Yüksek modanın bedeli!

Markalar son yıllarda daha iyi bir gelecek ve dünya için çalışmalar yapıyor olsa da, endüstrinin israfları dijital mecralarda yüceltilmeye devam ediyor.

Peki, bu ironik sahneye daha ne kadar tanık olacağız? Uzun dönemde endüstrinin tamamen doğa dostu olma ihtimali var mı? Yoksa çoktan sonu gelmeyen hızlı tüketimin ebedi kölesi olduk mu?

Yüksek moda markalarının sürdürülebilirliğe geçiş yapması ne yazık ki çevreye en çok zarar veren endüstri olduğu gerçeğini değiştirmiyor. Yıllardır uzmanlar fosil yakıtlardan sonra en kirli ikinci endüstrinin moda dünyası olduğunu söylüyorlardı.

Bu iddianın geçtiğimiz yıllarda sorgulanmasıyla birlikte modanın doğa anaya iyilikten çok, zarar verdiği sayısal değerlerle kanıtlanmış oldu. Bu yıl çevresel sürdürülebilirlik grubu Quantis tarafından yayınlanan rapora göre modanın iklim değişikliğine olan etkisi, 2005 ve 2016 yılları arasında yüzde 35 artmış. Bu durum maalesef gittikçe kötüleşiyor. Görünürde moda markalarının sürdürülebilirliğe geçmesi, gerçek kürk kullanımını bırakması veya doğal pamuk kullanması gibi çalışmaları bu gerçeği çürütüyor ancak, şeytan ayrıntıda gizli.

Çünkü moda dünyasının savurganlığı sadece kıyafetle sınırlı değil. Her yıl moda haftalarında davetliler tarafından sosyal medyada milyon kere paylaşılan ve sonrasında bir köşede unutulan davetiyelerin fotoğraflarını bir düşünün. Sonra da o davetiyeler için kesilen milyonlarca ağacı… Maalesef ki, endüstrinin israf görüntülerinin dijital çağda yüceltildiği bir dönemdeyiz.
Bu durumun farkında olurken bir yandan da çevreye duyarlı olmaya çalışmak, kimi zaman da öyle gibi görünmek size de biraz ironik ve samimiyetsiz gelmiyor mu?

DAVETIYE SORUNSALI

Moda haftalarında tasarımlar ve gösteriler kadar davetiyeler de fazlasıyla dikkat çeken bir detay. Modaevleri kalın kabartmalılardan elle yazılmış biletlere, bazen de deri olanlara kadar farklı tasarımlar yaratarak âdeta birbiriyle yarışıyor. Neyse ki, bu yarışa dâhil olup, kâğıt israfını göz önüne alan markalar da yok değil. Haziran ayında gerçekleşen Milano Erkek Moda Haftası’nda Dolce & Gabbana basılı broşür yerine tablet dağıtmayı tercih etti. Bu tabletlerde koleksiyon hakkında bir tanıtım videosu yer alıyordu.

Vetements 2019 İlkbahar – Yaz Couture defilesinde kâğıt davetiye yerine kalp şeklinde kurabiyeler dağıtmayı tercih etti.

Plein Sport tenis topları hediye ederken, bazı markalar onların aksine açıldığında ardında plastik çöp bırakan tasarımlar tercih etti. New York’ta bulunan Chapter 2 Agency adlı halkla ilişkiler ajansı kurucularından Clara Jeon; “Davetiyelerin daha sonra çöpe atılması bir sır değil. Bu, sektördeki gereksiz fazlalıklara işaret ediyor” diyor ve ekliyor; “Fiziksel bir davet çok güzel ve düşünceli bir şekilde yapılabilir. Ama dijital davetleri ve biletleri kullanmayı tercih etmek; endüstri olarak daha sürdürülebilir hâle gelmek ve atıkları azaltmak için yapabileceğimiz en kolay eylemlerden biridir.” Keşke herkes bunun bilincinde olsa demeden edemiyor, insan. Zira defileden sonra hiçbir amacı kalmayan davetiyeler basılmaya devam edildikçe moda, dünyaya zarar veren en büyük endüstrilerden biri olmaya devam edecek.

