Enerjisiyle karşısındakini bir anda yükselten ya da hayat neşesini körükleyen insanlar vardır; o gün böyle biri ile tanıştım. Minyonluğu sizi yanıltmasın; ruhunda fırtınalar kopuyor ama bulutları dağıtan gülümsemesi ile küçük bir gün ışığına dönüşüyor. Ezgi Eyüboğlu’nu 50 soruda tanımaya çalıştım. Şimdi sıra sizde…

EZGİ EYÜBOĞLU

1. Şu andaki halet-i ruhiyeniz nasıl?

Gayet mutlu bir dönemimdeyim. Sevdiğim işi yapıyorum. Çalıştığım set ortamı güzel. Kendimi çok iyi hissediyorum.

2. Birçok kişi sizi Muhteşem Yüzyıl dizisindeki Aybige Hatun rolüyle tanıdı. Onunla olan yolculuğunuz nasıldı?
Dizideki hikâyesiyle tam olarak örtüşmese de, Kırım Han’ı I. Mehmed Giray’ın kızı olduğunu ve çıkan taht kavgasından dolayı halası Ayşe Hafsa Sultan tarafından İstanbul’a getirtildiğini, taht kavgası bitince de geri döndüğünü biliyoruz. Farklı ve güçlü bir karakterdi. İstediğini alan bir kadındı, o yüzden onu oynamaktan çok keyif almıştım. Muhteşem Yüzyıl seti de bambaşkaydı. Deneyimli oyuncularla çalışmak bana birçok güzel şey kazandırdı.

3. İntikam dizisinde canlandırdığınız Cemre karakteri ile ortak yönleriniz var mı?
Cemre ile fazla benzemiyoruz çünkü yetiştiğimiz aile ortamları farklı. Annesi, babası ve ağabeyi de öyle. Onda en sevdiğim nokta ise kafasına yatmayan herhangi bir şey olduğunda anında sesini yükseltip, üzülmemesi. Ezilmiyor. Bunu gerektiği zaman yapıyor tabii ki… Ben de sabrederim ama gerekiyorsa da karşı koyarım.

4. İntikam’da seslendirdiğiniz Eksik Bir Şey şarkısı çok ilgi gördü. Bu yeteneğinizin üzerine gitmeyi düşünüyor musunuz?
Zaman ne gösterir hiç belli olmaz ama sesimi oyunculuğum dâhilinde sergilemeyi tercih ederim. Artı bir özelliğim diyelim.

5. İbrahim Kendirci ile birlikte sahne aldığınız kadın erkek ilişkilerini konu alan Ayrılık adlı tiyatro oyunu da çok konuşuluyor. Hikâyenin mesajı nedir?
Oyun komedi ve 70 dakikalık. Evrensel bir anlatımı var. Boşanmış bir çiftin tekrar bir araya gelmesiyle başlıyor hikâye. Benim de profesyonel olarak ilk tiyatro oyunum. Daha önce amatör olarak sadece üniversitede sahneye çıkmıştım.

6. Ayrılık acısını hafifletmenin bir formülü var mı sizce?
Bir boşluk yarattığı kesin, ayrıldığınız kişinin önemine ve hissettirdiklerine göre de söz konusu boşluğu başka şeylerle doldurmanız gerekiyor. Zaman… Galiba o her şeyi çözüyor. Bir süre ‘evden çıkmama’ halini yaşayabiliyorsunuz ama o süreci ne kadar kısa tutarsak o kadar iyi olur diye düşünüyorum.

7.Oyunculuk size ne ifade ediyor?
Mesleğim… Bundan para kazanıyor, hayatımı idame ettiriyorum. Çok da severek yapıyorum. Bu bir şans aslında… ‘Oyunculuk olmasa yaşayamam, ölürüm’ gibi iddialı bir cümle de kullanamam.

8. Biraz geçmişe yolculuk yapalım… Nasıl bir ailede yetiştiniz?
Babam bankacı, annem kimya öğretmeni… Dolayısıyla benim şu anda içinde bulunduğum sektörle hiçbir bağlantıları yoktu. Ancak sanatla izleyici olarak hep iç içelerdi. Mesela babam şiir okumayı, annem şarkı söylemeyi çok sever, sesi de çok güzeldir. Bana ondan miras kalmış herhalde. İstanbul Üniversitesi İktisat Bölümü’nü bitirdim. Üzerine Bahçeşehir Üniversitesi’nde oyunculuk master’ı yaptım. Üniversitede okulun tiyatro kulübüne girmiştim. Ailem de çok olumlu yaklaşmıştı. Ancak beni korumak da istiyorlardı çünkü çok riskli bir meslek. Televizyonda ilk izlediklerinde de çok mutlu oldular. Bugün en büyük destekçim ailem. Onlar benden de hevesli ve istekli artık.

