|
|
Marie Claire Türkiye
ANASAYFA
EDİTÖRDEN HABERLER
MODA
GÜZELLİK
LİFE STYLE
SÖYLEşİ
YAşAM
YARIşMALAR
Video
BU AY DERGİDE
Şımarık bir çocuk, mükemmeliyetçi bir aktör ya da uslanmaz bir çapkın...
Hugh Grant'i tanımlamak o kadar da basit değil aslında. 50'sine yaklaştığı şu günlerde hayat ona yeni fırsatlar sunarken, o emekliye ayrılıp ilk romanını yazacağı günün hayalini kuruyor. Sarah Jessica Parker ile başrolü paylaştığı Did You Hear About the Morgans? vizyona girmek üzereyken, Hugh Grant'in 2010'a dair arzu ettikleri arasında ayrıca evlenmek ve çocuk sahibi olmak da var. Karizmasına, sivri diline, zekâsına, genlerinden gelen espri anlayışına rağmen, o da tek başına yaşlanmak istemiyor; dahası bunu itiraf etmekten çekinmiyor. Onu sevmemek gittikçe güçleşiyor. Eda Göklü

1-Gerçek Bir Aristokrat
Utangaç erkek rollerinin yıldızı, soylu bir aileden geliyor. James Murray Grant ile Fynvola Susan'ın oğlu olarak Londra'da Hammersmith hastanesinde dünyaya gözlerini açan Hugh Grant'in soy ağacı çok kalabalık. Tarihçiler Grant ailesini 'imparatorluk kuran, savaşçı, aristokrat, İskoç asıllı İngiliz bir aile' olarak tanımlıyorlar. İskoç kökenlerinde asker, doktor ve kâşifler dikkat çekiyor. İngiltere Başkanı Spencer Perceval da aile kütüğünde adı geçen karakterlerden biri. Grant'in büyükbabası İkinci Dünya Savaşı'nda ön saflarda savaşmış bir lider binbaşı. Babası ise bahriyeli. Emekli olduktan sonra bir halı şirketi kuran, golf ve resim gibi hobiler edinen bir adam. Annesinin soyu Kraliçe Victoria'nın yanında yer alan isimlere dayanıyor. Anne Fynvola Grant, otuz yılı aşkın bir süre boyunca Latince, Fransızca ve müzik dersleri veren bir öğretmendi. 2001 yılının temmuz ayında pankreas kanserinden kaybettiği annesi, Hugh Grant'in hayatında önemli bir figür olarak kalıyor her zaman.

2- En Seksi Erkeklerden
Hugh Grant'in 22 Ekim 2004 tarihinde Oprah Winfrey ile gerçekleştirdiği röportaj, bir felaketle sonuçlanıyor. Sivri dili, keskin zekâsı her zaman başına bela olan kişilik özelliklerinden maalesef. Söz konusu röportajın gerçekleşme nedeni, Hugh Grant'in Julia Roberts ile başrolde oynadığı ve bugün romantik komedi klasiklerinin arasında yer alan Nottign Hill - Aşk Engel Tanımaz'ın tanıtım dönemi olması. Rol arkadaşıyla ilgili fikri sorulduğunda Hugh Grant, Julia Roberts'ın ağzının çok büyük olduğunu söylüyor; 'Hatta o kadar büyük ki öpüşürken belli belirsiz eko yaptığının farkındaydım' diyor. Oprah Winfrey'nin konuyu değiştirmek için Julia Roberts'ın 'hayatta tanıdığı en müthiş insan' olduğunu söylemesi bile işe yaramıyor. Hugh Grant, 'O kadar ileri gitmezdim' cevabıyla yetiniyor. Aşk Engel Tanımaz, Hugh Grant'in aynı zamanda yapımcılığını da üstlendiği bir film. Modern romantik komedilere örnek olan film, Hugh Grant'i sadece iyi bir oyuncu, başarılı bir yapımcı yapmıyor. Rol arkadaşı hakkında yaptığı tuhaf yorumlar bile o saatten sonra Grant'in dünyanın en seksi erkeklerinden oluşan listeye girmesini engellemiyor.

