Kadın Dünyası

“Girl’s girl” olmayı öğrenmek: Kendimizi yeniden programlıyoruz

“Girl’s girl” olmayı öğrenmek: Kendimizi yeniden programlıyoruz

Kızların kızı, yani girl’s girl olmak, Urban Dictionary’nin tanımına göre “Kadınlar arası görgü kurallarına saygı duymak, küçük hesaplardan uzak durmak ve kadın arkadaşlarıyla ilişkilerinde etik ve düzgün davranmaya çalışmak” demek.  Sık kullanılan bir kavram olarak hayatımıza 2023 yılında giren bu konsept, hızlı bir biçimde bir kadının sahip olması gereken özelliklerden biri olarak yeni bir standartta dönüştü. Öyle ki; kadınlar kendilerini tanıtırken “kızların kızı” olmayı bir sıfat, başkalarını tanıtırken de bir övgü olarak kullanmaya başladı.

Pratikte “girl’s girl” olmak

“Girl’s girl” olmak ve çevremizdeki diğer kadınlardan da aynı dayanışmayı beklemek teoride harika olsa da pratikte zaman ve gerektiren alan bir süreci yapay bir şekilde hızlandırıyor. Bir kadın olarak, diğer kadınlarla rekabet halinde olmamız gerektiği doğduğumuz andan itibaren kulağımıza fısıldanıyor ve bu öğreti bütün gelişim sürecimiz boyunca bizi kucaklamaya devam ediyor. Bu anlayış, kendi değerimizi sorgulamaya en açık olduğumuz ergenlik döneminde artık dışardan gelen bir söylem olmaktan çıkıyor ve kendi kendisini beynimizin içinde yeniden üretmeye başlıyor. Belki farklı konular ve şekiller ile, belki daha yoğun bir kıskançlık ya da sahte bir arkadaşlık makyajı ile ama temelinde aynı patriyarkal öğretiden filizlenerek. Sonra işe giriyoruz, çalışıyoruz, bazen hayat partnerleri seçiyoruz ve durup nefes almaya bile vaktimizin olmadığı bu akışta kendimizi üçüncü bir göz ile tanımaya çalışıp, yıllardır bize öğretilen mizojiniden uzaklaşmamız gerekiyor. Yani, içtenlikle “Girl’s girl” olmak hiç de kolay değil.

Tüm bunları söylerken, tabi ki “girl’s girl” olmanın kötü bir şey olduğunu söylemiyorum; tam aksine bir kadının kendisi ve çevresi için yapabileceği en iyi şey diğer kadınlara karşı kıskançlık ve rekabet değil dayanışma geliştirmek. Demeye çalıştığım, eğer internet gönderileri dışında şekillenen gerçek dünyada kendinizi bazen bir kadına dair kıskançlık beslerken ya da rekabet halinde bulursanız; suçluluk duygusunun çok da büyümesine izin vermeyin. İnsanın “beynini yeniden programlaması”, zaman alıyor. Hayatı boyunca erkek odaklı yaşaması gerektiği öğretilmiş bizler için internetin böyle kavramları hayatımıza katması değerli iken tek başına bir değişiklik yaratması mümkün değil. Bir kadının, diğer kadınlarla kurduğu ilişkiyi yeni lensler ile incelemesi ancak kendi kendisine ve çevresine feminist öğretiyi katması ile mümkün oluyor.

Üstelik “kızların kızı” olmanın bu denli yanlış anlaşılması bazı durumlarda diğer kadınları eleştirmemizin önüne geçiyor, doğal olarak gelişimin de önüne taş koyuyor. Aslında; öğrenmemiz gereken eksik bulduğumuz kadınları, “bir erkek gibi nefret ederek” değil içtenlikle daha iyi olmalarını isteyerek eleştirmenin yollarını araştırmak ve bulmak, çünkü böylesi de mümkün.

Gerçek bir “kızların kızı” olmak bir süreç ve internet dramasının ya da karşı tarafa duyulan bireysel hislerin çok ötesinde. Mesela; çevremizdeki – okul ve iş ortamındaki kadınları, bazen rakip bile olsak koruyup kollama refleksinde olmak ve bunun için yollar aramak “kızların kızı” olmak. Karşı taraf kim olursa olsun ilk başta kadına inanmak, “kızların kızı” olmak. Kalabalık masalarda, o kadını kişisel olarak sevmiyor olsak bile hakkında başka bir erkeğin kırıcı ve saygısızca konuşmasına izin vermemek, başka bir erkeğin onayı ya da ilgisi için bir kadını aşağılamamak, minik zaferler için büyük zararlar verebilecek küçük oyunların peşinde olmamak, tüm bunlar “kızların kızı” oluş yöntemleri.

En önemlisi de, kafamızın gerisinde bir yerlerde, biz her ne kadar ondan kurtulmak için elimizden geleni yapsak da çalışmaya devam eden mizojininin farkında olmak, bunun için kendimizi suçlamadan onun karşısında davranabilmek için çalışmaya devam edebilmek. Her seferinde, kişisel duyguları bir kenara bırakıp kendimize kadınlara karşı hissettiğimiz bu yapay rekabetin de nefretin “doğal” olmadığını ve aynı bozuk düzeni beslediğini hatırlatmak ve bunu bir ödevmiş gibi istikrarla yapmak.

Mücadele de gelişim de sorumluluk hissetmekle başlar.

Fotoğraf: @roseberrylemonade

İlginizi çekebilecek bir diğer yazı >>>>> Bestemsu Özdemir ile röportaj: “Doğum süreci büyüleyici bir şey.”

Marie Claire Bülten

Stil ve düşüncenin buluştuğu bu evrende; sezonun öne çıkan görünümleri, radarımıza giren kitaplar, editörden notlar ve kültürel dünyamıza heyecan katan detaylar e-posta kutunda seni bekliyor. Marie Claire evrenine katıl, kendine iyi gelenleri kaçırma.