Londra Moda Haftası’nda koltuklara bırakılan davetiyelerin, defileden sonra olduğu yerde kalması gibi… Kısacası özenle hazırlanan davetiyelerin defileden sonraki durakları maalesef yalnızca çöp kutusu oluyor. 2014 yılında The World Counts’ın yayınladığı rapora göre iş dünyasının atıklarının yüzde ellisini kâğıtlar oluşturuyor. Kâğıtların yüzde doksan üçü de ağaçlardan yapılıyor. Moda endüstrisi için bu, davetiyeler, basın ilanları ve defile notları demek. The World Count’ın hesaplarına göre 2030 yılından itibaren sadece yüzde on oranında yağmur ormanları kalacak ve yüzyıl içerisinde tamamen yok olacak. Her ağacın üç insana yeterince oksijen sağladığını düşünürsek bu insanoğlu için sizce de büyük bir tehlike arz etmiyor mu?

Vetements bu yıl modanın fazla üretim sorununa ve bunun doğada neden olduğu tahribata dikkat çekmek için Londra’daki Harrods’un vitrinlerini düzenlemişti.

DESTEK EKİBİ

Neyse ki, bir kesim bu gerçeğin farkında ve kendince çeşitli önlemler alıp değişime gidiyor. Geçtiğimiz yıl gerçek kürk kullanmayı bıraktıklarını açıklayan Gucci, Versace ve Michael Kors gibi lüks markalar gelecek için ilk adımı attı. Erkek giyim markası Noah ise kâğıt ve ambalaj atıklarını azaltmayı amaçlayan çalışmalar içinde bulunuyor. Yohji Yamamoto 2018 Sonbahar – Kış davetiyesini üstü parlak, yana doğru açılan kolye şeklinde bir ayna olarak davetlilerle paylaştı. Bu anlamda benim en çok takdir ettiğim marka yine Stella McCartney oldu. Marka, endüstriyel tekstil atıklarını yeniden tasarladı. Su, boya ve kimyasallar kullanmadan bir çift logolu çorap dağıttı. Çoraplar defile boyunca davetiye görevindeyken, sonrasında ise davetlilerin giyebileceği bir parça oldu. Bu belki de işlevsel davetiyenin en güzel örneğiydi.

Doğayı korumaya yönelik çalışmalar yapan markalardan biri de COS. Bu yıl ‘The Repurposed Cotton Project’ ile marka, tasarımları için bir sene boyunca kesilen, bir buçuk ton pamuktan yeni bir seri yaratmıştı.

Yine de faturayı sadece markalara kesmemek gerekiyor. Bir modelin editoryal ve ticari çalışmalarını katolog hâline getiren ajanslar var. Bu dokümanları çeşitli projeler için değerlendirilmek üzere müdürlerine gönderen bu ajanslar da en az onlar kadar suçlu. 21. yüzyılda doğayı korumak ve israfı engellemek için elimizde her türlü imkân varken, neden kullanılmıyor? Bu durumun farkında olan Christopher Kane, Marni ve Roberto Cavalli için çalışan cast direktörü Adam Hindle; “Neredeyse bütün portfolyolar online olarak gönderildi. Modeller genellikle bir seçmeye katılacakları zaman iPad’den portfolyoları görüntülenebiliyor” diyor. Hindle, aynı zamanda modellerden gelen kartvizitleri de geri dönüştürdüklerinin altını çiziyor.

“Sevgili markalar ve PR şirketleri… Lütfen moda haftası için fiziksel biletler kullanmayı bırakabilir misiniz? Az önce plastik bir davetiye aldım ve bu davetiyenin biyolojik olarak ayrışması 450 yıl sürecek. Bu bir israf! Dijital biletler çok daha iyi” diyen Another Man dergisinin dijital içerik editörü Ted Stansfield, durumu daha net açıklayamazdı herhalde. Moda dünyaya bu denli zarar vermeye ne zaman başladı? Sizce de biraz sorumluluk almanın ve harekete geçmenin zamanı gelmedi mi?