KARL LAGERFELD

Eksantrik, ikonik ve ironik bir tasarımcının bilinmeyenleri… Bugünün geleceğini yaşayan Karl Lagerfeld; ıspanaktan fırsat eşit(siz)liğine, tehlikeli hayallerinden Haute Couture kedisine kadar hayatını, düşünce dünyasını ve projelerini Marie Claire ile paylaştı.

Sürprizlerle dolu ukala, esprili, doğru zamanda doğru yerde olan, dinamik, fırsatçı… Bu çok yönlü Alman tasarımcı; (1933 ve 1938 doğumlu olduğunu iddia edenler olsa da; Paris Match geçtiğimiz sayısında 1935 doğumlu olduğunu teyit etti) moda ve sanata olan olağanüstü katkılarıyla en farklı sıfatları hak ediyor. Gelin görün ki; “Kendimi sanatçı olarak görmüyorum, daha ziyade bir illüstratörüm” diyerek mütevazılık gösteriyor. Ondan önce terziler vardı, derken katkılarıyla birçok şeyi tek bir çizimle ifade edebilen freelance tasarımcı anlayışıyla tanıştık. Zaten zamanında; “Bir eskiz; iğneler, iplikler ve kelimelerden çok daha etkilidir” demişti. Alçakgönüllü oluşuna aldanmayın! Konuşmaya başladığında o sert mizacı kaybolan Lagerfeld; 40’ından sonra fotoğrafçı, editör, yönetmen ve obje tasarımcısı olarak da estetik anlayışımıza birçok yenilik kattı. Buna değindiğimizde ise şöyle söylüyor; “Şayet dâhil olacağım proje yenilikçiyse ve hoşuma gitmeyi başarmışsa meydan okumayı zevkle kabul ediyorum.” Çocukluğu yalnız geçse de, daha altı yaşındayken birden fazla dilde yazıp okumayı sökebilmiş bir deha ile karşı karşıyayız. O harika çocuk gençliğinde Beach Boys dinleyen esmer bir yakışıklıya dönüşmüş. Derken sponsorluk anlayışının henüz var olmadığı bir dönemde tüm masrafları bizzat kendi karşılayarak Palace Club’da ekstantrik geceler düzenleyen bir organizatör olarak çalışmaya başlamış. Fendi ile efsanevi tasarımcılar arasına katılması, Chloé ve Chanel’ i küllerinden yeniden doğurması ise hepimizin artık ezberlediği bir hikâye… Lagerfeld bizi kısa bir süre önce Milano’da açılan The Little Black Jacket fotoğraf sergisinde ağırladı. Bu sergiyi iki hafta içinde 38 bin izleyicinin ziyaret ettiğini de hemen hatırlatalım. Bu gerçekten de akıl almaz bir başarı çünkü…

Başarınızın sırrı nedir?

Çok çalışmak… Tutkuyla, asla şikâyet etmeden! Beni zorlayan tek dönem Balmain günlerimdi.

Bu iş için yetenek mi hayal gücü mü daha önemli?

Ben beynin bir kas olduğuna inanıyorum. Bu yüzden mütemadiyen çalıştırılması gerekiyor. Bir de doymak bilmeyen merakımı gidermeye çalışıyorum. Merak, yetenek ve hayal gücünden daha önemli. Evet; hepsi bundan ibaret!

Rüyanızda hiç Coco Chanel’i gördünüz mü?

Gün içinde çalışırken bana ilham verdiği oluyor tabii ama geceleri kâbus görmeyi doğrusu hiç istemem!

Ondan korkuyor musunuz?

Korkudan değil… Yedi saatlik bir uyku sürecim var, onda da her şeyi unutarak dinlenmem gerek.

Yaş almak sizi korkutuyor mu?

90’lı yaşlara dair ürkütücü saplantılarım yok. Komşum Micheline Chaban- Delmas’a bakıyorum, beyaz saçları ve kırışıklıklarıyla muhteşem gözüküyor. Bu estetik operasyonlarla gerçek dışı bir hal almaktan çok daha iyi.

Bir diktatörün kızını, eşini ya da sevgilisini müşteri olarak kabul eder miydiniz?

Kontratıma göre Haute Couture müşterilerle birebir ilişki kurmam gerekmiyor. Lüks kavramı sözünü ettiğiniz kişilerin savurganlığını karşılamak için değil, özel bir tasarıma sahip olmak isteyenler için var olmalı.

İtalyan tasarım anlayışı hakkında neler söyleyebilirsiniz? Cassina’yı çok beğendiğinizi biliyoruz, hatta fotoğrafladınız da.

İtalyan tasarımcıları seviyorum. Giò Ponti, Gae Aulenti ve çok genç yaşta aramızdan ayrılan ama olağanüstü bir yeteneğe sahip olan Joe Colombo’ya da gönülden bağlıyım. Ben Monte Carlo’da tamamı Memphis tarzı fotoğraflarla ve kostümlerle donatılmış bir eve sahip olan tek kişi olduğumu düşünüyorum.

Sanat ve kültür yaşanan global krizin kişi üzerinde yarattığı sıkıntıyı giderebilir mi?

Fendi için İtalyan çeşmeleriyle ilgili bir fotoğraf kitabı üzerine çalışıyorum. Bitmek üzere… Bazen geçmiş günümüzden çok daha ihtişamlı görünür. Bugün için ona ihtiyacımız var.

Frankfurter Allgemeine Zeitung Gazetesi için Grillo ve Berlusconi’nin sempatik birer karikatürünü yaptınız…

Her şey mart ayındaki Chanel defilesinden sonra muhabirleri Alfons ile sohbet ederken ortaya çıktı. Sanat Tiyatrosu’ndaki bir anın hayali o an gözümde canlandı.

