Toplam
18
Paylaşım

 

Kavgalar, ağlamalar, şüpheli davranışlar…

Hiçbiri ilişkinin ömrüne dair iç açıcı sinyaller vermiyor. Peki bağları koparmanın vaktinin geldiğini nasıl anlayabilirsiniz? İşte ilişkinizin biteceğinin 4 işareti:

1- Bitmek bilmeyen kavgalar…

Hemen hemen aynı nedenlerle, dönüp dolaşıp benzer tartışmalar açılıyor ve tartışmaların boyutları kavgaya dönüşüyorsa, anlamanız gereken bir şeyler var demektir. Bitmek bilmeyen kavgalar, her ikinizin de kalbinde derin yaralar açmaya başlayacaktır. “Aramızda çözülemeyecek hiçbir problem olamaz, her sorunun üstesinden gelebiliriz” derken, kendinizi “kavgalar ne zaman bitecek” sorusunun demir parmaklıklarında bulabilir ve kavgaların hiç bitmeyeceğine dair bir karamsarlığa düşebilirsiniz.

Kavga etmek, aslında hiç de kötü bir şey değil; tabii sürekli tekrarlamıyor ve sana kendini daha iyi ifade etmen için yeni yollar açabiliyorsa. Fakat yaraları yeni yeni sarılmaya başlanan bir kavganın hemen ardından kendini yeni bir kavganın eşiğinde buluveriyorsanız, durum artık geri dönülemez bir noktaya gelmiş demektir.

Sakince konuşmak, mantıklı cümleler kurmak, sinirlerine hakim olmak, alttan almak ve bir sürü yöntem işe yaramıyorsa, aranızdaki gerilim bir türlü giderilemiyorsa, işlerin bitme noktasına geldiğinin farkında olmalısınız.

2- Onu kendinize denk görmüyorsanız…

Bu iki şekilde olabilir: Ya siz kendinizi ondan üstün görmeye başlarsınız ya da onu kendinizden üstün görmeye…Her ikisi de ilişkiyi sonlandırmak için oldukça güçlü bir neden teşkil eder.

Eğer ondan daha iyi olduğunuzu düşünmeye başlarsanız, çok kalmadan partneriniz de kendisini aşağı görmeye başlayabilir. Bunun sonucunda da kendisini yetersiz, daha değersiz hissetmeye başlayacak ve size karşı davranışları da bu hisler etrafında şekillenecektir. Böyle bir “dengesizliğin” oluşmasını kimse istemez; tabii ki normal şartlar altında.

Benzer bir şekilde, partnerinle kendinizi kıyasladığınızda kendinizi yetersiz hissetmeye başlar, onu tatmin edemeyeceğinize dair düşüncelerin tutsağı olursanız, bu ilişki için elinizden çok da iyi şeyler gelemeyeceğini bilmeniz gerekiyor. Hiçbir neden, sizin kendinize olan güveninizi sarsmamalı ve hayatta emin adımlarla ilerlemenizi engellememeli. Unutmamalısınız; ilişki eğer bir uyum meselesiyse, bu uyumun dengesizliklerle sağlanması hem zor hem de saçma olacaktır.

 

3- Partneriniz olayları sizin bakış açınla değerlendiremiyorsa…

Empati, belki de hayatın kendisini yaşanabilir ve güzel kılan yeteneğimiz. Mutlu ilişkinin sırları arasında, her iki tarafın da diğeri gibi düşünebilmesi ya da farklı koşullar altında karşısındakinin ne hissedeceğini tahmin edebilmesi yer alıyor. Sağlıklı ve mutlu bir ilişkide anlaşmazlıkların ve tartışmaların olmadığı gibi bir sonuç çıkarmamalısınız. Elbette sağlıklı ilişkinin sağlıklı olabilmesi için tartışmalara ve anlaşmazlıklara ihtiyaç var. Buradaki asıl mesele, empati yeteneğinizin yok olması ya da taraflardan birisince rafa kaldırılması.

Empati ortadan kalktığında, düşüncelerin ve duyguların ifade edilmesinin önüne dev bir engel konulur. Her davranış, her düşünce, her söz, eğer karşınızdaki bunu sizin neden gerçekleştirdiğini anlayamıyor ya da anlama kısmıyla artık ilgilenmiyorsa, yıpratıcı kavgaların kolaylıkla nedeni haline dönüşebilir. Bu durumda ne sizin ne de karşınızdakinin tatmin olabilmesi mümkündür. İşi daha da dramatik bir boyuta taşımadan kendi yolunuzu onsuz çizmeyi denemeye başlayabilirsiniz.

4- Her an terk edilebilirim korkusu yaşıyorsanız…

Tartışmalar çıkar, kavgalar edilir, kalpler kırılır, istenmeyen sözler söylenir, heyecan azalır; ama tüm bunların ardından içinde öyle bir kaygı beliriverir ki, o noktadan sonra işler sizin için asla eskisi gibi olmaz…Bu, kafanızda sürekli dönen ve sizin hayatınızdaki her eyleminin bir köşesine asla çıkmayacakmışçasına yapışan “Beni terk edecek” korkusudur.

Öyle bir korkudur ki, haklı olduğunuz konularda adımlarınızın geri geri gitmesine ve sessizliğe bürünmene neden olur. Yine öyle bir korkudur ki, ona ne kadar aşık olduğunu söyleyeceğiniz zaman bile bunun üzerine iki kere düşünmenize yol açar.

Peki sizce bu hal ne kadar sağlıklı?

Sizin için hayattaki en değerli sığınağınız olması gereken ilişkiniz, terk edilme korkusu ile yaşadığınız müddetçe ne kadar güvenli olabilir? Eğer partneriniz değişmeye başladıysa ve daha önce hiç karşılaşmadığınız davranışlarda bulunuyorsa, elinizi kolunuzu bağlayan bu korku, partnerinizin elinde hiç istemeyeceğiniz bir silaha da dönüşebilir. Bunu hiç istemeyeceğinizi siz de biliyorsunuz.

 

Toplam
18
Paylaşım