Bugüne kadar hep ciddi rollerde izlediğimiz Buğra Gülsoy; bu kez bir romantik komedi olan Aşk Yeniden dizisi ile karşımızda.

Kendisi ise romantik değil fakat duygusal biri olduğunu vurguluyor. Bu nedenle de kimi zaman duygularını tam olarak ifade edemediğinden yakınıyor. Röportajımızı ise bir Latin özdeyişiyle kapatıyor; ‘Göründüğün gibi ol!’ İşte ‘göründüğü gibi’ olan Buğra Gülsoy ve bilinmeyenleri…

bugra gulsoy

 

 

 

  1. Aşk Yeniden’in hikâyesini bir de kendi açınızdan anlatır mısınız?

 

Hikâyenin en sevdiğim kısmı Fatih ve Zeynep’in sürekli bir aksiyon içerisinde olması. Girdikleri evlilik oyunu yüzünden ailelerine yalan söylemek zorunda kalıyorlar. Tabii, işler bir süre sonra içinden çıkılmaz bir hâl alıyor. İlişkideki düğümler çoğalıyor ve daha karmaşık hâle geliyor. Temposu yüksek bir o kadar da komik bir aşk hikâyesinin ortasında kalıyorlar.

 

  1. Türk seyircisi aşk hikâyelerine bayılır. Aşk Yeniden’le ilgili en çok neyi sevecekler?

 

Türk seyircisinin kesinlikle seveceği bir hikâye bu, çünkü işin içinde hem komedi hem de aşk var. Bir tarafta kucağında çocuğuyla tek başına kalan balıkçının kızı, diğer tarafta da soylu bir aileden gelen fakat kendi ayakları üzerinde durmak isteyen bir genç var. İnsanlar kesişen yol hikâyelerini seviyor. Üstelik aşkın yanında dizideki tüm karakterler yaşıyor ve hepsi de bu romantik aksiyona dâhil.

 

  1. Özge Özpirinçci ile aranızdaki uyum nasıl?

 

Özge ile daha önce çalışmamıştık. Tanışıyorduk ama diziyle beraber samimi olduk. Yönetmenimiz Ersoy Güler aynı zamanda hikâyenin sahibi olduğu için sahneleri doğaçlamaya açık bırakıyor. Doğaçlama yaptığımız sahnelerde Özge ile çok iyi paslaşıyoruz. Gerçekten çalışması keyifli bir oyuncu.

 

  1. Peki, ilk bölümde yer alan New York çekimleri nasıl geçti?

 

Çok soğuktu… Eksi15 derecede çekim yaptığımızı biliyorum. Tabii New York gibi bir yerde, yabancı bir ekiple çalıştık ve onun enerjisi içimizi çok ısıttı diyebilirim. Tekrar çekim yapacağız deseler ‘hayır’ demem.

 

  1. Türk dizilerinin mutfağında neler var sizce? Seyirciyi ekrana çeken nedir?

 

Bundan beş yıl öncesine kıyasla oldukça kaliteli diziler çekiyoruz, bu sinema için de geçerli. Hikâyeye alışmış bir seyirci var. Bu, bizim Yeşilçam kökenimizden kaynaklanıyor; zengin kız, fakir oğlan aşkı gibi. Seyircinin deneysel konulara alışması biraz zaman alacak fakat başarılı olacaktır diye düşünüyorum. Şu an evet; zenginliğin, çatışmaların içinde yer aldığı dizileri seviyorlar ama bir süre sonra değişik konuları da benimseyeceklerdir.

 

  1. “Benim için yeri çok ayrı” dediğiniz bir rolünüz var mı?

 

Şu ana kadar büründüğüm tüm karakterlerin benim için ayrı bir yeri var çünkü hepsi farklı türde roller ama Türk seyircisinin beni tanımasını, oyunculuğumu anlamasını, benim de kendimi daha iyi ifade etmemi sağlayan ve bir üst seviyeye çıkaran Fatmagül’ün Suçu Ne? dizisindeki Vural karakterinin yeri ayrı.