Duyduğuma göre sizin bir vergi teoriniz de var! Vergi için ödenen paranın bir kısmının alışverişe ‘bağışlanması’ gerektiğini söylüyorsunuz…

Ben bir muhasebe uzmanı değilim, hatta tam olarak ne kadar param olduğunu dahi bilmem fakat bu teorinin ticareti besleyeceğini düşünüyorum.

KARL

1994 yılındaki Chanel defilesinde Avrupa bayraklarını podyuma taşımıştınız; halen Avrupa Birliği’nin yanında mısınız?

Bunu yapmış mıydım gerçekten? (iPhone’dan fotoğrafını gösterince siyah gözlüklerini yukarı doğru kaldırıyor) Ah doğru! Yaptıklarımı unutuyorum hep. Arşivim de yok benim. Kendi yaptıklarım söz konusu olduğunda asla geri dönüp bakmam.

Karl Lagerfeld, Avrupa hakkında konuşmaktan kaçınıyor mu?

Sınırlar, para birimi veya ticaret açısından Avrupa’nın dünyanın birçok yerine nazaran daha konforlu olduğunu düşünüyorum ama dezavantajları da var tabii. Artık geri dönmek de imkânsız zaten.

Son Haute Couture defilenizi el ele tutuşmuş iki gelin ve ellerinde de bir çocukla sonlandırdınız. Nasıl gelişti bu fikir?

Ocak ayında bir rüya görmüştüm böyle. Ondan kaynaklandı…

Bu durumda evli olmayan çiftleri mi savunuyorsunuz?

Herkesin soylulaşması fikri hoşuma gitmediği gibi iki erkek ve bir çocuk fikrine de inanmıyorum. Bebekli iki anneyi tercih ediyorum.

O çocuk defile ve film oyuncusu Amerikalı model Brad Kroenig’in oğlu Hudson’dı…

Anne ve babası şu anda evlerimden birinde yaşıyor. Hudson henüz çocuk ama gelişmiş bir estetik anlayışa sahip.

Ona müzeleri gezdiriyor musunuz?

Hayır fakat Brad’in anlattığına göre okulda öğretmenine, Ritz Hotel’i bu yıl kaldığı Meurice’e neden tercih edeceğini ayrıntılı bir şekilde anlatmış. Sadece dört yaşında!

Şımarık mı?

Eğitimli bir çocuk.

Onu büyütmek ister miydiniz?

Çok yoğunum ve sorumluluk almak istemiyorum.

Ama kediniz Choupette’e çok iyi bakıyorsunuz…

Onu benim yerime iki bakıcı yapıyor. Gün içinde iPhone ile fotoğraflarını çekip bana rapor veriyorlar (Röportaj sırasında Choupette’nin iki fotoğraf geldi) ve günlük tutuyorlar.

Bunun hep reddettiğiniz bir tür sevgi bağlılığı olduğunu kabul edecek misiniz?

Ben ve o, birbirimizi çok iyi anlıyoruz. Kötü huyları var ama bu evde çok az bulunmamdan kaynaklanıyor.

Eve sadece uyumak için mi gidiyorsunuz?

Okuyorum ve çiziyorum da. Bir kuyruklu piyanom var ve müzisyenleri ağırlamaktan çok hoşlanıyorum. Özel konserlere bayılıyorum.

Ne dinlemeyi tercih ediyorsunuz?

Her şeyi ama tarzı çok çabuk değiştiririm. Michel Gaubert (Ünlü Fransız DJ) kendi seçimlerini sunuyor, ben de kendi seçimlerimi ekliyorum. Lady Gaga’nın ritminden, James Blake’in elektronik müziğine geçebiliyorum anında. Rita Ora’yı da çok seviyorum. Son derece kişilikli.

Peki ya oyuncular?

İtalya’da olduğumuz için aklıma ilk önce Anna Magnani geliyor. Bugün o kadar iyi filmlere imza atmak zor. Şimdi herkes, her şeyi mahveden pazarlamadan bahsedip duruyor. İşte bu yüzden tavsiyeleri hiç dinlemem, içgüdülerimi takip ederim.

Fotoğrafçılık size ne ifade ediyor?

Nostalji içermeden anı sabitlemenin tek yolu.

Eleştirildiğinizde rahatsız oluyor musunuz?

Kimin eleştirdiğine bağlı! Derin bilgisi ve birikimi olan çok az insan var. Eleştirinin doğru olduğuna inanırsam kendimi bir kitaba kaptırarak teselli buluyorum. Les Chefs-d’oeuvres ont eu des Mauvaises Ccritiques; kendi zamanında eleştirilmiş fakat daha sonra başyapıt olmuş tüm eserleri anlatıyor.

Neler okuyorsunuz?

Biyografiler, romanlar, dergiler ve iyi oluşturulmuş sözlükler. Fransızca da yozlaştı. Şu anda çok ‘cocasse.’ (Bayağı ve komik demek). Ben saf Fransızcayı savunuyorum.

İtalyancada hangi kelimeyi duymaktan hoşlanmıyorsunuz?

Stronzo (Adi pislik anlamına geliyor) gibi kaba kelimeleri duymaya tahammül edemiyorum.

Genç bir tasarımcıya neler tavsiye edersiniz?

Tavsiye veremem. Herkes kendi yolunu bulmalı.

Zarafet günümüzde var olan bir kavram mı?

Ender! Zarafet iletilen bir duygudur. Bazı Hintli ve Afrikalı kadınlar hiçbir şey giymeseler de son derece zarif örneğin.

Roma’da ne yemeyi seviyorsunuz?

Balık ve sebze! En çok da ev yapımı ıspanak. Son derece lezzetli!

Total
0
Shares

Bir cevap yazın