Yaşlanma, kalıtsal unsurlar ve dış etkenlerin etkisi ile cildimiz hücresel düzeyde canlılığını kaybeder. Cildin kalınlığı, elastikiyeti, nemi yani kısaca cilt kalitesi azalır. Bu da ciltte sarkmalara, kırışıklıklara ve parlaklık kaybına sebebiyet verir.

İyi yaşlanmak, yaş alma sürecinin kontrollü meydana gelmesini sağlamak bugün estetik tıbbın belirlediği en önemli hedeftir. Bu hedefe giderken hem tüm beden hem de deri sağlığımızın en üst düzeyde olması için düzenli bakım çok önemlidir. Gerçekleştirilecek bilgisayarlı deri analizleri ve uzman görüşleri ile deri, deri altı değerlendirilir ve uzun dönem tedavi ve takip protokolleri kişiye özel oluşturulur.

Cilt sadece güzel görünmekle kalmamalı, aynı zamanda sağlıklı olmalıdır. Çünkü sağlıklı bir cilt bütün tedavi yaklaşımlarına daha iyi cevap verir ve de daha yavaş ve güzel yaşlanır. Bu amaçla cildin üzerinden temizlenmesi ve altının da yeterli besinle desteklenmesi gerekir.

Sağlıklı, canlı, parlak ve genç bir cilt hedefleyenler için yeni bir tedavi seçeneği olduğunu söyleyen Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Uzmanı Prof Dr Reha Yavuzer, Nucleofill saflaştırılmış DNA Işıltısı ile ilgili merak edilenleri anlattı.

Saf DNA (DNA Işıltısı),cildi gençleştirmek ve sağlığını koruma altına almak icin geliştirilmiş, yüksek konsantrasyonda doğal polinukleotitler içeren yenilikçi canlandırıcı,biyo-uyarıcı jel serisidir. Saf ve yeni nesil DNA fragmanzincirleri içerdiğinden, alerjik reaksiyonlar dahil yan etkisi olmayan enjekte edilebilen forma sahiptir.

DNA Işıltısı nemlendirme, serbest radikal temizleme ve biyo-uyarıcı olmak üzere üç sinerjik etkisi ile diğer ürünlerden ayrışarak ciltte oluşan kayıpların hızlı ve doğal bir şekilde yerine konmasını sağlar, ideale yakın bir destek ve yenilenme sürecini başlatma etkisi gösterir.

Saf DNA Işıltısı, yüksek miktarda suya bağlanma yeteneği sayesinde, “Elektrostatik sünger” gibi davranır ve dokulara derin nemlendirme sağlayarak hücresel sağlık için yararlı bir ortam oluşturur. Ciltte yaşla, çevresel faktörlerle veya yetersiz bakımla azalan nem miktarının tekrar artmasını sağlar.

Yaşlanma ve zararlı dış etkenler serbest oksijen radikallerinde artışa neden olur. Bu serbest radikaller doku hasarından sorumludur. Güçlü nemlendirmenin yanında, kimyasal yapısı sayesinde serbest radikalleri hapsederek anında “temizleyici antioksidan’’ bir etki yapar. Aynı zamanda hücre dışındaki enzimler tarafındanmetabolitlere çevrilmesiyle serbest radikallere karşı korumayı arttırır. Cilt canlılık ve parlaklık kazanır.

Bu etkilerin her ikisi de hücrelerin rejenerasyonu ve metabolik aktivitesi için uygun fizyolojik ortamı sağlayarak uzun süreli biyo-canlandırıcı etkileri yeniden oluşturur.

Saf DNA’nın önemli ve diğer tedavilerden ayırıcı özelliği biyo-uyarıcı etkisidir. Biyo-uyarıcı etki hem nükleotitlerin fibroblastların hücre zarı reseptörlerini aktive etmesiyle, hem de enzimatik işlemi sırasında ortaya çıkan metabolitleri sayesinde olmaktadır. Bundan dolayı yavaş ve süreklibir etki gösterir. Bunu kısaca söylemek gerekirse deri altını uyarır ve gerekli doku üretimini arttırır.

Saf DNA’nın oluşturduğu ideal fizyolojik ortam ve biyo-uyarım sayesinde aktive olanfibroblastlar, ciltte eksilenkolajen1’i üreterek, elastikiyeti artırır ve ürüne özgü sıkılaştırıcı ve yaşlanma karşıtı biyo-canlandırıcı etki gösterir. Tüm yaş ve cilt tiplerine uygulanabilen Saf DNA, güçlü bir lifting etkisi de gösterir. Olgun ciltlerde kolajeni arttırarak deri elastikiyetini geri kazandırır. Genç bireylerde kullanımı ise elastikiyet kaybını yavaşlatır.

35 yaş üstü kadın ve erkeklerde yüz, boyun ve dekolte bölgesi ile,el üstlerinin yaşlılık karşıtı canlandırılması icin uygulanabilmektir.Bu konuda uzman hekimlerin 10-15 gün ara ile 3-4  seans uygulanmasıyla, ciltte zamanla oluşan yaşlanma etkilerini doğal yollarla tersine çevirerek, daha sağlıklı, daha genç, pürüzsüz ve aydınlık görünen bir cilde sahip olmak mümkün olacaktır. Bu etki ortalama 6 ay kadar devam eder ve 1 seans idame doz ile 1 yıla kadar uzatılabilir.

Total
0
Shares