 

  1. Aile bağlarınız kuvvetli midir?

 

Evet, oldukça kuvvetli… Annem ve babam Ankara’da yaşıyor, ağabeyim de Çorlu’da. Ben yoğun çalışma tempomdan dolayı Ankara’ya gidemiyorum ama onlar İstanbul’a gelip beni ziyaret ediyorlar.

 

buğra gülsoy aşk yeniden dizi

  1. Sizi ailede en çok kime benzetiyorlar?

 

Ağabeyimi babama, beni de anneme benzetiyorlar. Hem daha duygusal olduğum için hem de annemin sanata olan yatkınlığından sanırım. Ayrıca göz yapımı da annem benzetirler.

 

  1. Anne sözü dinler miydiniz?

 

Babamın sözünü dinlemezdim, annem hep bizi idare ederdi. Özellikle üniversitedeyken tiyatroda kalmaya karar verdiğim zamanlarda… Düşünsenize; mimar olarak mezun olup Ankara’ya dönecekken; “Ben dönmeyeceğim burada tiyatro oyununda soytarıyı oynayacağım” diyorsunuz. İşte o dönemlerde annem imdadıma yetişmişti.

 

  1. Tiyatroyu mimarlığa tercih etme sebebiniz ne oldu?

 

Ben mimarlık okurken zaten tiyatroya gönlümü kaptırmıştım. Magosa’da özel bir tiyatroda yer alıyordum. Daha sonra Genel Sanat Yönetmeni Mehmet Ulubatlı, Kıbrıs Devlet Tiyatroları Müdürü oldu ve bana; “Bir çocuk oyunu var, oynar mısın?” dedi. Her şey öyle başladı. Tiyatroda, mimarlıkta olduğundan daha çok kendimi ifade edebildiğimi, kendimi sahneye ait hissettiğimi anladım.

 

  1. Modern tiyatrolar gün geçtikçe artıyor. Tiyatroya olan ilgi hakkında ne düşünüyorsunuz?

 

Serhat Teoman, Emre Erkan ile beraber G.E.T Tiyatrosu’nu kurduk. Hatta şimdi onu geliştirerek G.E.T Film’i de ekledik. Aynı zamanda senaryo da yazıyoruz. İlk tiyatro oyunumuz Pragma iki buçuk sezon kapalı gişe oynadı o yüzden bunun cevabı bende tam anlamıyla karşılığını buluyor aslında. Seyirci kitlenizi ve ne anlatmak istediğinizi iyi belirlediğiniz zaman her şey istediğiniz gibi olur diye düşünüyorum.

 

  1. Sizi en son Pragma oyununda bırakmıştık. Yeni projeler var mı?

 

Pragma’dan sonra ikinci oyunumuzu yazdık fakat onu sinema filmi yapmaya karar verdik. Bunun için farklı bir şey düşündük. Film çıktıktan sonra tiyatro oyunu olarak tekrar sahneleyeceğiz. Oyunun ismi Dip fakat sinemaya onu Mahalle ismiyle aktaracağız. Filmde benim yanı sıra Aslı Enver, Yetkin Dikinciler, Serhat Teoman, Emre Erkan, Mert Öner, Gökşen Ateş, Selen Öztürk rol alacak ve Serdar Işık yönetecek. Temmuz ayında da çekimlere başlayacağız.

 

  1. Tiyatro oyunlarınızda insan psikolojisi üzerine eğiliyorsunuz? Şu an genele baktığınızda insan psikolojini nasıl değerlendirirsiniz?

 

İnsanların hep kötü şeyler hissettiğini düşünüyorum. Irak’ta, Suriye’de ya da dünyanın herhangi bir yerinde olan kötü olayların enerjisini hissediyoruz. Bu konuda sınır kavramına inanmıyorum, her şey insanların çektiği çizgilerle alakalı. Sadece Türkiye’de olanların değil, tüm olumsuz şeylerin birbiriyle etkileşim hâlinde olduğuna inanıyorum.

