Kitap

30 Yaşına gelmeden her kadının okuması gereken 10 kitap

30 Yaşına gelmeden her kadının okuması gereken 10 kitap

Finansal bağımsızlıktan kişisel kimliğe, ilişkilerden entelektüel birikime… Kendine yatırım yapmak isteyen kadınlar için bir okuma listesi.

Yirmili yaşlar, hayatımızın belki de en fazla değiştiğimiz dönemlerinden biri. İlk ciddi iş deneyimlerimiz, ekonomik bağımsızlığımızı kazanmaya başlamamız, ilişkilerimiz, hayal kırıklıklarımız ve geleceğimize dair verdiğimiz kararlar… Bir yandan kim olduğumuzu keşfederken diğer yandan nasıl bir hayat istediğimizi anlamaya çalışıyoruz.

Bu süreçte kendimize yapabileceğimiz en değerli yatırımlardan biri okumak. Çünkü kitaplar yalnızca bilgi edinmemizi sağlamıyor; farklı hayatları anlamamıza, kendi düşüncelerimizi sorgulamamıza ve dünyaya başka açılardan bakmamıza da yardımcı oluyor.

Elbette kişisel gelişim yalnızca kişisel gelişim kitapları okumakla sınırlı değil. Bazen bir roman, insan ilişkileri hakkında onlarca tavsiye kitabından daha fazla şey düşündürebiliyor.

İşte 30 yaşına gelmeden okuma listenizde bulunmasını önereceğim, Türk ve dünya edebiyatından 10 kitap.

1. Kendine Ait Bir Oda — Virginia Woolf

Finansal bağımsızlık ve kadın kimliği üzerine.

Virginia Woolf’un 1929’da yayımlanan eseri, kadınların edebiyat ve sanat dünyasında neden erkeklerle aynı fırsatlara sahip olamadığını sorguluyor.

Woolf’un bir kadının yaratıcı olabilmesi için ekonomik özgürlüğe ve kendisine ait bir alana ihtiyaç duyduğunu savunması, neredeyse yüz yıl sonra bile önemini koruyor.

Kariyerini kurmaya, kendi parasını kazanmaya ve bağımsız bir hayat oluşturmaya çalışan her kadının üzerine düşünmesi gereken bir kitap.

2. Paranın Psikolojisi — Morgan Housel

Para yönetimi ve uzun vadeli düşünme üzerine.

Finansal okuryazarlık, yetişkinliğin en önemli ama çoğu zaman yeterince konuşulmayan becerilerinden biri.

Morgan Housel, para kazanmakla parayı yönetebilmenin neden birbirinden farklı olduğunu, finansal kararlarımızda duyguların ve alışkanlıkların nasıl rol oynadığını anlatıyor.

Özellikle ekonomik bağımsızlığını yeni kazanmaya başlayan kadınlar için para konusunda daha bilinçli kararlar almanın önemini hatırlatan bir eser.

3. Sırça Fanus — Sylvia Plath

Toplumsal beklentiler ve kendi yolunu bulmak üzerine.

Esther Greenwood’un önünde birçok fırsat vardır. Başarılıdır, yeteneklidir ve geleceği umut verici görünmektedir. Ancak bütün bu ihtimallerin arasında kendisini giderek daha fazla kaybolmuş hisseder.

Sylvia Plath’in romanındaki incir ağacı metaforu, farklı hayat seçenekleri arasında karar verememenin yarattığı baskıyı anlatır.

Özellikle her şeyi aynı anda başarmamız gerektiğini düşündüğümüz yirmili yaşlarımızda, başarı beklentilerinin psikolojik ağırlığını anlamak açısından etkileyici bir roman.

4. Kadının Adı Yok — Duygu Asena

Kadınların toplumsal rolleri ve bireysel özgürlük üzerine.

Türk edebiyatında kadınların bağımsızlık mücadelesini anlatan en önemli eserlerden biri.

Duygu Asena, bir kadının çocukluğundan yetişkinliğine uzanan hayatı üzerinden aile, evlilik, cinsellik ve toplumun kadınlara yüklediği beklentileri sorguluyor.

1987’de yayımlanmasına rağmen bugün de güncelliğini koruyan bu roman, kendi hayatımızla ilgili kararları gerçekten ne kadar özgürce verdiğimizi düşündürüyor.

5. Cleopatra ve Frankenstein — Coco Mellors

Aşk, ilişkiler ve duygusal olgunluk üzerine.

New York’ta tanışan Cleo ve Frank’in hızlı başlayan ilişkisi, zaman içerisinde iki insanın birbirini sevmesinin her zaman birbirini anlaması anlamına gelmediğini gösteriyor.

Coco Mellors, romantik ilişkileri idealize etmek yerine karakterlerinin kusurlarına, yalnızlıklarına ve birbirleriyle kurdukları karmaşık bağlara odaklanıyor.

İlişkilerde yalnızca karşımızdaki insanı değil, kendi ihtiyaçlarımızı ve sınırlarımızı da tanımanın önemini düşündüren bir roman.

