Dört dörtlük görünebilirsiniz; ancak gözlerinizin altında koyu halkalar olduğu sürece gerçek hikâyenizi gizlemeniz mümkün değil! Yorgun gözlerin hesabını Marie Claire Amerika’dan Lea Goldman sizler için sordu!

KUSURSUZ GÖRÜNÜM İÇİN EN İYİ GÖZ ALTI KAPATICILARI
Zaman zaman yazdığım makalelerle ilgili görüşlerimi paylaşmak üzere televizyon programlarına çağrılıyorum. İtiraf etmem gerekirse, söz konusu programlarda en sevdiğim an… Kısacası makyaj aşaması… Sıradan bir kadınken; bir anda her daim bakımlı ve bakımlı bir görünüme dönüşmeye bayılıyorum.
Geçtiğimiz gün yine Today Show için konuk olarak çağrıldım. Keyifle makyaj sandalyesine kurulup bir yandan iş, bir yandan da günlük hayatıma dair küçük ayrıntılar hakkında sohbet etmeye başladım. Tam da o anda makyözün çantasından çıkardığı göz altı kapatıcısını gördüm. Bakışlarımı takip etmiş olacak ki; “Ciddi lekeler için kullandığımız güçlü bir silah” dedi bana dönerek… Dahası; kalın bir katmanı gözaltlarıma sürerken, uzun bir gece geçirip geçirmediğimi sordu bana…

Bu o kadar sık duyduğum bir soru ki artık yadırgamıyorum. Oysa sözünü ettiği türden ‘uzun geceler’i yaşamayalı epey oldu. Sabaha karşı eve döndüğüm en son parti 2000 yılından da önceydi! Zaten o partiden sonra hayatım epey duruldu; çocuk sahibi oldum, artık evimde ışıklar saat gece yarısını vurmadan önce söndürülüyor ve sabahın ilk ışıklarıyla da uyanılıyor. Aslında çalışan bir anne için gayet dinlenmiş bir görünüme sahibim ama bunu gözaltlarımdaki kara torbalara bakarak söylemeniz pek de mümkün değil!
Makyözün tepkisini görene kadar bu karaltılara çok da takılmıyordum. Endişeli iş arkadaşlarım arada sırada ne kadar solgun göründüğümü söyleseler de aldırmıyordum. Belki de arkadaşlardan gelen yorumların satır aralarını dahi iyi okumam gerekiyordu aslında; evet hep yorgun görünüyordum çünkü beni eve kadar takip etseniz karşılaşacağınız manzara ağlayıp sızlayan bir bebek, bulaşıkla dolu bir mutfak lavabosu ve masanın üzerine yığılı tarihi geçmiş bir sürü faturadan ibaret olur. Gözaltı morlukları hayatımda yanlış giden bir şeylerin belirtisiydi sadece, buzdağının görünen kısmı…

Bundan birkaç yıl önce, aslında sadece araba kullanırken ihtiyacım olmasına rağmen gözlüklerimi hiç çıkarmamaya başladım. Gözlüklerin gözaltı torbalarımı gizlememe yardımcı olduğunu düşündüğümden geliştirdiğim bir yöntemdi bu. Ayrıca en ucuzundan, Fransa’dan ithal edilen en lüks olanlarına varıncaya kadar pazardaki tüm kremleri denemeyi
de ihmal etmedim. Bundan daha ileri gitmeyi ise aklımın ucundan dahi geçirmedim. Kendi kendimize öyle sınırlar ve kurallar koyuyoruz ki ancak zamanla ne kadar abartılı hareket ettiğimizin farkına varıyoruz.