 

  1. Peki, insanların düşündüklerine ne kadar önem verirsiniz?

 

Çok fazla önemsemiyorum ama yakınımdaki insanların olumlu ya da olumsuz eleştirilerini değerlendiririm. Sonuçta herkes bir birey ve herkesin kendine ait bir bakış açısı var.

 

  1. Uzun süredir bir sinema filminde yer almadınız.

 

Sinemanın daha kalıcı olduğunu düşündüğüm için hikâyeleri ve rolleri özenle seçiyorum. Şu ana kadar üç film yaptım ve onlar bir ömür boyu benimle olacak. Açık konuşayım; gelen senaryoları beğenmiyorum. Senaryo yazmaya başladığım, kendi kalemimi oluşturduğum için mi beğenmiyorum acaba diye kendimi de eleştiriyorum ama bu demek değildir ki başkalarının filmlerinde yer almayacağım; güzel bir senaryo olursa neden olmasın.

 

bugra gulsoy aşk yeniden

  1. Yönettiğiniz kısa filmler var. İleride yönetmenlik yapmayı düşünüyor musunuz?

 

Oyunculuğu hayatım boyunca bırakmayı düşünmüyorum. Oyuncu olarak yaratılan bir dünyanın halkasısınız ama o dünyayı yaratmak da çok keyifli. O yüzden ileride gerçekleştirmek istediğim projeler elbette olacaktır.

 

  1. Sizce hayatınızın dönüm noktası nedir?

 

Tabii ki, mimarlığı bırakıp tiyatroyu tercih etmem.

 

  1. 30’lu yaşlar nasıl geçiyor?

 

Pek bir fark yok. Aslında 20’li yaşlarıma baktığımda, ne ara 30 olduğumu bilmiyorum.

 

  1. Hayatla ilgili ilk üç önceliğiniz nedir?

 

İlki iş, sanırım işkoliğim; ikincisi kahve, üçüncüsüyse ailem, arkadaşlarım ve sevgilim yani kısaca sevdiklerim diyebilirim.

 

  1. Hayatınızı anlatan kitap için kısa bir önsöz yazmanızı istesem?

 

Muhtemelen; ‘İmkânsız diye bir şey olduğuna inanmayan biriyim’ diye yazardım.

 

  1. Kadın ve erkeğin birbirinden ayrıldığı en keskin nokta nedir?

 

Bir tespitim var; ‘Kadınlar söyler erkekler dinlemez, erkekler söyler kadınlar unutmaz.’

 

bugra gulsoy

22.Peki, kadın ruhundan anlar mısınız?

 

Çok anladığımı düşünmüyorum. Romantik değil fakat duygusal bir insanım. İçimdeki sevgiyi çok fazla gösteremediğim zamanlar oluyor, bunun sebebi de romantizmi bilmemem.

 

  1. Şu an içinde bulunduğunuz ilişkiyi nasıl tanımlarsınız?

 

Mutluyum ve uyumlu olduğumuzu düşünüyorum. Çok fazla gelecek planı yapmadan, anı ve birbirimizi yaşamaya çalışıyoruz.

 

  1. Aşk sizin için neye eş değerdir?

 

Yazdığım senaryoyu bitirdiğimde duyduğum haz, aşkla eş değer olabilir.

 

  1. Aşkın en sevmediğiniz hâli nedir?

 

Herkesin aksine, ilk zamanları… Kendinizi kaybediyorsunuz ve gözünüz kör oluyor. İlk aşka değil, ilk heyecana inanıyorum. İnsan tanıdıkça âşık olur.

 

  1. Peki, bir ilişkinin olmazsa olmazı?

 

Kişilerin birbirlerini değiştirme çabası içine girmemeleri gerekiyor.