3- Tatlı Sert İngiliz
Amerikalıların renkli televizyon persona'sı Jay Leno bir röportajında, çok az şöhret ismi programında ağırlamaktan hoşlandığını açıklamıştı. Bu isimlerden biri Hugh Grant'ti. 2005 ve 2009 yıllarında paparazzi'leri döven, çok ünlü sevgilileri ile beraber kamerayla karşılaşmaktan nefret eden, film promosyonlarında bile zorunlu olduğu halde çoğu zaman gazetecilerle görüşmeyi reddeden Hugh Grant... Jay Leno belki de bu görüşünde yalnızdır; meslektaşlarının İngiliz aktörü hayranları kadar 'çekici' bulmadıkları bilinen bir gerçek. Öte yandan, medyayı memnun etmek için özel ve yapay bir çaba harcamaması, her koşulda kendi hayatını ve mesleğini istediği gibi yaşaması takdir edilesi bir durum. Reklâm oyunlarının sık döndüğü eğlence sektöründe, tavır sahibi olarak yüzümüzü güldüren yine bir İngiliz oluyor. Bu satırları okuduğunuz günlerde, 22 Ocak'ta gösterime girecek Did You Hear About the Morgans? Morganlar Nerede? filmi için Londra prömiyerinde Sarah Jessica Parker ile kameralara gülümseyenin aynı kişi olduğuna inanmak zor...

4- Kendi Gerçeklerine Sadık
RenÃ'©e Zellweger'i Bridget Jones karakteriyle benimsemiş olabiliriz ama Hugh Grant için ilk başta bu hiç kolay olmuyor. Proje için RenÃ'©e Zellweger'in adının geçmesi onu şaşırtıyor. "İyi bir oyuncu olduğunu biliyordum ve karaktere çok yakışacağını da ama İngiliz aksanı söz konusu olduğunda durum farklı. Becerebileceğine inanmadım." Hugh Grant'in güler yüzüne aldanmayın, o sadece meslektaşları söz konusu olduğunda değil, kendisiyle ilgili de son derece acımasız ve katı olabiliyor. Her şeyin ve herkesin hakkını vermeyi bilen de yine o gerçi... Çekimlere iki hafta kala Zellweger'in mükemmele yakın bir İngiliz aksanı edindiğine tanık oluyor. "Hayatımda duyduğum en iyi İngiliz rolü yapan Amerikalıya dönüştü" diye bahsediyor bugün Zellweger'den. Bugünlerde Bridget Jones serisinin üçüncü filmine başlayacak RenÃ'©e Zellweger'e Hugh Grant'in eşlik edip etmeyeceği henüz net değil.

5- Disiplinli Bir Aktör
Saçlarındaki beyazlar artmış da olsa, yıllarca paparazzi'lerin odak noktası olmasına yol açan sevgilileri artık geçmişte kalmış da olsa, İngiliz aktörün 20210'un eylül ayında 50 yaşına basacağını düşünmek güç. İlk gençlik yıllarının zeki, heyecanlı, hırslı delikanlısı, şimdi eskisinden daha alaycı, daha kibirli... Yine de Hugh Grant, özel zevklerini, spora olan tutkusunu bir kenara bırakıp oyuncu olmayı seçen bir isim. Soylu ailesinin geleneklerini göz önüne alarak ağabeyi gibi bankacı da olabilirdi belki ama o sıradan bir hayatı tercih etmiyor. Oxford, New College'da İngiliz Dili ve Edebiyatı eğitimi alıyor. Grant'i o dönem hatırlayanlar, o günlerde dahi Hugh Grant'in çevresine sihirli bir ışık saçtığından bahsediyorlar. New College sonrası Oxford Üniversitesi'nde Drama okumaya karar vermesiyle hayatı şekilleniyor. İlk yıllarda birçok farklı işle uğraşıyor. Kitap eleştirileri yazıyor, bir futbol kulübünde çalışıyor, televizyon şovları için komedi skeçleri hazırlıyor, reklâm yazarlığı yapıyor. Önce televizyon, ardından Avrupa sineması derken Hugh Grant hayatımıza yavaş yavaş sızıyor.

