleji, Miami'de işletme eğitimi, finans sektöründe uzun yıllar derken her şeyi bıçak gibi kesen bir adam...

Marie Claire: Ne bekliyor bizi sinemada, Kaptan Feza nasıl bir hikâye?

Hakan Karahan: Kaptan Feza, macera-dram kurgusunda yazılmış bir hikâye. Bir mafya tetikçisi olan Ömer'in, yaşadığı hayattan kurtulmaya çalışması ve mafyanın buna izin vermeyip peşine düşmesi macera tarafını oluşturuyor. Dram tarafını ise, Ömer'in kaçarken yaralanıp sığındığı evde küçük Asu, babaannesi Solmaz ve onlara kol kanat geren komşuları Elif ile tanışması ve 24 saat içerisinde bu kişilerin hayatları ile ilgili çarpıcı gerçekleri birbirleri ile paylaşmaları oluşturuyor. Tabii ki bir aşk başlıyor. Fakat mafyanın adamları Ömer'in sığındığı evi gittikçe daralan bir çember altına alıyorlar. Filmin finalinde bir sürpriz var. Zaten bu sürprizi de filmin cümlesi çok iyi açıklıyor: 'Kul kurar kader gülermiş'.

M.C.: Projede hem yapımcı hem oyuncu olarak yer alıyorsunuz; nedir sizi bu filme çeken?
H.K.: Beni filme çeken, mafya tetikçisi Ömer'in alışılmış sert adam profilinin son derece dışında neredeyse şair ruhlu diyebileceğimiz bir karaktere sahip olması. Bu duyarlı insanın, çocukluğundan bu yana kendini yetiştiren, mafyanın içerisinde bir kader kurbanı olduğuna seyirciyi ikna eden bir kahraman olması filmi ilginçleştiriyor. Klasik macera filmlerinin çok dışında bir dramı içeren bu senaryo, beni hem yapımcı hem de oyuncu olarak filmin içinde olmaya ikna etti. Tabii ki senaryo Türkiye'deki en ustaca yazılmış senaryoların altında imzası olan Ümit Ünal'a ait...

M.C.: Kaptan Feza, Gölgesizler filminin ardından yönetmen Ümit Ünal ile ikinci ortak çalışmanız yapımcıyönetmen olarak. Hangi noktada buluşuyorsunuz Ümit Ünal ile, nasıl anlatırsınız ortak üretiminizi?
H.K.: Ümit bizim projelerimizden önce, zaten Teyzem, Berlin in Berlin, Piano Piano Bacaksız, 9, Ara, Anlat İstanbul gibi birçok enteresan senaryolara imza atmış bir yazar ve yönetmen. Biz Ümit ile aynı filmleri beğenen, yakın mizah anlayışına sahip, profesyonel çalışma çerçevesinde birbirinin işine karışmayan, hassas ve nazik insanlar olarak gerek set içinde, gerekse set dışında her zaman çok iyi anlaşıyoruz. Ben onun fevkalade bir yönetmen olduğunu düşünüyorum, oyuncu olarak gözüm kapalı kendimi ona emanet edebiliyorum, güveniyorum. O da benim yapımcı çıkarlarımı itina ile gözeterek projeleri gerçekleştiriyor. Ortak bir başka yönümüz de en kötü şartlar altında bile işin esprili tarafını görüp eğlenmeyi başarabilmek.

M.C.: Filmin, izleyiciyi hangi noktadan yakalayacağına inanıyorsunuz; seyirci ne ile karşılaşacak, yüzleşecek, nasıl ayrılacak sinema salonundan?
H.K.: Hikayenin gerçekliği seyirciyi yüreğinden yakalayacak. Evdeki küçük kız, babaanne ve komşunun 2000'li yıllarda hükümetin bir sürü insana acı verecek bir politikası ile hayatlarının nasıl kötüye doğru değiştiği, Ömer'in ise kendi hayatını doğru dürüst yaşamak adına ikinci bir fırsat aramak üzere kaderiyle nasıl savaştığı seyirciye ulaşacaktır diye umut ediyorum. Seyirci kahramanlık, fedakarlık, sevgi, cesaret, sadakat, dürüstlük ve kader gibi kavramlarla yüzleşecek, düşünecek ve sinemadan bir yumruk yemiş gibi ayrılacak.

M.C.: Gölgesizler'in ardından yine fantastik-sürreel öğelerin olduğu bir film hissi veriyor Kaptan Feza. Siz hayatı, gerçek hayat denilen şeyi nasıl algılıyorsunuz?

