Bodrum her yaz kendini yeniden tanımlıyor, lüks ve konforun sınırlarını bir kez daha çiziyor olabilir. Ancak bazı rotalar var ki, sadece bir konaklama noktası olmanın çok ötesine geçerek kendi ikonik yaşam tarzını yaratmayı başarıyor. Sunset Hospitality Group’un lüks resort anlayışına dinamik ve sofistike bir soluk getiren METT Hotel & Beach Resort Bodrum ile Bodrum’un kalbinde yer alan Yalıkavak Marina Otelleri tam olarak bu tanımın karşılığı.
Arkasında 33 yılı aşkın köklü bir sektör tecrübesi, Cornell Üniversitesi’nden kruvaziyer operasyonlarına uzanan küresel bir vizyon barındıran Sunset Hospitality Group ve Yalıkavak Marina Otelleri Türkiye Operasyonları Genel Müdürü Arslan Çolak, bu büyük ekosistemin arkasındaki vizyoner lider. Haremtan Koyu’nun büyüleyici atmosferinde konumlanan METT Bodrum’un gastronomi, sanat ve iyi yaşamı birleştiren felsefesini; 2026 sezonunda kapılarını açan yepyeni lezzet duraklarını ve lüks turizmde fark yaratan ekip ruhunu Arslan Çolak ile konuştuk. Bodrum’un yaz enerjisini hissetmeye hazırsanız, bu ilham verici röportaj tam size göre.

Arslan Bey, otelcilik alanında oldukça uzun ve tecrübeli bir geçmişiniz var. Bu sektöre nasıl adım attınız? Kısaca sizi daha yakından tanıyabilir miyiz?
Tabii, turizm ve otelcilik sektöründeki yolculuğum aslında oldukça erken yaşlarda, lise döneminde bu alana duyduğum ilgiyle başladı diyebilirim. İstanbul’da ilk eğitimimi tamamladıktan sonra, uluslararası bir perspektif kazanmak amacıyla Amerika’da Cornell Üniversitesi’nde konaklama yönetimi üzerine eğitim aldım.
Profesyonel kariyerime yiyecek & içecek departmanında başladım ve İstanbul’daki birçok 5 yıldızlı otelde görev alarak operasyonun tüm dinamiklerini yerinde deneyimleme şansı buldum. Bu süreç bana hem misafir beklentisini hem de hizmet kalitesinin detaylarını çok erken yaşta öğretmiş oldu.
Sonrasında kariyerimi uluslararası alana taşıyarak kruvaziyer operasyonlarında görev aldım. Burada 13 farklı geminin yiyecek-içecek operasyonlarını yönetmek, çok farklı kültürlerle çalışmak ve çok büyük ölçekli operasyonları aynı anda yürütmek bana çok ciddi bir vizyon kazandırdı. Bugün 33 yılı aşkın sektör deneyimimle hala en güçlü motivasyonum, misafirin deneyimini her seferinde yeniden ve daha iyi tasarlamak.
Peki METT Bodrum ile yollarınız nasıl kesişti?
Şehir otelciliği ve kongre turizmi tarafında uzun yıllar çalıştıktan sonra, kariyerimde daha farklı bir segmente geçme isteğim oluştu. Kruvaziyer deneyiminden sonra resort otelciliği benim için doğal bir sonraki adımdı.
Bu noktada Sunset Hospitality Group’un vizyonu, özellikle lifestyle hospitality yaklaşımı ve global bakış açısı benim için çok belirleyici oldu. METT Bodrum ise bu vizyonun sahadaki en güçlü karşılıklarından biri.
Burada beni en çok etkileyen şeylerden biri, çok net bir ekip ruhu ve sürekli gelişime açık bir yapı olmasıydı. Kuruluşundan bu yana METT Bodrum’un her sezon kendini yeniden yaratabilen bir yapısı var ve bu da işi çok dinamik ve motive edici hale getiriyor. Açıkçası METT Bodrum benim için sadece bir görev değil, birlikte büyüyen bir yolculuk oldu.
Biraz da yeni sezonu konuşalım. METT Bodrum’un 2026 sezonunda konukları ne gibi yenilikler bekliyor?


