MODA

Buzulların üzerinde bir Mugler anı

Buzulların üzerinde bir Mugler anı

1980’lerin sonunda moda çekimi denince akla gelen dünya bugünkünden oldukça farklıydı. Bir stüdyo, birkaç güçlü ışık, iyi bir model ve kusursuz bir fon çoğu zaman yeterliydi. Thierry Mugler içinse sınırlar biraz daha uzaktaydı. Mugler’ın 1987’de ekibini Grönland’a götürmesinin sebebi de buydu. O, kafasındaki görüntüyü yaratmak için bir dekor hazırlamak yerine doğrudan o görüntünün içine girdi.

Fotoğrafın peşinden 20 deniz mili

Mugler için buzdağlarını karadan fotoğraflamak yeterli değildi. Kıyıdan görülen buzların yakından bakıldığında daha kirli renkte ve daha yuvarlak hatlı göründüğünü düşünüyordu. İstediği şey, fotoğrafta daha temiz ve keskin görünen büyük buz kütleleriydi. Bunun için model Anna Bayle, Mugler ve bir stylist tekneyle kıyıdan yaklaşık 20 deniz mili uzaklaştı.

Çekimin zamanlaması da önemliydi. Ekip yaz gündönümü civarında Grönland’daydı ve gece yarısı güneşinden yararlanıyordu. Gün ışığının uzun süre devam etmesi, Mugler’ın aradığı görüntüyü yakalayabilmesi için ona geniş bir zaman aralığı sağlıyordu. Doğru ışık için bazen günlerce bekledikleri de Mugler’ın kendi anlatımında yer alıyor.

Sonra sıra o tek ana geliyordu. Anna Bayle buzdağının üzerine çıkıyor, ayaklarının altına kamerada görünmeyecek şekilde küçük katlanmış hayatta kalma battaniyeleri yerleştiriliyordu. Mugler ise fotoğrafı yaklaşık iki saniyede çekiyordu. Saatlerce süren hazırlığın sonunda geriye birkaç saniyelik bir görüntü kalıyordu.

Buzun üzerinde Paillettes Polaires

Çekimin bugün en çok hatırlanan karelerinde Anna Bayle ve Tom Lust, Mugler’ın Paillettes Polaires tasarımlarını giyiyor. Disko Körfezi’nin buzla kaplı manzarası, kıyafetlerin sahnesine dönüşüyor. Fotoğrafların etkisi biraz da buradan geliyor: Buzdağlarının büyüklüğü karşısında insan figürü küçülürken Mugler’ın tasarımları bu soğuk manzaranın içinde belirginleşiyor.

Mugler’ın fotoğrafla kurduğu ilişki de bu çekimi anlamak için önemli. Tasarımcı, iyi bir fotoğrafın peşinden giderken doğanın sunduğu görüntüleri kullanmayı seviyordu. Kendi sözleriyle, aradığı görüntüleri yeşil ekran yerine doğada bulmayı tercih ediyordu. Grönland’daki buzdağları da bu arayışın en çarpıcı duraklarından biriydi.

Kamera açısından bakıldığında buzun yüzeyi, kıyafetlerin parlaklığı ve modelin silueti aynı kadrajda buluşuyor. Fotoğrafın bugün hala güçlü görünmesinin bir sebebi de görüntünün sonradan yaratılmış bir fon hissi vermemesi. Mugler’ın aradığı manzara gerçekten orada ve model gerçekten onun üzerinde duruyor.

Birkaç saniyelik o görüntü

Grönland çekimi, Mugler’ın moda fotoğrafçılığına bakışını birkaç karede özetliyor. Onun için fotoğraf, tasarımı göstermekten ibaret değildi; hayal ettiği görüntüyü bulmak ve onu gerçek bir mekanda kurmak da işin parçasıydı. Bu yüzden buzdağları bir dekor gibi kullanılmıyor. Fotoğrafın kendisini belirliyor.

1987 tarihli bu karelerin bugün bu kadar çarpıcı görünmesi de biraz bununla ilgili. Fotoğrafın içinde dönemin teknolojisini ele veren bir efekt ya da yapay bir fon yok. Büyük bir buzdağı, Mugler tasarımı, Anna Bayle ve doğru ışığın beklenmesi var. Sonra iki saniye.

Mugler’ın istediği görüntü böylece ortaya çıkıyor: Moda, Grönland’ın buzları üzerinde birkaç saniyeliğine duruyor ve fotoğraf o anı yıllar boyunca saklıyor.

Fotoğraflar: @manfredthierrymugler

Marie Claire Bülten

Stil ve düşüncenin buluştuğu bu evrende; sezonun öne çıkan görünümleri, radarımıza giren kitaplar, editörden notlar ve kültürel dünyamıza heyecan katan detaylar e-posta kutunda seni bekliyor. Marie Claire evrenine katıl, kendine iyi gelenleri kaçırma.