H.K.: Kaptan Feza, Gölgesizler ile mukayese edilemeyecek kadar bambaşka bir film. Gölgesizler'de sürreel öğeler kaçınılmaz olarak vardı çünkü Hasan Ali Toptaş'ın bu edebiyat eserinin muhteviyatı böyleydi. Kaptan Feza ise, sıradan insanların sıra dışı kahramanlıkları ile bezenmiş, küçük bir öykü ve özgün bir senaryo. İsmi sizi yanıltmasın, ama sürprizleri bozmamak için daha fazla bilgi veremiyorum... Gerçek hayatı nasıl algıladığımı ise her 10 yılda bir baştan sormanız gerekiyor. 50 yaşıma geldiğim bu dönemde, sadece yaşamış olduklarımla ve yaşayacaklarımla tatmin olmuş mutlu bir insan olmanın peşindeyim. Muhtemelen gençliğimde unvan, etiket ve maddiyat dönem dönem önem verdiğim kriterler arasına girmiştir. Eğer 60'ların yukarısına doğru yaşarsam sadece etrafımda sevdiğim insanların olması bana yetecek. Yine de hiçbir zaman benim gerçek hayat hakkındaki algılarımın hakikaten gerçekle bir ilişkisi olup olmadığını bilemeyeceğim.

M.C.: Kaptan Feza'nın konusu ve ardından sizin biyografiniz hakkında bilgi sahibi olunca, sizin hayatınızın da bir Kaptan Feza'sı olduğuna inanıyor insan; hayatınızda Kaptan Feza gibi idolleştirdiğiniz, hayranlık beslediğiniz bir kahraman var mı, oldu mu?
H.K.: Evimin duvarlarında Atatürk'ün resimleri var. Kütüphanemde ise Nietzsche, Oscar Wilde, Irvin Yalom, Oruç Aruoba, Elmore Leonard, Trevanian, Bernard Shaw kitapları her zaman ayrı bir yerde durur.

M.C.: Sinema hayatınızın neresinde duruyor?
H.K.: Yazı ve sinema hayatımın her tarafında... Bunlardan sonra müzik, spor ve kırmızı şarap geliyor. Hepsi birleştiğinde ileride çoluk çocuğa anlatacağım bol bol anılar birikiyor.

M.C.: Kaptan Feza olmak ister miydiniz? Birilerinin hayali kahramanı olmak?

H.K.: Ben birilerinin kahramanı olmak hep isterim, hayali ya da gerçek...

Galeri
 
 


Yorumlar
Siz de Yorumda Bulunun
Yorumda bulunabilmeniz için giriş yapmanız gerekmektedir


Cengiz Abazoğlu, kadınlar kendilerini bir geceliğine de olsa star gibi hissetsinler istiyor,bunu başarıyor da...
İşte karşınızda Akın Selim Akman! Süper yakışıklı, spor tutkunu, Ford Ajans'taki tek Türk model, yerinde duramayan, heyecanlı, hırslı, Florida ve Çeşme aşığı...
Gençlik, masumiyet, heyecan, cesaret ve yetenek... Bu özelliklere sahip olmaları Ebru, Serenay, Pelin ve Merve'yi Marie Claire sayfalarında taşıdı!
Doğa Rutkay... Annesi Nuran Duru'ya göre o bir 'aşk çocuğu.' Gerçekten de öyle...
New York'un en başarılı davet organizatörlerinden Antony Todd, ilk kez 12 yıl önce geldiği ve aşık olduğu İstanbul'da I Love Istanbul adlı bir dekorasyon mağazası açıyor.
Arama
Bu Ay Dergide
 
Yönetmen Rebecca Miller, son filmi The Private Lives of Pippa Lee'nin başrol o...
Marie Claire Video
 
Marakeş'te Moda Çekimi
Backstage
Hemen İzle
Demet Akalın'la Mart 2010 röportaj çekimi
Marc Jacobs Mercedes-Benz Moda Haftası İ/Y 2010
Editörden Haberler
 
Dünyaca ünlü tasarımcıların koleksiyonları Video bölümümüzde! ...
Editörden Haberler

 
MARIE CLAIRE DUYURULAR
 
2010 İlkbahar-Yaz Modası

Trendler, haberler
ve daha fazlası...

Bu ay Marie Claire'de!
BU HAFTA EN ÇOK OKUNANLAR
EN YENİ HABERLER
ANASAYFA
|
EDITÖRDEN HABERLER
|
MODA
|
GÜZELLIK
|
LIFE STYLE
|
SÖYLEŞI
|
YAŞAM
|
VIDEO
|
BU AY DERGIDE
|
GİZLİLİK
|
KULLANIM KOŞULLARI
|
BİZE ULAŞIN
|
KÜNYE
İlginizi Çekebilecek Diğer Dergilerimiz
|
|
|
|