6. Sevgili Arsız Ölüm — Latife Tekin

Kendi sesini bulmak ve toplumsal kalıpları sorgulamak üzerine.

Latife Tekin’in romanı, köyden kente göç eden bir ailenin hikayesini anlatırken özellikle genç Dirmit’in kendisine biçilen rollerle mücadelesine odaklanıyor.

Dirmit’in hayal gücü ve dünyayı algılama biçimi, ailesinin ve çevresinin beklentileriyle sürekli çatışıyor.

Kendi düşüncelerini oluşturmanın, farklı olabilmenin ve başkalarının çizdiği sınırların dışına çıkmanın önemini edebiyat aracılığıyla keşfetmek isteyenler için.

7. Atomik Alışkanlıklar — James Clear

Disiplin, alışkanlıklar ve sürdürülebilir gelişim üzerine.

Kendimizi geliştirmek istediğimizde çoğunlukla büyük hedeflere odaklanıyoruz. Daha başarılı olmak, daha fazla okumak, daha düzenli yaşamak…

James Clear ise kalıcı değişimlerin çoğu zaman küçük ama sürekli tekrar edilen davranışlardan doğduğunu anlatıyor.

Özellikle kariyerin ve yetişkinlik rutinlerinin şekillendiği yirmili yaşlarda, motivasyondan çok sürdürülebilir alışkanlıkların önemini anlamak için pratik bir kitap.

8. Yıkılmış Kadın — Simone de Beauvoir

Kimlik, bağımsızlık ve kendini tanımak üzerine.

Simone de Beauvoir, üç ayrı anlatıda kadınların evlilik, annelik, yaş alma ve kişisel kimlikleriyle kurdukları ilişkileri inceliyor.

Özellikle hayatını başkalarının ihtiyaçları etrafında şekillendiren kadınların, zaman içerisinde kendi isteklerinden nasıl uzaklaşabildiklerini gösteriyor.

Kitap, önemli bir soruyu gündeme getiriyor: Hayatımızdaki bütün rollerden bağımsız olarak kendimizi ne kadar tanıyoruz?

9. İnsan Olmak — Engin Geçtan

Psikoloji ve insan davranışlarını anlamak üzerine.

Psikiyatrist Engin Geçtan, insanın kendisiyle ve çevresiyle kurduğu ilişkileri, yalnızlık, kaygı, sorumluluk ve toplumsal beklentiler üzerinden ele alıyor.

Bu kitabın en değerli taraflarından biri, insan davranışlarını yalnızca doğru veya yanlış olarak değerlendirmek yerine onların arkasındaki psikolojik süreçleri anlamaya davet etmesi.

Kendini ve başkalarını daha iyi anlamak isteyen herkes için önemli bir başlangıç.

10. İkinci Cinsiyet — Simone de Beauvoir

Feminizm, kadınlık ve toplumsal eşitsizlik üzerine.

Simone de Beauvoir’ın feminist düşüncenin temel eserlerinden biri kabul edilen kitabı, kadınlığın yalnızca biyolojik değil, toplumsal ve kültürel olarak da nasıl şekillendirildiğini inceliyor.

Kadınların tarih boyunca karşılaştıkları eşitsizlikleri, kendilerine biçilen rolleri ve özgürleşme mücadelesini felsefi bir perspektiften ele alıyor.

Kolay bir okuma olmayabilir. Ancak kadınların toplumdaki konumunu tarihsel ve düşünsel bir çerçevede anlamak isteyenler için son derece önemli.

Okumak, kendimize yaptığımız bir yatırım

Bu listedeki kitapların hepsi farklı sorular soruyor. Bazıları para yönetimi ve alışkanlıklar gibi gündelik hayatımızı doğrudan etkileyen konulara odaklanırken bazıları kadın kimliği, ilişkiler ve toplumsal beklentiler üzerine düşünmemizi sağlıyor.

Hepsini sevmek veya her yazarın düşüncesine katılmak zorunda değiliz. Zaten okumanın en değerli taraflarından biri de bu: Kendi fikirlerimizi geliştirebilmek için farklı düşüncelerle karşılaşmak.

30 yaşına gelmeden bütün cevapları bulmamız gerekmiyor. Ancak kendimizi, insanları ve içinde yaşadığımız dünyayı daha iyi anlamamızı sağlayacak bir birikim oluşturmak mümkün.

Çünkü kendimize yaptığımız yatırım yalnızca kariyerimizle veya görünüşümüzle sınırlı değil. Nasıl düşündüğümüz, ne bildiğimiz ve dünyayı nasıl yorumladığımız da bu yatırımın bir parçası.

Marie Claire Bülten

Stil ve düşüncenin buluştuğu bu evrende; sezonun öne çıkan görünümleri, radarımıza giren kitaplar, editörden notlar ve kültürel dünyamıza heyecan katan detaylar e-posta kutunda seni bekliyor. Marie Claire evrenine katıl, kendine iyi gelenleri kaçırma.