Sinema & TV

Bir şehri filmlerinden tanımak: Sinemanın yarattığı seyahat rotaları

Bir şehri filmlerinden tanımak: Sinemanın yarattığı seyahat rotaları

Bir şehre ilk kez gittiğinizde bile oraya çoktan gitmiş olabilirsiniz. Bir dizinin jeneriğinde geçen sokak, bir filmin kapanış sahnesindeki meydan, kahramanın her sabah kahvesini içtiği köşe… Ekranda geçirdiğimiz saatler farkında olmadan bir seyahat hafızası kuruyor ve bu hafıza, bavul hazırlarken devreye giriyor. Seyahat sektörü bu davranışı set-jetting olarak adlandırdı. Set-jetting, birkaç meraklı hayranın işi değil; rota belirleyen, fiyat oynatan, hatta belediyeleri önlem almaya iten bir eğilim.

Ekran, yeni seyahat acentesi

Rakamlar eğilimin ölçeğini gösteriyor. Expedia’nın yaptığı araştırmaya göre gezginlerin yarısından fazlası, ekranda gördüğü bir yere gitme isteğinin son bir yılda arttığını söylüyor; 18-44 yaş arasında bu oran yüzde 81’e çıkıyor. Şirket, yalnızca ABD’de bu davranışın 8 milyar dolarlık bir pazara dönüşebileceğini öngörüyor.

Etki, klasik destinasyon reklamlarından çok daha hızlı işliyor. The White Lotus’un Sicilya sezonunun ardından Taormina aramaları yüzde 300 arttı. Wuthering Heights’ın film uyarlaması vizyona girdikten sonraki altı hafta içinde Yorkshire için yapılan konaklama aramaları yüzde 60 yükseldi. Bir kampanya aylar sürer; bir dizinin ilk bölümü aynı etkiyi bir hafta sonunda yaratabiliyor.

Şehir, mekan listesinden fazlası

Buradaki asıl mesele, filmlerin “gidilecek yerler” üretmesi değil. Sinema bir şehri anlatırken ona bir ton, bir tempo, bir duygu yüklüyor; biz de o şehri o duygudan tanıyoruz. Roma’yı gece yürüyüşleriyle, Paris’i sabah ışığıyla, Lizbon’u yokuşlarıyla hatırlıyorsak bunun sebebi rehber kitapları değil, kurgu.

Bu yüzden filmden gelen rota, çoğu zaman turistik listeyle örtüşmez. Game of Thrones’un beşinci sezonunda kullanılan İspanya’nın Osuna kasabasına gelen ziyaretçi sayısı bir yılda yüzde 70 arttı; dizide Dragonstone olarak görünen San Juan de Gaztelugatxe bugün yılda yaklaşık 415 bin kişi ağırlıyor. İkisi de klasik bir Avrupa turunun içinde yer almazdı.

Rotanın görünmeyen faturası

Bu tablonun ikinci yarısını atlamamak gerekiyor. Ekran kaynaklı ilginin en sert örneği Dubrovnik: 42 bin daimi nüfuslu şehir, 2023’te 4,5 milyondan fazla geceleme ağırladı. Surlarla çevrili tarihi merkezin kalıcı nüfusu ise 1991’de 5 bin iken bugün 1.500 civarına düşmüş durumda. Belediye, “Respect the City” planı kapsamında tarihi merkezdeki eş zamanlı ziyaretçi sayısını 4 bin kişiyle sınırlamayı hedefledi; 2025’te devreye giren özel trafik rejimiyle bölgeye girebilen taksi sayısını 9 binden 700’e indirdi.

Buradaki ayrım önemli: Sinema bu şehirleri “keşfetmedi”, zaten var olan bir ilgiyi kısa sürede katladı. Dubrovnik’in yükü de yalnızca dizi hayranlarından değil; ucuz uçuşlar, kısa dönemli kiralamalar ve kruvaziyer trafiğiyle birleşen bir toplamdan geliyor.

Fotoğraflar: IMDB, King’s Land Dubrovnik

Marie Claire Bülten

Stil ve düşüncenin buluştuğu bu evrende; sezonun öne çıkan görünümleri, radarımıza giren kitaplar, editörden notlar ve kültürel dünyamıza heyecan katan detaylar e-posta kutunda seni bekliyor. Marie Claire evrenine katıl, kendine iyi gelenleri kaçırma.