Geçen ay, bu ön yargılarımı yendim ve Dr. David Colbert’den bir randevu aldım. Manhattanlı, Colbert Skincare’in yaratıcısı dermatolog, şehrin en önde gelen ve konusunda uzman kişilerinden. (Amerikan televizyonunun ünlü simalarından Stephen Colbert’nin kuzeni olduğunu da daha ben sormadan söylüyor.) “Pek yakın değiliz ama yine de istediğim zaman şovu için davetiye bulabiliyorum” diye de ekliyor! Akabinde gözlerimin altında az miktarda kolajen ve yağ miktarı bulunduğundan damarlarımın daha belirgin gözüktüklerini açıklıyor. Problemin sadece genetik olmadığını; alkol ve sigara kullanımı, kilo kaybı, uykusuzluk ve nemsizliğin de önemli bir rol oynadığını sözlerine ekliyor. Dr. Colbert’in muayenehanesini çoğunlukla yaşlanmayla doğru orantılı, kırışıklıklar ve sarkmalar için oraya gelen hastalar dolduruyor. Çözüm; Kaptan Jack Sparrow’u aratmayan gözaltı morluklarımı azaltmak ve bunu en azından bir yıl muhafaza edebilmek için yapılacak 1800 dolar değerindeki Restylane uygulaması. Doktorun söylediğine göre bu uygulama için biçilmiş kaftanım.
Colbert şırınganın içine koyduğu sıvıyı hazır hale getirirken muayenehaneyi terk etme planları yapıyorum. Yaşımdan endişe ettiğimden değil, 35 yaşın Pandora’nın kutusunu açmak için biraz erken olduğunu düşünsem de, asıl sorun gözlerimin altına girecek olan o iğnenin verdiği dehşet duygusu.

Acıya dair… Restylane de dâhil olmak üzere dolgu maddelerinin birçoğunun içinde uyuşturucu ajanlar bulunuyor. Colbert’in mümkün olduğunca hassas yaklaşımına ve sürdüğü anestezi etkili kreme rağmen on vuruşluk bu müdahale bana yüzüme 100 tane ağda bantı yapıştırılıp çekiliyormuş hissi veriyor. Daha da rahatsız edici olanı ise iğnenin tenimin altındaki hareketini ve dolgu maddesinin boşlukları dolduruşunu hissetmek…

İşlem bittiğinde Colbert yüzüme bir ayna tutuyor, sanırım amacı sonuçları fark edip mutlu, şaşkın ve şükran dolu ifademi görmek ama işlemin bedenimde en üst seviyeye çıkardığı adrenalin nedeniyle ve biraz da doktora ayıp olmasın diye arzu ettiği ifadelerin hepsini uydurmayı başarabiliyorum. O an yüzümde hiçbir fark göremiyorum aslında. Doktor beni eve, yanımda buz torbaları ve atkestanesi özleri içeren kendi markasına ait bir kremle gönderiyor.

Daha asansöre binerken güneş gözlüklerimi takıyorum, zira yardımsever birileri beni sokakta bu yüzle dolaşırken görse, anında bir kadın sığınma barınağına götüreceği kesin!
Sonucun muhteşem olduğunu söyleyebilmeyi çok isterdim, ne yazık ki rögar kapağı gibi görünmeyi bırakan mor gözaltlarım dışında, biraz daha aydınlık ve sağlıklı bir renge sahip olmamın dışında eskisinden hiç de farklı görünmediğimi söylemeliyim. Gölgeler tamamen silinmese de, en azından kapatıcı desteğiyle artık tamamen görünmez olabiliyorlardı. Terapistim cildimin sağlıkla ışıldadığını ve acaba hamile olup olmadığımı dahi sordu. Bazı iş arkadaşlarım kilo verip vermediğimi merak ettiler (Bu her zaman iyiye işarettir) fakat ben, eski benle aradaki farkı bir türlü göremiyordum. Belki beklentimin çok yüksek olmasından, belki de Real Housewives programındaki ev kadınları gibi abartılı sonuçları görmeyi beklememden kaynaklanıyordu bu durum. Bilemiyorum…

Bu tip işlemlere genellikle iki ya da üç kez devam etmek gerekir fakat bir hafta sonra Dr. Colbert’ın ofisine gittiğimde, bana daha çok genç olduğumu ve tekrar dolgu yapılmasına gerek olmadığını söyledi. Bu tutumlu yaklaşımı, o güne kadar ki en yüksek harcamasını Ikea’da yapmış biri olarak çok hoşuma gitti. Bir sır vereyim mi; ileride bu uygulamayı tekrarlayacağımdan ve tekrar doktorun yolunu tutacağımdan son derece şüpheliyim.

Total
0
Shares

Bir cevap yazın