Geçtiğimiz hafta sonu, yıllardır beklenen bir konser gerçekleşti. Justin Bieber, Coachella’nın büyük sahnesinde ana sanatçı olarak sahne aldı. En son turuna 2022’de adını albümünden alan “Justice Tour” ile çıkmış olan sanatçının dört yıllık aradan sonra bu kadar büyük bir topluluğa verdiği ilk konser, Coachella oldu.

Justin, kariyerinin başından beri vokal yeteneğinin yanında sahne şovlarıyla da adını duyurmuş bir sanatçı olduğundan, insanların yaklaşmakta olan sahnesine dair beklentisi her an artıyordu.
“My World” dünya turundaki gibi ikonik mor-beyaz bir takımla mı sahneye çıkacaktı yoksa “Believe” dünya turundaki gibi kocaman melek kanatlarıyla mı sahneye inecekti? Yoksa “Purpose” ve “Justice” dünya turlarındaki gibi inanılmaz bir dans performansı mı sergileyecekti?
Justin, belki de tüm bunları yapmış olmanın getirdiği haklı özgüven ile, kendisinden beklenen hiçbir şeyi yapmadı. Aksine; oldukça sade bir kombin, herhangi bir masa ve dizüstü bilgisayarı ile sahneye çıktı. Justin; konserin canlı yayınını sahneye yansıtıp, bir yandan canlı yayından gelen istek şarkıları söyledi bir yandan da Youtube üzerinden eski videolarını aştı.
Kimileri, bu yöntemi “tembel” buldu, internetin bir kısmı ise Justin’i dünyanın en büyük sahnesinde karaoke parti yapmakla suçladı. Bana sorarsanız, Justin tam olarak sergilemesi gereken performansı sergiledi. Bieber’ı yıllardır bu kadar özel ve ne yaparsa yapsın piyasadan silinmeyen bir insan kılan en ikonik özelliği, Youtube’dan keşfedilmiş küçük bir çocuk olması. Hepimiz, Justin ile büyüdük. Justin’in, kariyerinin başlangıcından yıllar sonra bile hala satacak bir hikayesi var: Bieber, sokakta şarkı söylerken çekilen videoları ile internette viral olan o çocuk star. Yeteneği ve genç bir erkek çocuğuyken harcadığı emek de, bu ünü hak ettiğinin en büyük kanıtı. Aslında, Justin’in Coachella performansı hayatının bir performans sanatına dönüştürülmüş biçimi.
Performans bize sadece Justin’in keşfediliş hikayesini yeniden anlatmadı, aynı zamanda internetin bir zamanlar ki halini de hatırlattı. Bieber, Youtube’a ilk cover’ını yüklediğinde uygulama henüz üç yaşındaydı. Twitter kurulalı iki yıl olmuştu ve Instagram henüz yoktu. TikTok, çok daha uzun bir süre boyunca olmayacaktı. Algoritma, sizi beğenileriniz üzerinden hoşunuza gidecek on binlerce videoya yönlendirmiyordu. Aynı zamanda, algoritmayı manipüle etme yolları, daha önemlisi kimsenin böyle bir kaygısı yoktu. İnsanlar, Youtube’a video yüklerdi ve bazen o videolar insanların önüne düşerdi. Bu performans Justin’in hikayesi, aynı zamanda bir zamanlar sahip olduğumuz ve farkına varmadan kaybettiğimiz internet için bir anma konseri.
“İçerik üreticisi” diye bir şeyin olmadığı zamanlar, internet paylaşımlarının insanlara ün ya da para kazandırmadığı zamanlar.

Bieber, Coachella kadar büyük bir sahnede ilk defa gördüğümüz bu yöntemle konserini interaktif bir deneyime dönüştürdü. Böylece, “insanın hayatta başına bir kez gelecek” bu deneyim sadece Coachella bileti almaya parası yeten ve o an çölde olan insanlar için değil; ekran başında Justin’in performansını bekleyen herkes için anlamlı oldu.

Pop kültür tarih kitapları, bugünü Bieberchella (Bieber – Coachella) olarak yazacak.
Fotoğraflar: @karlywatson