METT Bodrum 2026 sezonuna 18 Nisan itibarıyla kapılarını açarak güçlü bir başlangıç yaptı. Sezonun ilk günlerinden itibaren Anjel ve Gulet’te misafirlerimizi ağırlamaya başladık. 18 Nisan’dan 15 Mayıs’a kadar daha soft bir açılış süreci planladık; bu dönemde özellikle gastronomi ve sahil deneyimi öne çıkıyor. 15 Mayıs itibarıyla ise ATTIKO, Isola Manzara Gardens ve FOLIE Restaurant & Sea’nin de katılmasıyla birlikte sezon çok daha hareketli, çok daha yoğun bir deneyim akışına dönüşüyor.
Bu sezon gastronomi tarafında çok daha güçlü ve dinamik bir yapı kurguladık. O yüzden hem otel misafirlerine hem de Bodrum’da yaşayanlara açık, daha canlı bir F&B programı sunuyoruz. Bunun yanında sanat, müzik ve well-being etkinlikleriyle sezonu sadece konaklama değil, bir yaşam deneyimi haline getirmeyi hedefliyoruz.
Gastronomi tarafında da METT Bodrum, farklı mutfak anlayışlarını bir araya getiren özel restoranlarıyla dikkat çekiyor. Bu sezon yeme-içme deneyiminde hangi yenilikler öne çıkıyor? Misafirleri nasıl bir atmosfer ve lezzet yolculuğu karşılıyor?


METT Bodrum’da gastronomiyi tek bir mutfak olarak değil, farklı karakterlerin bir araya geldiği bir deneyim dünyası olarak görüyoruz. 2026 sezonunda da bu yaklaşımı daha da ileri taşıyarak, her biri kendi kimliğine sahip restoranlarımızla çok daha dinamik ve çeşitliliği yüksek bir deneyim oluşturduk. Böylece misafirlerimiz sabah kahvaltısından gün batımına ve akşam geç saatlere kadar farklı atmosferleri aynı destinasyon içinde yaşayabiliyor.
Anjel bu sezon Akdeniz mutfağının modern ve zarif yorumunu çok daha güçlü bir şekilde öne çıkarıyor. Paylaşım kültürüne dayalı menü yapısı, günün farklı anlarına uyum sağlayan bir gastronomi deneyimi ve sahil atmosferiyle birleşerek misafirler için sezonun ana buluşma noktalarından biri haline geliyor.
Sezonun devamında Gulet, gün boyu sahil deneyimiyle Ege’nin taze ve yalın lezzetlerini denizle iç içe bir atmosferde sunarken; ATTIKO, Chef Moon’un imzasını taşıyan Pan-Asya lezzetleriyle akşam yemekleri için keyifli bir alternatif yaratıyor. Isola Manzara Gardens ise yeni yerinde İtalyan mutfağının zamansız lezzetlerini sofistike bir çizgide yorumluyor ve tabii ki aslında bu yapının en dinamik parçası FOLIE Restaurant & Sea, gastronomiyi müzik ve sosyal yaşamla birleştiren dinamik bir beach deneyimi sunuyor. Yani burada aslında amaç sadece yemek değil, bir yaşam tarzı sunmak.
Well-being ve yaşam alanları tarafında bu sezon neler öne çıkıyor?


MOI Spa ve RAISE Fitness & Wellness bu sezon da METT Bodrum deneyiminin önemli bir parçası olmaya devam ediyor.
Spa tarafında Türk hamamı, özel bakım ritüelleri ve rahatlatıcı terapilerle misafirlerin tamamen yenilenebileceği bir alan sunuyoruz. Buradaki yaklaşım sadece fiziksel değil, aynı zamanda zihinsel bir rahatlama yaratmak üzerine kurulu.
RAISE Fitness ise daha aktif bir yaşam tarzı isteyen misafirler için gün boyu kullanılabilen, esnek ve modern bir spor alanı sunuyor. Bu iki yapı birlikte aslında METT’in “iyi hissetme” felsefesini tamamlıyor.
