Coach İlkbahar 2027 defilesi New York Moda Haftası’nın en çok ilgi gören defilelerinden biriydi. Coach’un 85. yılına denk gelen defile adeta nostalji ve kutlamayı bir araya getiren bir atmosfere sahipti. 2013’ten beri markanın kreatif direktörlüğünü yapan Stuart Vevers, her ne kadar 85. yıl kutlaması için hazırlanan bir koleksiyon olsa da aslında koleksiyonun arka planına kişisel hikayesinden izler yerleştirmiş.
Hafızanın geçmişi nasıl değiştirdiği fikrinden yola çıkan Stuart Vevers, koleksiyonun çıkış noktasını hafızamızın biz farkında olmadan anılar üzerinde yaptığı değişiklikler üzerine kuruyor. Oversized trençkotlar, blazer’lar, takımlar ve elbiselerden oluşan koleksiyonda konfeti detayları hemen gözüme çarpıyor. Sanki bitmiş bir partiden çıkan modellerin bazılarının kafalarında parti şapkaları, bazılarının vücutlarında ise simler var.

İşte kişisel hikaye de burada devreye giriyor. Stuart Vevers’ın kendi düğünü de ilham panosunda yer alan detaylardan biri. Düğününde giydiği takımı anımsatan modelleri ve kutlamadan kalmış hissi yaratan konfetileri koleksiyon parçalarına ekliyor. Bir parti veya düğün sonrasındaki buruşmuş takımları hatırlatan, konfeti detaylı görünümler ortaya çıkıyor.
Diğer bir ilham kaynağı ise “Hanging Up” filminden geliyor. Meg Ryan’ın filmde giydiği uzun haki palto, soyulmuş çiçekli duvar kağıtları ve balonlar; parti bittikten sonra geride kalanlar üzerinden koleksiyonun nostaljik tarafını şekillendiriyor.


Klasik Coach çantalarında dışa eklenmiş cepler görüyoruz. Burada da ceketlerde ve blazerlarda kullanıldığı gibi klasikleşmiş kodları biraz değiştirmek, yeni kodlar oluşturmak ve yaşanmışlık hissi vermek amaçlanıyor. Ceketler demişken, bazı modellerin ceketleri ters giyilmiş hissiyatı veriyor; iç astarını ve dikişlerini görüyoruz. Vevers böylece markanın 85 yıllık geçmişine kusursuz bir arşiv fikriyle değil, zaman içinde değişen ve yeni anlamlar kazanan anılar üzerinden bakıyor.


Başta soluk ve koyu renklerle başlayan defile görünümleri, ilerledikçe daha renkli ve eğlenceli olmaya başlıyor. Eteklerin altından çıkan tüller ve elbiselerin altından görünen tül pantolonlar dikkat çekiyor. Altın rengine sokulup çıkarılmış gibi duran çantalar, hediye paketleri ve parçalar ise defile boyunca karşımıza çıkıyor. Açılış görünümünden itibaren parçaların ve çantaların üzerinde hediye paketlerinin üstüne konulan süsleri görüyoruz.
Arşivlerden, eski anılardan ve hafıza detaylarından bahsetmişken ucunda saatler olan kolyeler hiç de absürt durmuyor. Önü açık blazer’ların ortasından sarkan bu saatler, koleksiyonun geçmişle kurduğu bağ ile birebir örtüşüyor. Detaylar arasında gezerken diğer bir detay gözümüze çarpıyor; bu da saatlerin yanında sarkan ve avize kristallerini anımsatan taşlı kolyeler. Aile büyüklerinin evlerinden, kutlamalardan ve nostaljik dekoratif objelerden gelen bir hatıra hissi uyandırıyor.


Koleksiyon parıltılı elbiseler ve elde taşınan hediye paketleri ile son bulurken Stuart Vevers’ın oğlu River ile kucağında davetlilere teşekkür etmesiyle ortaya sıcak, samimi bir an çıkıyor. Biraz nostalji, biraz değişim ve finalde bolca konfeti.
Fotoğraflar: @coach, @stuartvevers