Gündem

Bad Bunny ile Latin bir Super Bowl: Kültürel göndermeler ve moda anları ile Super Bowl

Bad Bunny ile Latin bir Super Bowl: Kültürel göndermeler ve moda anları ile Super Bowl

8 Şubat Pazar günü, Bad Bunny – ya da şovun başında ekranlara yansıyan tam ismi ile Benito Antonio Martinez Ocasio Amerikan Birleşik Devletleri için en büyük kültürel olgulardan biri olan NFL liginin final maçında sahne aldı. Santa Clara’da oynanan maç The New England Patriots ve Seattle Seahawks arasındaydı.

Bilmeyenler için, Super Bowl olarak geçen bu final maçı Amerikan futbolu liginin bu sezon için kazanını belirliyor, maç sırasındaki arada verilen ortalama 13-15 dakikalık konserlere ise “Super Bowl Half Time Show” deniyor. Bu konser, aslında yılın en büyük müzik olaylarından da biri çünkü ulusal televizyonda kesintisiz yayınlıyor ve sıradan bir konserin asla erişemeyeceği bir seyirci kitlesine ulaşıyor.

USA’in şu anda içinde bulunduğu göçmen (dolayısıyla latin amerikan) ayrıştırıcı politik iklimde ise, yılın belki de en “Amerikan” etkinliğinde tamamen İspanyolca üretim yapan ve yine tamamen İspanyolca bir albümle bütün yılın en çok dinlenen insanı olan Bad Bunny’nin sahne alması aslında halkın büyük çoğunluğunun Trump’ın politikalarına olan tepkisinin de bir göstergesi. Ki, Benito Trump karşıtı olduğunu da göçmen polisi ICE’in yaptıklarını desteklemediğini de çeşitli yollarla sürekli dile getiren, Porto Riko kültürünü sanatının her yerine dahil eden, kariyerinin şu anda olduğu noktada bile (geçtiğimiz hafta “Yılın en iyi albümü” dalında Grammy kazandı) akıcı İngilizce konuşmayı reddeden biri. Albümü için turneye çıktığında, USA’in herhangi bir noktasında konser vermeyi de reddetmişti. Gerçekten de tüm albüm süreci için tek bir konser verdi: Super Bowl Half Time Show.

Sahnedeki kültürel göndermeler

Bad Bunny’nin neredeyse tamamen İsponyalca Super Bowl şovu, 135,4 milyon izleyici ile  etkinliğinin tarihinin en çok izlenen konseri oldu. Bunun yanında yaklaşık on üç dakika süren sahne şovunun her bir detayında, Latin Amerika’nın başka bir parçası temsil ediliyor, başka bir sorununa değiniliyor.

Öncelikle, tüm saha şeker kamışlarından oluşan yeni bir düzenle Porto Riko’da bir mahalle gibi gözüküyor. Bu noktada şeker kamışının tek işlevi tabi ki dekor oluşu değil, kölelik, zorla çalıştırma ve sömürge ekonomisinin en kanlı sembollerinden biri.

Sahnede birçok Latin dansçı, mahallenin farklı yerlerinde günlük aktivitelerine devam ederken bir yandan da dans ediyorlar. Bu sırada, bir evin verandasında dünyaca ünlü Latin isimleri de Bad Bunny ile dans ederken görüyoruz: Karol G, Cardi B, Rauw, Pedro Pascal.

Sahnesi sırasında şarkı geçişlerinde ise Latin klasiklerinde “Gasoline” gibi şarkıların da altyapısını kullanıyor.

Bir noktada Bad Bunny’i elektriktik direklerine tırmanıp şarkı söylerken görüyoruz. Bu, aslında Porto Riko’nun düzenli olarak yaşadığı elektrik kesintisi sorusunu temsil ediyor. Geçtiğimiz senelerde büyük bir kasırgadan sonra ada, aylarca elektriksiz kalmış.

Başka bir sahnede, Benito yeni kazandığı Grammy’i kabul konuşmasını izleyen bir çocuğa veriyor ve “kendine inanmaktan asla vazgeçme” diyor. Bu çocuk, hem kendi çocukluğunu hem de ICE tarafından tutuklanıp kamuoyunun tepkisi üzerine serbest bırakılan göçmen/Latin çocukları temsil ediyor.

