Kışın Love Story dizisiyle yeniden gündeme gelen Carolyn Bessette ve John F. Kennedy’nin ilişkisini, her yerde karşımıza çıkan Carolyn Bessette kombinlerini ve Calvin Klein estetiğini hatırlıyorsunuzdur. Bir anda yükselen pek çok trend gibi, bugün o yoğun ilgi de geride kalmış gibi görünüyor. Peki, aslında trend olan Carolyn Bessette’in stili miydi, yoksa popüler kültürün Carolyn üzerinden yeniden keşfettiği 90’lar estetiği miydi?
90’lar gerçekten minimalist miydi, herkes Calvin Klein mı giyiyordu ya da dönemin en iyi çıkış yapan markası Calvin Klein mıydı? Belki de Carolyn’nin günümüzde hala referans alınıp bir dizi ile her yerde tekrardan zamansız stilini konuşturan kombinlerini incelerken bu sorular ile Carolyn’nin stilinin kalıcı bir stil referansına dönüşmesini açıklamaya çalışabiliriz. Bu durumda Carolyn’nin stili aslında zaten halihazırda dönemin estetiğinde bir referans olarak karşımıza çıkan 90’lar silüetidir.
Calvin Klein etkisi
Öncelikle, tabii ki 90’ları yalnızca minimalizmin hakim olduğu bir dönem olarak tanımlamak doğru olmayacaktır. Bu yılları, minimal silüetlerin öne çıktığı ve markaların estetik kimliklerini güçlü bir şekilde ortaya koyduğu bir dönem olarak açıklamak daha doğru olur. Özellikle Carolyn Bessette ile Calvin Klein etkisi arasındaki bağı anlamak için bu döneme yakından bakmak gerekiyor.
1968’de kurulan Calvin Klein 90’lara gelindiğinde en ünlü moda markalardan birine dönüşmüştü. New York sokaklarını saran reklam panoları, kıyafet satmak yerine insanların nasıl hissetmek istediğini satan bir marka imajı yaratıyordu. Calvin Klein, diğer tasarımcıların da bir süre sonra yaptığı şeyi yaptı; sadece moda sevenlere konuşmayı bıraktı ve herkesi bu estetiğe davet etti. Gösterişli saçlar, iddialı makyajlar ve kusursuz süper model imajının hakim olduğu bir döneminin ardından Calvin Klein bambaşka bir yöne ilerledi. Markanın bu yeni estetiğinin yüzü ise Kate Moss oldu. Modellik algılarını yerle bir eden Calvin Klein mankeni Kate Moss ile birlikte yayılan minimalizm, diğer markaların tasarım anlayışını da şekillendirmeye başladı.

Carolyn’nin de ilk olarak Calvin Klein’da satış danışmanı olarak başlayan serüveni, kısa sürede kadın koleksiyonu iletişim ekibine geçmesiyle devam etti ve 1994 yılında kadın koleksiyonu iletişim direktörü oldu. 1996’nın ilkbaharında Calvin Klein’dan ayrılmadan önceki son pozisyonu ise defile prodüksiyon direktörlüğüydü. Bu sırada Calvin Klein yükselmeye devam ederken, marka imajı ile birlikte dönemin estetiğini şekillendiren markalardan biri olmuştu. Kate Moss’un da kampanya çekimlerinde yer aldığı CK1 parfümü, Amerikan tarihinde geniş kitlelere ulaşan ilk unisexs parfüm olarak büyük bir başarıya ulaştı. 90’lı yıllarındaki hakimiyetini sürdüren Calvin Klein, 1995 yılında ise jean kampanyaları ile bir çıkış daha yakaladı. 1995 yılının ortalarına geldiğimizde ise Kate Moss ile güçlenen minimalizm diğer lüks markalarının da başarmaya çalıştığı bir dönem estetiğine dönüşmüştü. Calvin Klein ofislerinin beyaz duvarları, mağazalardaki ve restoranlardaki iç mimarinin büyük ölçüde evrilmesine yol açmıştı.
Carolyn Bessette’i zamansız yapan ne?