6- Kadın Dostu
Hollywood'un en özel yetenekleriyle kamera karşısına geçen Hugh Grant, sektörün şanslı aktörlerinden. Kariyeri boyunca Julia Roberts'tan Drew Barrymore'a, Emma Thompson'dan Julianne Moore'a çok sayıda güzel ve başarılı isimle film çevirme şansı elde ediyor. Sandra Bullock'un yeri ise çok farklı. Two Weeks Notice - Aşka İki Hafta için bir araya gelen ikili, sadece başarılı bir işe imza atmıyorlar, aralarındaki uyum ile izlenmesi zevkli bir romantik komedi sunuyorlar. Hugh Grant'in en favori oyuncusu Sandra Bullock bu yüzden. Her fırsatta, her röportajında onunla çalışmanın mesleğinin en büyük zevki olduğunu dile getiriyor. 2005'te Jesse James ile dünya evine girerken Sandra Bullock'un yanı başında yer alan yine Hugh Grant oluyor. Çapkınlığına ve güven vermeyen imajına rağmen, gerçekten iyi olduğuna inandığı meslektaşlarına iltifatlar yağdırmaktan çekinmediğini görmek şaşırtıcı. Üstelik bu meslektaşı Amerika'nın en sevilen kadın oyuncularından biri olsa da...

7- Uzun Soluklu Aşkların Adamı
Hugh Grant'in özel hayatından bahsederken akla gelen iki net görüntü var. Elizabeth Hurley ile 13 yıl süren beraberliklerinden kareler ve bir arabanın içinde para karşılığında seks yaparken yakalanıp tutuklanmasının ardından basına verilen sabıka kayıt fotoğrafı... Hugh Grant ile ilgili her makalede kendine yer bulan bu konulardan çok sıkıldık.

Yine de Elizabeth Hurley'yi anmadan Hugh Grant'ten bahsetmek mümkün değil. Oysa Hurley'nin varlığının Hugh Grant'i dikkat çekici bir figüre dönüştürdüğüne inanılsa da, aslında hikâye tam tersi. The Guardian; 'Eskiden Hugh Grant'in sevgilisi' diye tanınırdı, 2000'de çift ayrılma kararı aldıktan sonra 'Hugh Grant'in eski sevgilisi' olarak anılmaya başlandığını yazıyor. Bir süre önce menajerleriyle yolunu ayırıp her şeyle kendisinin ilgileneceğini açıklayan Grant'in 13 yıl tek bir kadınla olması ilgi çekici. Zaten hayatına sadece dört önemli kadının girdiğini itiraf ediyor ve ona göre bu bir skor değil!

8- Özel Hayatı Her Şeyden Önemli
Hugh Grant'in hayatından geçen ikinci önemli kadın Jemima Khan, Pakistanlı bir kriket oyuncusunun eski eşi olarak tanınıyor cemiyet hayatında. Hugh Grant ile üç yıl süren ilişkisi, onun kimliği için de bir renk oluyor. İngiliz cemiyet hayatına uzak olanlar için anonim bir isim. Ancak biraz soruşturduğunuzda enteresan bir ailede büyümüş, Vanity Fair'in en iyi giyinenler listesinde yer alan sosyal bir imaj çizse de çevresi tarafından 'çok utangaç' olarak tanınan biri. Jemima Khan, poligam ilişkiler yaşayan Leydi Annabel ile finansçı James Goldsmith'in kızı. İki erkek kardeşinin yanı sıra baba tarafından beş, anne tarafından üç kardeşi var. Annesi ile babası, Leydi Annabel Jemima'ya hamileyken evlilik kararı alıyor ve sonrasında evli kalıyorlar. Böylesine bir dünyada büyüyen Khan'ın 21 yaşında okulu bırakıp kendisinden 20 yaş büyük eski bir kriketçi ile evlenmesi enteresan. Üstelik sadece evlenmiyor, düğünden bir süre önce eşinin dini olan İslam'a geçiyor. Dokuz yılın ardından Pakistan'da, eşinin geniş ailesiyle bir arada yaşamaya artık dayanamayacağını anlayıp Londra'ya dönüyor. Hugh Grant de bu dönemde hayatına giriyor. 2007'de ilişkilerini sonlandıran çiftin ayrılık nedenleri bilinmiyor. Hugh Grant için sevgili olmak özel bir durum; o kimseyle yakınlıklarını paylaşmaktan hoşlanmıyor.