9. Hedefiniz nedir peki?
‘Ezgi ne kadar güzel oynamış, çok başarılıydı’ denmesi yeterli. Sözde kolay, iş anlamında ise zor bir hedef…

10. Hayatınızı kontrol altında tutmaya mı meyillisiniz, dizginler sizde mi olmalı hep?
Evet, kesinlikle. Kontrolcü bir yapım olduğu gibi kontrollü de yaşarım. Ancak bu ciddi mizaçlı biri olduğum anlamına da gelmiyor. Eğlenceliyimdir de…

11. Mutsuz uyandığınız sabahlarda genellikle ne yaparsınız?
Müzik dinlerim! Müzik benim için çok önemli bir deşarj kaynağı. Sesini sonuna kadar açarım ve rahatlamaya çalışırım. Tarz olarak da ayırmam. Çeşitliliği seviyorum. Hayatın her alanında böyleyim. Radyo kanallarım dahi çok çeşitlidir benim.

12. Kendinize hep anımsattığınız bir tavsiye var mı?
Bu aralar kendimi çok güzel rahatlatıyorum. Hiçbir şeyi fazla ciddiye almıyorum çünkü değmiyor inanın. Hayata mizahi açıdan yaklaşmak, kimi zaman kendinizle dalga geçebilmeniz de çok önemli. Bizim için çok önemli görünen şeyler, evrende nokta bile değil aslında.

13. Spor yapıyor musunuz?
Annemin de itelemesiyle haftanın üç dört günü yürüyüş bandında koşuyorum. Zaman ve yaş ilerledikçe spor çok daha gerekli çünkü vücutta bir şeyler yer etmeye başlıyor artık. Bunun dışında da düzenli olarak balık yağı ve vitamin içiyorum.

14. En son hangi filmde ağladınız?
Beren Saat’in rol aldığı Benim Dünyam’da ağladım. Galada zaten bütün salon ağlıyordu. Mutlaka görülmesi gereken bir film.

15. Zamanda yolculuk yapılabilseydi, hangi dönemde ve nerede yaşamak isterdiniz?
Londra’da olmak isterdim sanırım. Sanat, tiyatro ve müze dolu o şehirde… Dönem olarak da 1970’ler olabilir. Bohem yıllar olduğu için çok seviyorum.

16. Anı mı yaşıyorsunuz, yarını mı düşünüyorsunuz?
Anı yaşamaya çalışıp, yarını düşünüyorum.

17. Ezgi nasıl bir kadın? Asi bir ruh mu taşıyor yoksa ılımlı ve uyumlu bir yapıya mı sahip?
Ruhum çok uçlarda. Burcum ikizler… İnişli çıkışlıyım.

18. Asla affetmeyeceğiniz şey nedir?
Hiç kin tutmam… Oyuncu olduğum için belki de… Herkesi, her şeyi anlayabiliyor, kendimi onların yerine koyabiliyorum. Bazen anlamaktan da sıkılabiliyor insan ama çok iyi bir gözlemciyimdir. Çabuk affediyorum.

20. Kimin hayatını anlatan bir filmde başrol oynamak isterdiniz?
Margaret Thatcher’ı oynamak isterdim.

21. En karakteristik özelliğiniz nedir?
Sabırsızımdır. Hemen her şeyi halletmek isterim.

22. En çok kullandığınız cümle nedir?
Takma kafana, bu da gelir bu da geçer.

23. Sizce en abartılan erdem hangisi?
Ahlak… Özellikle de Doğu kültürlerinde.

24. Yalnız kalmayı sever misiniz?
Severim. Yalnız alışverişe gitmeyi ya da tiyatroya gitmeyi çok severim mesela. Eskiden yapamazdım ama artık çok keyif alıyorum.

25. Hayatta en nefret ettiğiniz olgu?
Algılama hızının düşük olması. Hem karşımdakinin hem de ortamın.

26. Nefretten bir diğer uca, aşka geçelim… Onu nasıl yaşıyorsunuz?
Tutkulu, dolu dolu… Hiç sakin değilimdir âşık olduğumda. Hatta uçlarda ve mutsuz yaşarım.

EZGİ EYÜBOĞLU

27. Hayatınızın aşkı?

Bilmiyorum!

28. Kolay âşık olur musunuz?
Hayır! Seçiciyimdir. O insan karşınıza her zaman çıkmaz. Genellikle anidir. Nasıl olduğunu anlamadan âşık olursunuz.

29. Peki, ilişkide sizi mutlu etmek kolay mıdır?
Kolaydır… Küçük şeylerle mutlu olmayı bilirim. Bir de çok şaşıran bir insanım ben. Her şeyin içinde güzel bir şey bulurum.

30. Kolay aşık olur musunuz?

Hayır! Seçiciyimdir. O insan karşınıza her zaman çıkmaz. Genellikle anidir. Nasıl olduğunu anlamadan âşık olursunuz.

