Akıl almaz derecede yüksek bir libido, sosyal çevrelerde dikkat çekme isteği ya da en yalın haliyle seks bağımlılığı… Nemfomani kimilerine göre özgür seks kaavramı içinde normal kabul edilirken, kimilerine göre de mutsuzluğun uzantısı olan ciddi bir psikolojik hastalık. Aykun Taşdöner

gorsel

Fırsat bulduğu her an seks yapan, yapmak isteyen ya da mütemadiyen seks düşünen kadınlar… Kaynağı ise sıra dışı hormon aktivitesi ya da psikolojik rahatsızlıklar. Kısacası; tıpkı diğer bağımlılıklar gibi seyrediyor. Ancak ne yaşayan ne de karşı karşıya kalan kolay kolay dillendiremiyor. Bu açıdan bakıldığında; Lars Von Trier’in Nymphomaniac adlı filminin Türkçe’ye İtiraf olarak çevrilmesi gayet isabetli geliyor insana.

Köklere dönüş
‘Hiperseksüalite’ olarak da adlandırılan nemfomaninin geçmişi ya da çıkış noktası Yunan Mitolojisi’ne dayanıyor. Nymph (orman perisi ) ve mania (çılgınlık) kelimelerinin birleşiminden oluşan bu kelime, bilimsel açıdan da ‘değişik erkeklerle beraber olma arzusu’ ve ‘aşırı seks düşkünlüğü’ olarak tanımlanıyor. Şaşırtıcı olan aslında kadının sekse düşkünlüğü değil, farklı erkeklerin peşinde olması. Zaman zaman gazetelerin üçüncü sayfalarında konuya dair çeşitli haberler görsek de, Türkiye’de hastalığın ne ölçüde var olduğu ne yazık ki tespit edilemiyor. Ataerkil bir toplum olmamız nedeniyle seks bağımlılığı genel olarak erkeklere atfedilen bir olgu. Öte yandan biraz önce de bahsettiğimiz gibi bu sıra dışı hiperseksüel aktivite kolay kolay da itiraf edilemiyor.
New Yorklu Seks Terapisi Uzmanı Mavis Humes Baird bağımlılığı şu şekilde anlatıyor; “Mastürbasyon, porno, tek gecelik ilişkiler ya da tam tersi düzenli birlikteliklerle başlar. Ancak bir süre sonra hayatınızın tüm kontrolünü eline alır ve sizi mahveder.” Hayatı mahvetmek… Nemfomaninin en büyük gazabı. Bunu acıkmaya da benzetebiliriz. Beyne sinyaller gitmeye başladığında ve açlığı bastıramadığınızda toleransınız düşer ve kontrolünüzü kaybetmeye başlarsınız. Her şey tıpkı Lars von Trier’ın filminde olduğu gibi küçük bir çikolata oyunuyla başlayıp, sonrasında mazoşist eğilimlere doğru kayarak hayatınızı tehlikeye sokabilir.

Peki, ya erkekler?
Yüzümüzü yine sinemaya dönecek olursak… İngiliz yönetmen Steve McQueen, 20111 yapımı Utanç adlı filminde (Shame) de benzer bir temadan bahsediyordu. Ancak bu kez merkezde bir kadın yani nemfoman değil, satiryaz Brandon Sullivan (Michael Fassbender) vardı. Film çok konuşulsa da ki konuşulma nedeni büyük ölçüde Fassbender’ın cinsel organının gözükmesiydi, sorunun erkek odaklı oluşu pek de şok etkisi yaratmamıştı. Yakın geçmişimize şöyle bir baktığımızda ise Tiger Woods ve Michael Douglas’ın seks bağımlılığından mustarip olduğunu hemen hatırlayabiliriz. Zira her ikisi de uzun yıllar bu rahatsızlıklarından ötürü tedavi görmüş ve sürece biz de medya aracılığıyla bizzat tanıklık etmiştik.

Gerçek kesit
Amerikan Psikiyatri Birliği ise durumu ‘hiperseksüel bozukluk’ olarak tanımlamayı tercih ediyor ve semptomları seksüel fanteziler üzerine çok fazla düşünmek ya da aşırı zaman harcamak olarak gösteriyor. Kurumda tedavi gören 39 yaşındaki bir hasta ise deneyimini şu şekilde anlatıyor; “Erkek arkadaşım benimle beraberliğini sonlandırmaya karar vermişti. Ben de camın önüne geçerek mastürbasyon yapmaya başlamıştım, birilerinin beni göreceğini umarak. Gece gündüz internetten kendime randevular ayarlamaya çalışıyordum.” Bir başka evli kadın ise şu açıklamaları yapıyor; “Ofiste, toplu taşımada olmam fark etmiyor; gözüm karardığı anda, o an orada olan herhangi biriyle beraber olabilmek için elimden geleni yapıyorum.” Genel olarak anlatılan ise şu… ‘Kimi zaman günde üç, beş farklı kişiyle beraber olabiliyorduk ve bunu engelleyemiyorduk.’

Kaybolan duygular
Peki, seks bağımlılığında aşk nerede duruyor? Gerçek kesitler aşkın bu rahatsızlığı yaşayan insanlara pek de gerçekçi gelmediğini gösteriyor. Kimi sevgisizlikten nemfomani yaşadığını söylese de, sağlıklı bireylerde olması gereken kontrol mekanizmasını devreye sokamıyorlar. Belki bu konuda en güzel cevap için tekrar İtiraf filmine dönmemiz ve ana karakterlerden Joe’ya kulak vermemiz gerekiyor; “Günbatımından daha fazla renk bekliyorum. Belki de tek günahım bu.” Şiirsellik arayışında olan Joe aslında hayatın kuru ve renksiz olduğunu fark ettiğinde seks bağımlılığına adım atmış oluyor. Aynı şekilde, dikkat çekmek istediği için ipin ucunu kaçırdığını ya da medyadaki kadın bedeninin kullanımından etkilendiğinden buralara kadar sürüklendiğini dile getirenler de mevcut.
Tarihteki nemfomanlar
İmparator Claudius’un üçüncü eşi, Romalı Valleria Messalina güçlü ve güzel olmasına rağmen halk arasındaki şöhretini nemfoman olmasına borçlu. Hakkında anlatılan en meşhur hikâye ise şu şekilde… Messalina bir gün fahişe Scylla’ya meydan okuyarak seks yarışması düzenler. Her ikisi de 25 erkekle birlikte olur. Ancak Messalina sabaha kadar ilişkiye girmiş olmasına rağmen tatmin olmaz! Rus Çarı Büyük Petro’nun eşi Katerina da tarihteki en ünlü nemfomanlardan. Güzelliği ve lüks tutkusuyla nam salan Mısır kraliçesi Kleopatra da yine bu listenin içinde kendine yer edinen isimler arasında.

Sinemadaki nemfomanlar
Yalnız Kalpler (The Music Lovers) filminde Tchaikovsky, eşcinselliği ile başa çıkmak isterken bir nemfomanla evlenir. 1956 yapımı Aşk Rüzgârları (Written on the Wind) filminde ise Mary Lee karakteri bir nemfomandır. 2008 yapımı Fransız filmi Bir Kadının Seks Günlüğü de nemfoman bir kadının anılarına odaklanır. Amacı daha farklı olsa da Fransız yönetmen Ozon’un son filmi Genç ve Güzel (Jeune et Jolie) de nemfomaniyi çağrıştırır. •

Total
0
Shares

Bir cevap yazın