Pierpaolo Piccioli, Balenciaga İlkbahar/Yaz 2027 ready-to-wear koleksiyonunu couture kavramı üzerine düşünceleriyle şekillendiriyor. Bir hazır giyim koleksiyonunda couture kavramının bu kadar ön planda olması ilk başta biraz garip hissettirebilir. Ama aslında Piccioli, Balenciaga’nın bir couture moda evi olarak kimliğine odaklanıp tasarımlarını oluşturma fikriyle yola çıkıyor. Fransızcada dikiş anlamına gelen couture’ü hem deneysel bir alan hem de yaratıcılığa yönelik bir düşünme biçimi olarak görüyor.


Couture’ün bir moda evinin kültürünü oluşturan en temel unsurlardan biri olmasının yanında yaratıcılığa yönelik bir düşünme biçimi olduğunu düşünüyor. Balenciaga’nın 55. Haute Couture koleksiyonunun Piccioli’nin marka için hazırladığı ilk couture koleksiyonu olması ve bu düşünce biçimi sebebi ile belki de koleksiyonda kullanılan teknikler, bu koleksiyonda da hazır giyime başarılı bir şekilde aktarılıyor.
Couture koleksiyonunda uygulanan tekniklerden biri olan dikiş yöntemi, deri ve pamuklu kumaşlara yeni hacimler kazandırmak için bu kez hazır giyim parçalarında kullanılıyor. Balenciaga’nın klasikleşmiş silüetlerindeki kalçayı belirginleştiren formlar, ceket ve tişört gibi hazır giyim parçalarında deneniyor.


Couture koleksiyonu olmamasına rağmen adeta bir couture koleksiyonunu andıran görünümlerde verev kesim, gece elbiseleri gibi tanıdık parçaların yanı sıra jean pantolonların, gömleklerin ve erkek takım elbiselerinin tasarım dilini değiştiriyor.
Transparan kumaşlar, deri, püskül ve denim gibi birçok farklı dokuyu bir arada görürken, sezon boyunca sıkça karşılaştığımız bele bağlanan geniş kumaş kuşaklar Balenciaga defilesinde de karşımıza çıkıyor. Farklı moda evlerinin koleksiyonlarında da gördüğümüz bu detay, kuşakların İlkbahar/Yaz 2027 sezonunun ortak tasarım trendlerinden biri haline geldiğini fark ettiriyor.


“Özgürlüğün Mercanları” anlamına gelen Les Coraux de la Liberté, yani koleksiyonun ismi, Fransız sanatçı Aude Franjou’nun 2025’te, keten liflerini sararak oluşturduğu eserinden geliyor. Defilede bu eserin yer alması, bir moda evinin aynı mercanlar gibi sürekli gelişen, yenilenen ve yaşayan bir ekosisteme benzediğini gösteriyor. Aynı zamanda bir couture moda evinin sadece fiziksel bir mekandan ibaret olmadığını hissettiriyor.
Tasarımlardaki bazı detayların Aude Franjou’nun eserinden izler taşıdığını söylemeden geçemeyeceğim. Özellikle eser hakkında daha fazla bilgi edindikten sonra bu detaylar bana Piccioli’nin couture’ü hazır giyime taşıma yaklaşımını da hatırlatıyor. Tıpkı eserin temsil ettiği yaşayan ve sürekli gelişen ekosistem ile moda arasındaki benzetme gibi, bu yaklaşım da modayı canlı tutma ve sürekli dönüştürme fikrini hissettiren tasarımlar çıkarıyor karşımıza.


Fotoğraflar: Balenciaga Press, @balenciaga