Hayatlarımızı sürekli bir değişim ile sürdürüyoruz. Teknolojinin her geçen gün hayatımıza kattıkları değişimin hızını da artırıyor. Bütün bunlardan sadece eğitim ya da iş hayatlarımız kadar ikili ilişkilerimiz de etkileniyor.

İlişkiler daha başlamadan flört aşamasında bile duvara tosluyor. Hal böyle olunca herkes tüketim çağının ilişkileri de ne denli tüketmeye başladığından bahsediyor. Bu durumu daha da açarak günümüz ilişkilerinin yürümeme ve çabuk tükenme nedenlerini yazdık.

İlişkide yaşananlar sadece iki kişi arasında kalmıyor.

İlişkilerin iki kişiye has olma durumu çoğunlukla ortadan kalktı diyebiliriz. Elbette teknolojiden önce de insanlar ilişkilerinde yaşadıkları sorunları en yakınlarıyla paylaşıyorlardı. Ancak artık durum daha farklı. Sosyal medya gerçeğini bu özelliği bertaraf etmesi açısından inkar edemeyiz.

En ufak kavgada, anlaşmazlıkta sosyal medya hesaplarından birilerini engellemek insanlara tavır koymanın yolu haline geldi. Bundan çiftler de nasibini alıyor. Bir çift kavga ettiğinde hemen tarafların attığı bir tweet ile ortam daha da kızışabiliyor.

İlişkiler neden yürümüyor?

Bunu illa olumsuz örneğe yormak zorunda da değiliz. Mutlu anların paylaşımı da ilişkileri tüketen detaylar arasında. Erkek arkadaşının ya da eşinin gönderdiği bir çiçeği ya da hediyeye sosyal medyasında paylaşmayan bir kadın artık yeterince teşekkür etmiş bile sayılmıyor. “Mutluluk ne kadar çok insanla paylaşılırsa o kadar gerçektir” yanılgısı belki de ilişkilerin ipini çeken en büyük günümüz sorunu oluyor. Sosyal medyada mutlu bir ilişki imajı çizdiği için sadece “insanlar ne düşünür” diyerek kendisini mutsuz bir ilişkiyi sürdürmeye, kurtarmaya adayan o kadar çok insan var ki!

“Bir şeyleri kaçırıyorum” hissi

Yoğun bir gün geçirdiğinizde Instagram ya da Twitter akışınızı yenileyemediğinizde, hangi konuların TT olduğunu bilmediğinizde ya da bir cumartesi gecesi eğlence mekanına gitmediğinizde yaşadığınız “bir şeyleri kaçırıyorum” hissine aşinasınız değil mi?

Bu his zaman zaman ilişkileri de ele geçirebiliyor. Sadakat konusunda zorlanan bireyler birine bağlandıkları takdirde dışarıda kaçıracakları bazı eğlence, duygu ya da deneyimler oldukları konusunda endişe taşıyorlar. Haliyle bu da bağlanma sorunlarını ortaya çıkararak ilişkilerin sonu olabiliyor.

günümüz ilişki sorunları

Ne istediğinizi gerçekten biliyor musunuz?

Her birimiz benzersiziz. Bazı durumlara verdiğimiz ortak tepkiler olsa da hepimizin geçmişinden tecrübeleri, bagajları ve bunların şekillendirdiği beklentileri var. Ancak yaşadığımız bu kalıplar çağında aslında bir noktada herkesleşiyoruz. Fiziksel olarak başkalarının beklentilerinden, göz önündeki ünlü güzel ve yakışıklılardan dahi etkileniyoruz. Karşımıza çıkan flörtleri kendi isteklerimize göre değil başkalarının görüşlerine göre tartıyoruz. Çünkü biraz da hayatı artık başkalarının onayı, alkışı için yaşıyoruz.

sık rastlanan ilişki problemleri

“Onun başına geldiyse bana da olabilir.”

En ufak konuda bile bilgi akışı çok fazla. Çok farklı çevrelere giriyoruz, arkadaş sayılarımız çok fazla. Ya da internet sayesinde bloglar, tweetler ile insanlar her konuda deneyimlerini paylaşabiliyor. Bir noktada bu farklı deneyimler bizlere korku olarak dönebiliyor. Acımasızca aldatılan bir hemcinsimizin hikayesini okuyup ufacık bir benzerlik gördüğümüzde “ya ben de aldatılıyorsam” diyebiliyoruz. Başkalarının tecrübeleri bizim korkularımızı, endişelerimizi etkilemeye başlıyor.

Bu endişe ve soru işaretleriyle baş edemeyince partnerimizle tartışmalar yaşıyoruz. Ortada somut olmayan bir nedenden dolayı “sadece daha önce birileri yaşadığı için” yani ihtimal olduğu için problemler yaratıyoruz. Oysaki imkansız diye bir şey zaten yok. Her ilişki süreci iyi ya da kötü her şeyi yaşamaya açıktır. Sadece kendi ikili ilişkimizin özneleri olmamız oldukça önemli.

modern çağda aşk ve ilişkiler

İletişimsizlik ve pasif agresif tavırlar

Hayatı oldukça hızlı yaşıyoruz. İş hayatı, toplantılar, projeler, yetişilmesi gereken tarihler, bir yandan aile ve arkadaşlar derken kendimizi dahi ihmal edebiliyoruz. Partnerle yaşanan sorunlar da tüm bu yorgunluktan etkilenebiliyor ve “şu durum aklıma takıldı, bundan ötürü kötü hissediyorum” gibi iletişim sürdürecek konuşmalardan kaçınıyoruz. Tüm bu kaçınma da istemeden pasif agresif tavırlarda bulunmamıza neden olabiliyor. Bir hafta önce canımızı sıkan bir konu aklımıza geldiğinde güzel bir anı mahvedebiliyoruz. Dürüst olalım, bundan kim hoşlanır ki?

günümüzde ilişki beklentileri

Mutlu sonlu filmler ve yüksek beklentiler

Mutlu sonlara ulaşılan, bir şekilde yanlış anlaşılmaların son bulabildiği romantik komedi yapımlar hangimizi kusursuz ilişki beklentisine sokmadı ki? Popüler kültürün ikili ilişkilere etkisini reddedemeyiz. Grinin Elli Tonu serisini okuduktan sonra cinsel hayatında mutsuz olan kadınların 30 yıllık evliliklerini bitirdiklerine tanık olduk. Sunulan okuduğumuz ya da izlediğimiz tüm kurgular bizde yüksek beklentiler yaratıyor. Gerçekliğimizden uzaklaşarak karşılayamayacağımız beklentileri umarken bulabiliyoruz kendimizi. Bu da ilişkilerin sonuna zemin hazırlıyor.

Total
0
Shares