 

  1. Kendinizle barışık mısınız?

 

Evet, barışığım.

bugra gulsoyy

 

  1. Her dinlediğinizde size güzel şeyler hatırlatan bir şarkı var mı?

 

Olmaz olur mu; Melekler Şehri filminin de şarkısı olan Goo Goo Dolls’tan Iris.

 

  1. Annenizin en sevdiğiniz yemeği nedir?

 

Herkes için annesinin patatesi ve köftesi ayrıdır. Benim için de öyle…

 

  1. Çocukken en çok oynadığınız oyun neydi?

 

Bence biz sokakta oyun oynayan, uçurtma uçuran, bayramda torpil fırlatan neslin son çocuklarıyız. O yüzden saklambaç, körebe gibi sokak oyunları diyebilirim.

 

  1. Tek başınıza en çok ne yapmaktan keyif alırsınız?

 

Bilgisayarın başına geçip yazı yazmaktan ve grafik tasarımı yapmaktan…

 

  1. Günümüz internet ve sosyal medya çağıyla ne kadar ilgilisiniz?

 

Çok ilgiliyim. Twitter ve Instagram hesabım var. Instagram’ı da fotoğraf çekmeyi çok sevdiğim için kullanıyorum.

 

  1. Ülke gündemine mesafeniz nasıl?

 

Olması gerektiği kadar… Sonuçta ben ne politikacıyım, ne de ülkeyi kurtaracak adamım. Kendimi bu konuda bir birey ve vatandaş olarak görüyorum. Kalbimi ve huzurumu rahatsız eden durumlarda kendimi ifade ediyorum.

buğra gülsoy aşk yeniden dizi

  1. Çalışmaktan en keyif aldığınız insan kim?

 

İstanbul’da Emre Erkan ve Serhat Teoman… Bir de Ankara’daki arkadaşım Emre var.

 

  1. En çok neye sinirlenirsiniz?

 

Haksızlığa tahammül edemem. Onun dışında çok az sinirlenirim.

 

  1. Kendinizi şanslı hissediyor musunuz?

 

Evet; sevdiğim şeyleri yapabildiğim için kendimi şanslı hissediyorum.

 

  1. Amerika mı yoksa Avrupa sineması mı?

 

Avrupa sineması. Kısa filmlerimde de Krzysztof Kieślowski’den etkilendiğimi söyleyebilirim. En çok İspanyol sinemasını seviyorum ama Slav sineması da oldukça başarılı. Sadece Japon sinemasına alışamadım. Oscar alan filmlere baktığınızda Amerika sinema sektörünün de hikâye sinemasına döndüğünü düşünüyorum.

 

  1. ‘Yaşayabilirdim’ dediğiniz eski bir dönem var mı?

 

Olmaz mı; Rolling Stones, The Doors, Pearl Jam ve AC/DC’nin olduğu dönemler! Hatta bazen sosyal medyada parçalarını paylaşırım, ‘Abi neden eski şeyler paylaşıyorsun?’ diye de tepki gösterirler.

 

  1. En sık kullandığınız kelime nedir?

 

Canım… Dostlarıma, sevgilime ve ailemdeki herkese ‘canım’ derim.

 

  1. İstanbul’la ilgili en sevdiğin şey nedir?

 

Kargaşasını seviyorum İstanbul’un. Sürekli dizi setlerinde olduğumuz için İstanbul’un her semtinde yaşanmışlıklarım var. İstanbul’u özellikle tepelerinden izlemeyi seviyorum.

 

bugra gulsoy aşk yeniden

  1. Mucit olsaydınız neyi keşfetmek isterdiniz?

 

Sanırım ilk filmi ben keşfetmek isterdim.

 

  1. Bir şeye alerjiniz var mı?

 

Toza, bir de tortu bırakan spreylere alerjim var.

 

  1. Şu ana kadar aldığınız en iyi tavsiye nedir ve kimden?