31. Bir erkekte en hoşunuza giden özellik nedir?
Güven vermesi.

32. Duygusal anlamda erkeklerin bizden en büyük farkı ne olabilir?
İlişkileri bizim kadar irdelememeleri. Her şeyi olduğu gibi kabul ediyorlar. Biz kadınlarsa her şeye bir sebep buluyoruz. Bazen hiç var olmayan şeyler üzerine senaryolar üretiyoruz.

33. Bir kadında en tahammül edemediğiniz şey nedir?
Ortak noktada buluşamamak, kendini anlatmaya çalışmak ya da kendini ezdiren kadınlar ama tabii ki zorunluktan değil; seçim olarak bunu yapan kadınlara tahammül edemiyorum.

34. Acıyı da, mutluluğu da, ilişkileri de arkadaşlıkları da, tutkuları da heyecanları da kısacası elimize geçen her şeyi çok çabuk tüketiyoruz. Sizce bunun sebebi nedir?
Çağ böyle… Tüketim çağındayız. Kullandığımız telefondan, yediklerimiz, içtiklerimizden başlıyor, ilişkilere kadar uzanıyor. Her şeye çok kolay ulaşıyoruz. Zor kazanılan çok daha değerli olur ve korumak istenir. Uğruna koruyacağımız şeyler yok belki de günümüzde.

35. Evliliğe yakın duruyor musunuz?
Kimileri vardır bunu hayal ederek büyürler. Ben öyle değildim ama huzurlu güven dolu bir aile kurmak da isterim tabii ki. Bir gün kendimi hazır hissettiğimde neden olmasın, çok uzak değilim ama bunu yapmak zorunda da değilim. Herkes nasıl mutluysa öyle yaşasın.
36. Hangi durumlarda yalan söylersiniz?

Kırmamak adına küçük yalanlar söylüyorum, bunu herkes yapıyor. ‘Yapmam’ diyen yalan söylüyordur.

37. Çok arkadaşınız var mı?
Az ve öz arkadaşım var. Sosyal kelebek değilim. Çok da kaldıramam zaten o kadar insanı. Özel ilgi isterim, ilgimi vermek isterim, onun için sayılı insan vardır hayatımda.

38. Sizi ne baştan çıkarır?
Kendine güvenen, özgüveni yüksek ve bunu duruşuyla bile gösterebilen erkekler.

39. Dünyada olan bitene karşı meraklı mısınız yoksa akışına mı bırakırsınız?
Tabii ki meraklıyım çünkü dönüyor dolaşıyor bizim hayatımızı etkiliyor. İçinde bulunduğunuz toplumsal yapıya karşı duyarsız olursanız, siz de en sonunda onların sizin için seçtiği düzenin parçası olmak zorunda kalırsınız. Böyle olmamak için kendi fikirlerinizi savunmalı, bu yönde adımlar atmalı ve her olan biten hakkında bilgi sahibi olmalısınız.

40. Kendinizi en çok neyi analiz ederken buluyorsunuz?
Kendimi… Analiz ediyor ve tanımaya çalışıyorum.

41. Sizin hakkınızda hiç bilmediğimiz bir şey söyleyebilir misiniz?
Boğazıma çok düşkünüm. Güzel yemek yemeyi çok severim. Bir de çabuk parlayıp, çabuk sönerim.

42. Bir sonraki randevunuz kiminle?
Bu akşam arkadaşlarımla dışarı çıkacağım, Taksim’e gideceğiz!

43. Gözünüzü kapattığınızda önünüzde beliren ilk görüntü nedir?
Oyuna çıkmadan önceki heyecanım. Hem İbrahim’in hem de benim sahne heyecanımız çok yoğun.

44. Günümüz ilişkilerinde ne eksik sizce?
Anlayış eksik, tahammülsüzlük hat safhada…

45. Dün gece rüyanızda bir şey gördünüz mü?
Görmedim ama aslında çok rüya görürüm. Sanırım çok yorgundum.

46. Harika bir yolculuk sizce nasıl ve nereye doğru olmalı?
Kesinlikle yazın, ıssız bir yere doğru sessiz bir tekne ile yol almak. Mavi yolculuk olabilir mesela.

47. Yeni yılla birlikte nasıl bir rol üstlenmeyi isterdiniz?
Güçlü kadınları ve güçlü karakterleri seviyorum.

48. Yeni yıla girerken ne dilediniz?
Güzel bir ilişki diledim.

49. Yeni yılda kendinizi şımartmak adına ne yapmak isterdiniz?
Dans kursuna başlamak istiyorum. Tango güzel bir fikir olabilir çünkü çok asil bir dans.

50. Yeni yılda sırada bekleyen projeler neler?
Şu anda dizi devam ediyor ve yeni başlamış bir tiyatro oyunum var, yeni başlayacak bir işe zamanım yok açıkçası. Geçen yıl birkaç sinema teklifi aldım ama çok içime sinmedi. Sinemayı istiyorum ama zamanı geldiğinde. Acelem yok. Her şeyi bir anda tüketmek istemiyorum. Özel bir şeyler kalması adına… •

Total
3
Shares

Bir cevap yazın