9- Gerçekçi Ve Cesur
Asıl adı Hugh John Mungo Grant olan İngiliz aktör, kariyerinin ilk yıllarında radikal bir karar aşamasına geliyor. 32 yaşında önüne gelen senaryoların kötülüğünden bunalan Grant, mesleği bırakma noktasından çok sürpriz bir rol teklifiyle vazgeçiyor. Teklif edilen, ona uluslararası alanda da şöhret getirecek olan Four Weddings and a Funeral - Dört Nikâh Bir Cenaze filminde başrol. 1994 yılında gösterime giren film o güne kadar İngiliz sinemasında en yüksek gişe hâsılatını yapıyor. İki dalda Oscar'lara aday oluyor, Hugh Grant kariyerinin ilk ve son Altın Küre'sine ve BAFTA ödülüne sahip oluyor; En İyi Erkek Oyuncu dalında. Başrolünde Andie MacDowell ile yer aldığı Dört Nikâh ve Bir Cenaze bugün, Hugh Grant'i dünyaya tanıştıran bir klasik. Aslında tüm hikâye böyle başlıyor; şöhret Hugh Grant'in karizmasıyla tanışmamızı sağlıyor.

10- Romantik Komedinin Kralı
2007 tarihli Music and Lyrics - Söz ve Müzik filminin star'ı Drew Barrymore, Hugh Grant'i 'romantik komedinin kralı' olarak tanımlıyor. Aksini iddia etmek mümkün değil. Kariyerinin ilk yıllarında televizyon filmleri, sonrasında Avrupa filmleri ile bu işe başlamış olsa da bugün Hugh Grant denildiğinde akla gelen yapımların hemen hepsi romantik komedinin en tatlı, eğlenceli örnekleri arasında yer alıyor. Rüzgâra tutulmuş hissi veren saçları, alçakgönüllü beden dili, gülüşü ve tabii ki İngiliz aksanıyla birbirine benzeyen rolleri birbirinden farklı şekillerde sunmayı başarıyor her defasında. Notting Hill - Aşk Engel Tanımaz, Mickey Blue Eyes - Belalı Aşk, Two Weeks Notice - Aşka İki Hafta, Love Actually - Aşk Her Yerde, Bridget Jones film serisi; fark etmiyor... O her seferinde başka bir erkek, başka bir karakter olarak karşımıza çıkıyor. Söz ve Müzik'teki rolü için şarkı söylemeyi, dans etmeyi, piyano çalmayı öğreniyor. Dünyanın en kolay işini yapıyor gibi görünse de, romantik komedi star'ı olmak onun çok ciddiye aldığı, üzerine çok düşündüğü bir iş. Onun için film çekmek 'korkunç bir deneyim.' Metot oyunculuğunu tercih eden, kendini asla beğenmeyen, her sahneyi defalarca çekmek isteyen, bir türlü performansından tatmin olmayan bir oyuncu... Onu bu yüzden daha çok seviyoruz.

Galeri
 
 


Yorumlar
Siz de Yorumda Bulunun
Yorumda bulunabilmeniz için giriş yapmanız gerekmektedir


Ünlü oyuncu ile eşi Michael Douglas, Galler'de bulunan bir çocuk hastanesini ziyaret etti.
Ajan Salt filminde dublör kullanmayan Jolie, sette ufak bir kaza geçirmiş.
Ünlü oyuncu George Clooney, Emmy Ödülleri'nde hayırseverliğiyle konuşulacak.
2007'den beri birlikte olan çift en sonunda dünya evine girdi...
Elvis Presley'in mumyalanmasında kullanılan eşyalar açık arttırmayla satılacak.
Arama
Bu Ay Dergide
 
Kendine özgü cool çekiciliğinin yanı sıra gün geçtikçe genişleyen aile...
Marie Claire Video
 
Elie Saab Sonbahar/Kış 2010
Paris Moda Haftası - WireImage Video/Serimaj
Hemen İzle
ERDEM Sonbahar/Kış 2010
Chloe Sonbahar/Kış 2010
Editörden Haberler
 
Istanbul, 16 Temmuz-28 Ağustos...
 
MARIE CLAIRE DUYURULAR
 
Marie Claire
Defileler
 
2010-11
Sonbahar - Kış
Koleksiyonlarının
500 En Çarpıcı Modeli
 
BU HAFTA EN ÇOK OKUNANLAR
EN YENİ HABERLER
ANASAYFA
|
EDITÖRDEN HABERLER
|
MODA
|
GÜZELLIK
|
LIFE STYLE
|
SÖYLEŞI
|
YAŞAM
|
VIDEO
|
BU AY DERGIDE
|
GİZLİLİK
|
KULLANIM KOŞULLARI
|
BİZE ULAŞIN
|
KÜNYE
İlginizi Çekebilecek Diğer Dergilerimiz
|
|
|