Rihanna, müzik kariyerine uzun bir ara verip çocuk sahibi olduktan sonra katıldığı bir davetin kırmızı halısında kendisine uzatılan mikrofonlara anne olduktan sonra hayatı gördüğü ve deneyimleme biçiminin ne kadar farklılaştığını anlatıyor. Eski stili hakkında ne düşündüğü sorulduğunda ise, “Geriye dönüp baktığımda o kombinleri giyen insanın ben olduğuma inanamıyorum. Gerçekten o elbiseyi sutyensiz mi giymişim? Ne düşünüyormuşum? Şimdi bunu asla yapmam” diyor. Badgalriri kullanıcı adıyla tanıdığımız çılgın, tahmin edilemez ada kızı Rihanna’nın bile gençliğinden bu kadar büyük bir utançla bahsediyor olması ise aklımıza şu soruyu getiriyor: Eskinin parti kızları, gün geçtikçe “hala-laşıyor” mu?
Bu soru, ataerkil zaman akışının kadınlara dayattığı o tanıdık ve klişe evrilme hikayesini hatırlatıyor olabilir: Evlen, durul, anne ol ve o eski “tehlikeli”, özgür, sutyensiz günlerini birer gençlik hatası olarak an.
Badgalriri gibi, sadece içinde bulunduğu sektöre değil dünyanın geri kalanına da kendinden ödün vermeden kurallarını dayatan, bağımsızlığın ikonik bir kalesi haline gelmiş bir kadının bile kendi geçmişine bu kadar keskin bir yabancılaşmayla bakması, bizi daha derin bir feminist sorgulamaya davet ediyor. Kadınların yaş alması, olgunlaşması ve önceliklerinin değişmesi neden geçmişe yönelik bir mahcubiyet barındırmak zorunda olsun? Değişmek, eski benliğimize ihanet etmeyi mi gerektirir?
Elbette kadınlar değişebilir ve elbette ki değişecektir. Hayatı gördüğümüz, soluduğumuz, penceremizi açtığımız yerleri zamanla yeniden inşa ederiz ve köklerimizden farklılaşırız.
Yirmili yaşların o gözü kara, sabahı belirsiz parti gecelerinden otuzların, kırkların daha dingin, daha seçici ve belki de daha korunaklı limanlarına geçiş yapmak son derece olağan ve pek tabii hakkımızdır – seçmemekte de. Bu doğal süreçlerde önemli olan, bizi güvenli kıyılara getiren genç kızın elini nasıl tuttuğumuz oluyor. Bazen dünyaya bazen de kendi dünyasına meydan okuyarak kendisi için alan yaratan, sık sık hata yapan ve o hatalardan öğrenen, düşen ve kalkan ama sürekli sınırları zorlayan “çılgın” genç versiyonumuzdan utanmak; bizi erkek egemen zihniyetin olmamızı istediği noktaya iter. Kendini terbiye etmiş kadının zaferi, bağımsızlığını bir kenara bırakıp geleneksel ailesine kavuşmuş kadının huzuru.
Oysa feminist öğretiler, bize geçmişle kurulan bağın radikal bir şefkatle örülmesini fısıldar. Bugün korunaklı alanlarımızda, farklı kimliklerimizin de bize sunduğu fırsatlar ile “akıllıca” kararlar verebiliyorsak, mesela kariyerimizi geliştirmek ya da kendi seçimimiz olan bir dinginlikte daha sakin hareket ediyorsak bunu o gün o sutyensiz elbiseyi giyecek cesareti olan, toplumsal normları zerre umursamadan dans eden o genç kadına borçluyuz. O genç kadın olmasaydı, o deneyimleri biriktirmeseydi, bugünkü bilge ve ne istediğini bilen versiyonumuz asla var olamazdı. Bu yüzden genç hâlimizden nefret etmek, kendi devrimimizin mimarını sürgüne göndermek gibidir.
Rihanna gibi umursamazlığı, özgüveni ve karizmasıyla kariyerini inşa etmiş bir kadının bile bu utanç sisteminden payını düşeni alıp içselleştirdiğini görmek aslında doğduğumuz andan itibaren kulağımıza fısıldanan patriyarkal öğretilerden kimsenin “muaf” olmadığının önemli bir hatırlatıcısı.
TikTok gibi sosyal medya platformlarında kullanılan “Auntification” yani hala-laşma/teyze-leşme süreçleri içeresinde hafif bir küçümse, zamanın gerisinde kalma iması da olan bir kavram. Bu hafif alaycı tavır sadece belirli bir yaş grubundaki kadınlara karşı gelişmiyor tabi ki. Genç kadınlara çocukken sevdikleri şeylerden nefret etmeleri gerektiği, büyümenin “içlerindeki ergeni” geride bırakarak geleceği de sürekli olarak öğretiliyor. Yani bir kadın olarak kimliğinizi şekillendirmeye çalıştığınız bu dünyada size kararlarınızdan utanmanız gerektiği sürekli olarak tekrar ediliyor.
Bu utancın karşısında durmanın en etkili yolu, hayatın farklı dönüm noktalarında üzerine koyarak ilerlediğimiz genç hallerimizi sevmek, onun hatalarındaki estetiği görmeyi ve ona derin bir şefkatle yaklaşmayı öğrenmek.
O kız acemiydi, kırılgandı ve aynı zamanda o kadar güçlüydü ki şu anda buradayım.
Fotoğraf: Instagram, @badgalriri