Bir anda, tüm dansçılar beyaz giyiniyor ve Super Bowl sahnesinde gerçek bir çift evleniyor. İnternette dolaşan söylentilere göre, çift Bad Bunny’i düğünlerine çağırıyor ama sanatçı onlara daha büyük bir hediye vermeyi tercih ediyor. Çift ilk dansını yaparken Lady Gaga mavi bir elbise içinde beliriyor, hit şarkısı “Die witha smile”ın salsa bir versiyonunu seslendiriyor. Sonra da Bad Bunny ile dans ediyor. Lady Gaga’nın beklenmedik ziyareti farklı şekillerde yorumlanıyor. Kimi, beyaz ve elit bir sanatçının bir Latin düğününde “düğün sanatçısı” olmak kadar alçak gönüllü olmasına dikkat çekiyor. Kimi Gaga’nın İtalyan kökleri ve uzun yıllar İtalyanca konuşan insanların uğradığı ayrımcılıktan bahsediyor. İşin aslı ise, Bad Bunny kariyerinin başından beri büyük bir Lady Gaga hayranı.

Kamera hareket ediyor ve iki sandalyeyi birleştirip üzerinde uyuyan bir çocuk görüyoruz, sanıyorum ki yorgun çocuklar tüm kültürlerin birleştiricisi noktası.

Latin müziği için başka bir ikon olan Ricky Martin, Bad Bunny’nin ünlü albüm kapağı debí tirar más fotos’un bir replikasının önünde lo que le paso e Hawaii şarkısını söylüyor. Şarkı, tamamen ABD’nin sömürgecilik geçmişini anlatıyor.

Şovun sonunda Bad Bunny “God Bless America” diyor ve Amerika’nın içindeki tüm ülkeleri saymaya başlıyor. O ülkeleri sayarken, bayraklarla beraber dansçılar ünlü şarkısı DtMF’yi söylüyor. Evet, ülkeler. Amerika, aslında kocaman bir kıta ve “USA” sadece küçük bir parçası. Bad Bunny, elinde “Beraber, Amerika’yız” yazan bir topu kameraya gösteriyor ve şov arkadaki ekranlara yansıyan kocaman “Nefretten daha güçlü tek şey sevgidir” sloganı ile bitiyor.

Arka plandaki Latin tasarımcılar

Şovun arka planında da Latin tasarımcılar destekleniyor. Lady Gaga’nın giydiği mavi salsa elbisesi “Luar” imzalı. Luar, 2011 yılında Dominik Amerikan Raul Lopez tarafından Brooklyn’de kuruluyor. Arka dansçıların bir çoğu, Porto Riko temelli bir marka olan YOMAS tarafından giydiriliyor. YOMAS, Jomary Segarra adından Porto Rikolu tasarımcı tarafından kurulan marka, örgü ürünler üzerinden yerel üretim yapıyor. Bad Bunny ise tasarım Zara giyiyor, ilginç bir tercih.

Bad Bunny, şovdan önce verdiği röportajlarda performansı için şöyle diyor: “Biliyorum, insanlara İspanyolca öğrenin dedim ama aslında öğrenmeleri gereken tek şey dans etmek. Kalpten, kalp atışından gelen danstan daha iyi hiçbir şey yoktur ve bu endişelenmeleri gereken tek şey.”

Doğrusu, bir kelimesini bile anlamadığım ama gözlerim dolu dolu izlediğim bu görsel ve kültürel şöleni düşünce buna katılmamak mümkün değil. NFL ligi kadar sıkıcı bir etkinliği bile kalkıp kalpten dans etmek isteyeceğimiz bir paylaşım alanına dönüştürdüğün için teşekkürler Benito. 

Fotoğraf: @ladygaga / @yomas__ / @luar

İlginizi çekebilecek bir diğer yazı >>>>>> Devon Lee Carlson’dan stil ilhamları

Marie Claire Bülten

Stil ve düşüncenin buluştuğu bu evrende; sezonun öne çıkan görünümleri, radarımıza giren kitaplar, editörden notlar ve kültürel dünyamıza heyecan katan detaylar e-posta kutunda seni bekliyor. Marie Claire evrenine katıl, kendine iyi gelenleri kaçırma.