REPOSSI

Repossi ailesinin üçüncü kuşak üyesi Gala Repossi bizi Fransa’daki Vendôme Meydanı’nda bulunan ofisine davet edip Repossi’nin DNA’sını tanıttı.

Mesleğe başladığınızda henüz 21 yaşındaydınız, bu kadar genç yaşta rekabetin böylesine yoğun yaşandığı bir sektörde ayakta kalmayı nasıl başardınız? Zorlandınız mı?

Bu aile işi, tıpkı değerli bir taş gibi bana miras kaldı. Karşıma böyle bir fırsat çıkınca savaşmam gerektiğinin de farkına vardım. Aslında bilinçsiz gelişen bir süreçti. Başarılı olmak ilk hedefim değildi, sadece değerlendirmem gereken bir fırsat olarak gördüm ve peşini bırakmadım.

Yapmak istediğiniz bu değil miydi?

Burjuva ve dar görüşlü olduğunu düşündüğüm bu dünyayı reddediyordum. Herkes risk almaktan korkuyordu. 1960’lı yıllardan bugüne mücevher dünyasında çok fazla değişiklik olduğunu söyleyemem. Beers’ın ortaya çıkmasının ardından elmaslar sadece zengin olduğunuzu göstermenin en kolay yoluydu.

Markanın yeniden doğuşunda büyük bir payınız var. Bu cesaretin kaynağı nedir?

Hayatımda bir kez olsun prensiplerimden ödün vermedim. Bu işe başlarken de sahip olduğum değerlerden vazgeçmeye hiç mi hiç niyetim yoktu.

Eğitiminizin ve tecrübelerinizin de bir katkısı oldu mu?

Kesinlikle! Sanatla iç içe bir geçmişe sahibim, 14 yaşımdan bu yana resim yapıyorum. Aslında yapmak istediğim sadece resimle ilgilenmekti. Paris’te Beaux Arts’da okudum. Eğitimim boyunca diğer tutkum olan arkeoloji derslerine de katıldım. Aksesuarların ve süslemelerin ortaya çıkışı; antik uygarlıklar ve farklı kabileler arasındaki kurgu büyüleyici.

Repossi dünyasını nasıl tanımlıyorsunuz?

Yapı ve renk oyunlarının yarattığı bir kompozisyon olarak… Kontrast oluşturmayı sevdiğim için güçlü parçalara yöneliyorum. Zor olan kısmı ergonomik ve kalıcı tasarımlar yaratabilmekte…

Nelerden ilham alıyorsunuz?

Son dönemde heykellerden ve mimari yapılardan… Başlı başına hacme vurgu yapan mimari yapıların boyutlarını küçülterek vücuda göre adapte edebilirsiniz. Örneğin Afrika’nın kült kökeni de minimal bir yapıya sahip, modern durur ve asla yaşlanmaz.

Mücevherlerle ilişkiniz nasıl?

Tasarımlarımı kişisel zevklerim belirliyor. Yaptıklarım mücevher sevmeyen ya da üretilenleri klasik bulanlara göre…

Tasarımlarınız günlük hayata uygun mu?

Bir insan kıyafeti ya da makyajıyla değil, kullandığı aksesuarlarla fark edilmeli. Çok pahalı ve gösterişli olan mücevherleri günlük hayata taşımak zor olabilir. İşin sırrı siluetle uyum içinde olmalarıdır.

Ailenizden size başka neler miras kaldı?

Zanaatkârlık… Koleksiyonlarımızı yavaş üretmemizin bir nedeni de kadınlara Repossi’yi tanımaları için zaman tanımak. Her parça İtalya ve Fransa’da üretiliyor. Popülerleşirken, zanaatkâr ruhumuzu da korumamız gerekiyor. Önümüzdeki yıl için büyük değerli taşlarla oluşturacağım bir koleksiyon hazırlıyorum.

Total
0
Shares

Bir cevap yazın