METT Bodrum’un uluslararası alanda gördüğü ilgi ve başarı da oldukça dikkat çekiyor. Sizce bu başarının arkasındaki en önemli faktörler neler?
METT Bodrum’un uluslararası alanda gördüğü ilgi aslında tek bir faktöre bağlı değil; birçok güçlü unsurun bir araya gelmesiyle oluşan bir başarıdan bahsediyoruz aslında.
Öncelikle konumumuz ve destinasyonun kendisi çok güçlü bir başlangıç noktası sunuyor. Haremtan Koyu’nun doğal güzelliği, Bodrum’un global ölçekte artan çekim gücüyle birleşince zaten başlı başına dikkat çeken bir yapı ortaya çıkıyor.
Bunun ötesinde ise Sunset Hospitality Group’un global vizyonu bizim için çok belirleyici. METT Bodrum, grubun lifestyle hospitality yaklaşımını en güçlü şekilde yansıtan projelerden biri ve bu da markayı doğal olarak uluslararası görünür kılıyor.
Bir diğer önemli nokta ise deneyim yaklaşımımız. Biz METT Bodrum’da misafire sadece konaklama değil, günün her anına yayılan bir yaşam tarzı sunuyoruz. Gastronomi, müzik, sahil yaşamı ve well-being’in bir araya geldiği bu yapı, global misafirlerin de çok net şekilde karşılık bulduğu bir deneyim yaratıyor.
Ayrıca ekip ruhu ve operasyonel tutarlılık da bu başarının en önemli parçalarından biri. Her sezon kendini geliştiren ama temel DNA’sını koruyan bir yapı olması, METT Bodrum’u uluslararası platformlarda sürdürülebilir bir başarıya taşıyor.
METT Bodrum’un arkasındaki ekibi nasıl tanımlarsınız? Sizin için nasıl bir ekip kültürü var?
METT Bodrum’un başarısının arkasında, en az destinasyon kadar güçlü bir ekip ruhu var. Biz burada hiyerarşiden çok birlikte üretmeye, açık iletişime ve sahada birlikte hareket etmeye dayalı bir kültür oluşturduk.
Ekibimiz oldukça dinamik, hızlı karar alabilen ve misafir deneyimini her şeyin merkezine koyan bir yapıya sahip. Her departman kendi alanında güçlü ama aynı zamanda tek bir hedef için birlikte hareket eden bir bütün olarak çalışıyor.
Benim için en önemli nokta ise sahiplenme duygusu. METT Bodrum’da herkes yaptığı işe sadece görev olarak değil, markanın bir parçası olarak bakıyor. Bu da doğal olarak hem enerjisi yüksek hem de sürekli kendini geliştiren bir çalışma ortamı yaratıyor.
Kısacası burada ekip kültürü; birlikte üretmek, birlikte geliştirmek ve aynı hedefe aynı tutkuyla yürümek üzerine kurulu.
METT Bodrum’un yanı sıra Yalıkavak Marina Otelleri’nin de genel müdürlüğünü yürütüyorsunuz. Bodrum’un önemli otellerini aynı anda yönetmek oldukça yoğun bir tempo gerektiriyor. Bu sürecin sizin için en motive edici ve en keyifli tarafları neler oluyor?
Türk turizminin en önemli ve gözde lokasyonu Bodrum’da yer alan otelleri aynı anda yönetmenin zor yanları elbette var. Özellikle lüks segmente hitap eden bu otellerimizde standartları korumak ve misafirlerine kişiselleştirilmiş hizmetler sunma konusunda oldukça hassas bir yaklaşım sergilemek gerekiyor.
Ancak turizm zaten tutku ile yapılabilecek bir iş, ben de yıllarını bu sektöre vermiş biri olarak, işimi her zaman ilk günkü heyecan ve tutkuyla yapmaya devam ediyorum. Otellerimiz de birbirini çok besliyor. Sürekli daha fazla ne yapılabilir, üzerine daha neler konulabilir diye bir düşünme hali içindeyiz. Hem iş hem de kişisel hayatta sürekli hareket içinde ve aktif olmak beni daha canlı tutuyor.