Bir varmış bir yokmuş, Matthieu Blazy, Chanel 2026 sonbahar-kış haute couture koleksiyonu için ilham ararken atölyesinden çıkan fasulye sırığına tırmanarak yeniden çok konuşulan bir sezon yaratmış.
Chanel’in yeni masalsı dünyası


Chanel’in en yeni haute couture koleksiyonunda sayılı masallara ve karakterlere göndermeler bulunuyor, belki de bu göndermelerin hepsi bize kendi çocukluğumuzu anımsatan hislere yol açmaktadır. Silüetler, Haute Couture atölyeleri sayesinde yeni hikayelere açılır. “Jack ve Fasulye Sırığı” masalındaki gibi, tüvit kumaşların üstünde çiçekler açılır, topuklular sarmaşıklarla dolanır, örgülerin araları hazinelerle doludur. Zarifçe ama hala tatlı bir şekilde sergilenen ‘’Altın Yumurtlayan Tavuk’’ hikayesinden ilham alan ceketlerin omzunda oturan altın bir yumurta, ‘’Oz Büyücüsü’’nden korkuluğu andıran samana benzer şekilde işlemeler. Sarı tüylerden oluşan narin bir örgü, ceketin hatlarını çizer. Beş mücevherli düğmenin her biri, ayçiçeğinin tohumdan tomurcuğa, ardından çiçeğe kadar olan korkuluğun yaşam öyküsünü anlatıyor. Lewis Carroll’un ‘’Alice ve Harikalar Diyarında’’ adlı eserinde gelişen, geniş bir sırıtışla görülen Cheshire kedisinden ilham alarak yapılan kumaşlı; kedi düğmelerle donatılmış takımlardan oluşan masalsı bir koleksiyon, Paris’te podyumda yürüdü.
Matthieu Blazy’nin New York’ta sergilediği koleksiyonda da kendi küçüklüğüne dayanan, Superman-Clark Kent gibi karakterlerinde sofistike elbiselerle beraber yürüdüğünü görmüştük. Ama görünüşe göre Chanel’in kreatif direktörü masallardan ilham alan tek kişi değil.
Galliano’nun sahnelediği düş


Yıl 1996, John Galliano, Givenchy için İlkbahar/Yaz Haute Couture defilesini sergilemeye hazırlanıyor. Koleksiyonunu, Fransız Devrimi sonrası döneminin gösterişli, kuralları çiğneyen aristokratları olan Les Incroyables ve Les Merveilleuses’ten esinlenerek oluşturmuştu. Bu, 1984’te Central Saint Martins’deki mezuniyet koleksiyonunda da ele aldığı bir temaydı.
“Prenses ve Bezelye” hikayesinden esinlenerek hazırladığı ilk Givenchy İlkbahar/Yaz 1996 koleksiyonu sunumun tamamını geleneksel podyum standartlarından uzaklaştırarak ve yüksek tempolu bir tiyatro gösterisine dönüştürmüştür. Bu defilenin davetlileri, moda dünyasının önde gelen isimlerinin geçit töreni gibi okunuyordu. Azzadeine Alaïa, Hubert de Givenchy ve Issey Miyake gibi efsanevi isimler seçkin davetlilerin arasında yer alıyordu. O sırada Fransız halkı İngiliz bir adamın Givenchy gibi bir markanın başında olmasından şikayet ederken, John, ikonik ve dillere destan bir koleksiyonu tanıttı.
Defilenin başlangıcında büyük perde yavaşça açıldığında, üst üste yığılmış sayısız şilteyle dolu büyük bir yatak ve üzerinde oturan iki manken ortaya çıkıyor; abartılı yatağın üzerine loş mavi bir ışık vuruyor. Prensese benzeyen mankenler podyuma çıkmaya başladığında, hepsinin ortak noktasının olduğunu görebilirsiniz: narin çiçeklerle süslenmiş abartılı başlıklar, ipek ve kumaştan yapılmış büyük, uçuşan etekler ve sıkı, fırfırlı korseler…


Başlangıçta İngilizlere özgü eksantrikliğine karşı medyada oluşan dirençlere rağmen, Fransız basını Galliano’nun üstün yeteneğini inkar edemedi. Editörler hızlıca Galliano’nun durgun moda sektörünü, yüksek riskli, süpermodel odaklı gösterileriyle heyecan verici yeni bir çağa başarıyla taşıdığını kabul etti.
2015’de Comme des Garçons’dan avant-garde bir kırmızı başlıklı kız, 2022’de Dior’un Jack Kerouac’ın “On The Road” adlı eserine Kim Jones tarafından yapılan saygı duruşu… Edebiyatın ve masalların bir insanı kendi çocukluğuna nasıl bağladığını ve yeniden düşünüldüğünde sonucun nasıl olabileceğinin etkisini sadece modada değil, sanatın herhangi bir dalında çalışan kişilerde ve işlerde görebiliyoruz.
Fotoğraflar: Instagram, @gallianoarchive, Chanel