Hiçbir zaman aşırıya kaçmayan tarzı, makyajı ve ojesiz tırnakları ile odakta olmaya hiçbir zaman çabalamadı. Belki de bu yüzden insanlar onu daha çok merak etmesine sebep verdi. Carolyn Bessette’in stilinin tekrardan gündeme geldiği bu dönemde bir sürü markada Carolyn’den ilhamla koleksiyonlar ve kampanya çekimleri çıktı. Carolyn’in büyük bir gardropa sahip olmadan bir imaj yaratılabileceği gerçeğini bizlere kanıtlamış olduğunu da unutmamak gerek. Stiliste gerek duymadan oluşturduğu bu eforsuz stilinde sadece birkaç statement parça ile kombinlerini yapabiliyordu ve bunu John F. Kennedy ile evlenmeden önce zaten yapıyordu.
Carolyn giydiği markalara güveniyordu. Sezonluk parçalar yerine aynı silüetleri tekrar tekrar kombinleyebiliyordu. Aynı siyah ve kahverengi kabanını, loafer’larını ve güneş gözlüğünü New York’ta çekilen paparazzi fotoğraflarında sürekli görürken, bu görünümler bugün kapsül gardırop anlayışının en güçlü örneklerinden birini oluşturuyor.
John F. Kennedy ile evlendikten sonra da tarzını aynı çizgide korudu. Özellikle minimalist parçalar seçmek gibi bir amacı olduğunu sanmıyorum çünkü değişik markaları kombinleyip kendi stiline çeviriyordu. Carolyn’nin Calvin Klein’da çalışması ve dönemin konuşulan markalarından biri olması sizi yanılgıya düşürmesin. Carolyn aynı zamanda Prada, Yohji Yamamoto gibi markalardan da parçalar tercih ediyordu. Carolyn’nin de düğününde tercih ettiği ipek, kırık beyaz Narciso Rodriguez slip elbise, bir anda Amerikan düğün elbisesi kavramını yerle bir edip yeni bir bridal estetiğe sürükledi.
Carolyn’in stili ile Calvin Klein’ın tasarım dilini birbirinden ayrı düşünmek imkansız. Carolyn’nin birçok görünümü, bir Calvin Klein kampanyasından çıkmış hissi yaratıyor. Bu örtüşme, yalnızca dönemin moda anlayışının bir sonucu değil, aynı zamanda güçlü ve bilinçli bir estetik yaklaşımın da yansıması. Calvin Klein, minimalizmin markalaşmış en net örneklerinden biriydi ve Carolyn’nin stili her ne kadar orada çalışmadan önce de benzer bir çizgide ilerlemiş olsa da, markanın bu estetik anlayışının stiline katkıda bulunmuş olabileceğini gerçeğini akıllara getiriyor.


@allforcarolyn @gettyimagesfanclub
Neden hala ilham veriyor?
Dizi bittikten sonra kısa süre devam eden ilginin ardından artık özellikle trend diye anılmasının sebebi belki de Carolyn’nin stilinin birkaç parçadan ibaret sanılmasıydı. Oysa onu zamansız yapan şey gardırobundan çok, kıyafetlerle kurduğu ilişkiydi. Calvin Klein, 90’ların minimalist estetiğini şekillendiren en önemli markalardan biri olsa da Carolyn’nin stilini kalıcı yapan yalnızca bu estetik değildi. Carolyn Bessette’i kalıcı bir stil referansına dönüştüren şey ne yalnızca Calvin Klein’dı ne de Love Story dizisiydi.
Bütün soruları özetleyecek olursak da bazı dönemler yalnızca trend yaratmaz, kalıcı stil referansları da bırakır. O dönemin içinde yaşayan isimler bunu bilinçli bir şekilde yapmaz. Carolyn de bu kombinleri yaparken, Calvin Klein da bu estetiği oluştururken belki de yıllar sonra hala ilham alınacağını düşünmüyordu. Sadece dönemin estetiklerinden birini doğal bir biçimde yansıttılar. Yıllar sonra dönüp baktığımızda ise onları zamansız kılan şeyin tam da bu doğallık olduğunu fark ederiz. Carolyn Bessette’in bugün hala ilham vermesinin nedeni de belki tam olarak budur: “doğallık”.
Fotoğraflar: Instagram