Moda tasarım dünyasının usta isimleriyle 30. yaş özel sayımız için bir araya geldik. Yıllarını bu sektörde geçirmiş, heyecanını ilk günkü gibi yaşayan ve modanın değişimine an be an tanık olmuş isimlerden Ümit Ünal, kendi hikayesini bizlerle paylaştı.

Modaya dair ilk anılarınızda neler var?

Çok fazla anı birikti aslında. Sadece birini anlatmam mümkün değil. Bir şeyi tasarım öyküsüyle anlattığımda birçok insanın duygularına dokunabildiğimi hatırlıyorum. Ve dünyanın beni ‘O İstanbul’lu genç’ diye tanımlaması hoşuma giderdi.

Mesleğiniz boyunca en unutamadığınız anınız nedir?

Selma Ergeç ile tanıştığımız ilk günü unutamıyorum. İstanbul Tekstil ve Konfeksiyon İhracatçı Birlikleri, Almanya için bir defile yapmamı istemişti. Sonrasında Beyoğlu Tünel’deki ofisime, o sıralarda İstanbul’a yeni gelen genç bir model göndermişti. Selma Ergeç içeri girdi. Üzerinde bir trençkot vardı. “Ben Selma” dedi. Ardından biz, Selma ve Ümit olduk. Yıllarca her işimde onunla iş birliği içinde oldum.

Moda sizin için ne anlam ifade ediyor?

Aslında modaya anlam yüklemek zor. Sadece varlığını anlamaya çalıştığım ve içinde olduğum bir durum.
Renksiz tasarımı seviyorum. Tasarımın içinde olan modayı anlamlı buluyorum. Bu, belki de sevdiklerimden sonra ikincil olan, yaşamla aramdaki en gerçekçi bağ. Her durumun, her duygunun zamanla yaşandığı uzun bir birliktelik.

Tasarım hayatınıza ilk başladığınızdan bu yana moda dünyasında ne gibi değişimler oldu?

Modanın kendini tekrar etmeyi seven bir anlayışı var. Çok şeyin değiştiğini sanmıyorum. Her farklılık kendi alanında var oluyor. Bence daha az zorlama var. Önceleri fütüristik ve minimal detaylarda daha fazla konsept işler vardı. Ama gerçekçi değildi. Şu an moda daha samimi ve sessiz. Bu bence iyi bir durum ve değişim.

Marie Claire için bir parça tasarlayacak olsanız, bu nasıl bir tasarım olurdu?
İyi ve sakin bir tasarım olurdu. Charlotte Gainsbourg’a ait bir şey gibi. Özel bir gömlek ve iyi bir pantolon olabilirdi, mesela.

Bu yıl 30. yaşımızı kutluyoruz. ‘30’ sizin için ne anlam ifade ediyor?
30, “İşte şimdi başlıyor!” dediğimiz yaş. Hayatı tanımış olmakla ilgili ilk geçerli aşama. Daha gerçek, daha tutarlı ve daha inandırıcı bir dönem. Rüzgârı arkasına alan yaşlar değil. 30’lar rüzgâra yüzünü tutan ve içine çeken olgun bir yaş.

Son olarak sizden bir doğum günü mesajı alabilir miyiz?
Sevgili MARIE! Rüzgârı içine çek! Ve ben seni hep farklı sevdim!

Total
0
Shares