 

Ustam Mehmet Ulubatlı’dan… Tiyatroyu seçmem ve İstanbul’a gelmem için çok teşvik etmiştir beni.

 

  1. Sporla aranız nasıl?

 

Crossfit yapıyorum. Setten pek zaman olmuyor ama en azından evde yapmaya çalışıyorum. Boş günlerimde spor eğitmenim ve arkadaşım Dinç Işık’la beraber çalışıyoruz. Sonuçta oyuncuyuz ve ekran önündeyiz, böyle şeylere dikkat etmemiz gerekiyor.

 

bugra gulsoyy

  1. Yaşamak için mi yersiniz yoksa yemek için mi yaşarsınız?

 

Keşke haplar olsa da onlarla doysak diye düşünürüm, o kadar sevmem yemek yemeyi. Ama cheeeseburger ve künefe yerken de kendimden geçebilirim.

 

  1. Ne tarz kitaplar okumayı seviyorsunuz?

 

Korku ve gerilim romanları… En çok Dean R. Koontz’u okuyorum ama daha çok bilgi veren ve tarihsel kitaplar okumayı tercih ederim.

 

  1. Başka oyuncuların röportajlarını okur musunuz?

 

Eğer arkadaşımın röportajıysa okurum.

 

  1. Bir filmi bir kereden fazla izler misiniz?

 

İzlemem ama izliyorsam o filmi gerçekten çok sevmişim demektir. Görevimiz Tehlike, Terminatör ve James Bond filmlerini çok severim. Baba Serisi ve Yaralı Yüz filmlerini sıkılmadan izlerim. Festival filmlerinden de izlediklerim oluyor. Krzysztof Kieślowski’nin Öldürme Üzerine Kısa Bir Film ve Aşk Üzerine Kısa Bir Film ara ara izlediğim filmler. Her seferinde farklı bir şey yakalıyorsun.

 

  1. Peki, hangi dizileri takip ediyorsunuz?

 

The Walking Dead, Game of Thrones, The Fall ve Homeland.

 

  1. Kendinizi nasıl motive ediyorsunuz?

 

Enerjim çok kolay düşebiliyor; burcumdan kaynaklanıyor olabilir. (Bilgi verelim; balık burcu ve yükseleni akrep.) Kendimi motive edecek bir şey yapmıyorum, depresif yaşamayı seviyorum çünkü o hâlin içinde çözüm bulabiliyorsun.

 

  1. Şu an nereye ışınlanmak isterdiniz?

 

Hep Güney Amerika’ya gitmek istedim. Oradaki hayatların fotoğraflarını çekmek güzel olurdu.

 

bugra gulsoy aşk yeniden

  1. Uzay dışı varlıklara inanıyor musunuz?

 

Bu bir mikroorganizma da olsa uzay dışı yaşama inanıyorum.

 

  1. Kiminle sohbet etme imkânınız olsun isterdiniz?

 

İlk Türk boksör Sabri Mahir’in hayatının senaryosunu yazdım. Onunla karşılıklı oturup sohbet etmek isterdim açıkçası.

 

  1. Şu ana kadar hakkınızda duyduğunuz en saçma şey?

 

Soğuk ve büyük burunlu olduğumu söylemeleri… Beni tanıyanlar öyle olmadığımı bilirler.

 

  1. Nasıl bir emeklilik hayatı istiyorsunuz?

 

Emekli olmak istemiyorum. Hayatımın sonuna kadar bir şeyler üretmek istiyorum. Gücüm yettiği kadar oyunculuk yapabilir, kafam yettiği kadar da senaryo yazabilirim.

 

  1. Son sözünüz?

 

‘Esse quam videri’ yani ‘göründüğün gibi ol.’ Herkes için tüm dileğim bu.

 

 

SÖYLEŞİ: SELEN MEÇOĞLU

FOTOĞRAFLAR: JÜLİDE GÜNGÖR

STYLING: ERKAN ALTUNAY

Total
1
Shares

Bir cevap yazın