MODA

Colette Paris’in kültürel ve tarihi önemi

Colette Paris’in kültürel ve tarihi önemi

Colette; Paris’in ünlü Rue Saint-Honoré’de 1997 yılında kapılarını açan “konsept mağaza” formatının ilki oldu. Kendine özgü iki mavi noktadan oluşan logosuyla tanınan marka, yüksek modayı, sokak giyimini, popüler kültürü, tasarımı, sanat ve nadir kitapları buluşturan bir kültür merkeziydi, dükkana destek veren ünlüler ve sanatçılarla beraber küresel trendlere yön verdi. Dükkan, 20 yıl boyunca Colette Roussaux ve kızı Sarah Andelman tarafından yürütüldü, moda dünyasındaki farklı markalar arasındaki iş birliklerini gündeme getirdi. Lüks markalar ve sokak giyimi arasında oluşan ürünler sınırlı sayıda dükkanda satıştaydı. Nike, Comme des Garçons, Chanel ve Colette Roussaux’un kişisel favorisi olan, Hermes ile yapılan iş birlikleri dükkanın vitrinlerinde sergileniyor, içinde de satılıyordu.

Kurucuların ziyaretçilerine ortaya yeni çıkan küresel estetik akımları, beklenmedik ürünleri ve benzersiz marka işbirliklerini keşfedebilecekleri, özenle seçilmiş, dinamik bir buluşma alanı yaratma istediği, Colette’in kurulma nedenlerinin arasındadır. Colette’den önce, Chanel gibi lüks markaları spor ayakkabıları veya çocuk oyuncakları gibi günlük eşyalarla vitrinlerde bir arada sergileyen ve satan perakendeci sayısı çok azdı. Colette; sürekli değişen ürünleri ve haftalık vitrinleriyle Parislilerin merakını canlı tutmak amacıyla, tıpkı fiziksel bir dergi gibi işlev görecek şekilde tasarlanmıştı. “Yarının İkonlarını” sergilemek için kurucular, farklı ülkelere yaptıkları seyahatlerinden ilham alarak Colette’i kültürel bir fırlatma rampası olarak tasarladılar. Özellikle daha önce adı duyulmamış genç, avangard yaratıcılara çalışmalarını sergileyebilecekleri bir platform sağlamak amacıyla oluşturuldu.

‘’Sarah’nın en büyük gücü çok seyahat etmesiydi, bu yüzden o zamanlar seyahat etmenin insanı gerçekten farklı bir yere götürdüğünü görüyordu; Tokyo’ya gitmek,farklı kültür ve tasarım anlayışını görmek, dünyanın geri kalanından iki yıl önde olabileceği anlamına geliyordu.’’ – Jay Smith, Blackrainbow ajansı

Üç kattan oluşan dükkan, her katında ayrı bir özelliğe önem veriyordu. İlk katında sokak giyimi, gadget’lar ve kültüre odaklanıyordu. Giriş olan bu kat çok hareketli, görsel açıdan oldukça zengin olup, sokak giyimi ve gündelik yaşam tarzı ürünlerinin bir karışımını barındırıyordu. Bu katta aynı zamanda sık sık güncellenen, markanın deneyimini zenginleştiren Pop-up mağazalar vardı; örneğin, BAPE veya yüksek moda markalarının dönüşümlü olarak yer aldığı etkinlikler. İkinci katta yüksek moda ve galeri yer alıyordu, lüks ve sanata odaklanan daha üst düzey, ferah bir ortam sunuyordu. Kozmetik ve parfümlerden oluşan bir bölüm, ready-to-wear marka kıyafetler ve takılardan bir de merkezi kasa alanı genellikle bu katın arka tarafında yer alıyordu. Bodrum katında ise standart bir kafe yerine o ünlü «Su Barı» bulunmaktaydı. 100’den fazla farklı marka şişelenmiş su sunan mekan, aynı zamanda taze ve sağlıklı yiyeceklerden oluşan rahat bir menü de sunuyordu.

Popüler bir buluşma ve yemek merkezi olarak da hizmet veren mekan, zaman zaman küçük etkinlikler ve film gösterimleri için de kullanılıyordu.

2014’te buraya ilk geldiğimde içerisi hakkında çok hatırlamasam bile ilk hissettiğim ve düşündüklerimi hatırlıyorum. Etrafta çok havalı giyinmiş ve değişik dünyalara ait yetişkinler vardı. O an hissettiğimi kolay bir şekilde anlatacak olsam aynı bir gece kulübü gibi aslında olmamam gereken bir yerdeymişim ama bir türlü bana hala hitap eden şeylerin olduğu ve beni içine çeken bir his olduğunu hatırlıyorum. Tabi o zaman küçük bir çocuk olarak daha önce rastlamadığım minik oyuncaklar ve tatlılar görünce çok heyecanlanmıştım. Özellikle daha çok popüler olmayan o blind box konseptini ilk orda gördüğümü ve boyumdan dolayı kasaya çok zor bir şekilde uzandığımı hatırlıyorum. Büyük beyaz bir masanın üzerinde Hello Kitty, Bearbrick ve zor bulunan legoları gördüğümü ve benim en çok sevdiğim hamburger şeklindeki minik jelibonların her gidişimde alındığını hatırlıyorum. O yıldan sonra 2017’de kapanana kadar her Paris’e gidişimde orayı ziyaret ettim ve hep Colette’e gitmek için heyecanla bekledim. Bir gidişimde kasanın arkasında Colette Roussaux’un o küçük yaşımdan dolayı beni görüp ilgi gösterdiğini, beraber Bearbrick seçtiğimizi benim de annemin neden heyecanlandığını hiç anlamadığımın anısı hala duruyor.

Bugün Colette’in bulunduğu adreste Saint Laurent Rive Droite hizmet veriyor. Colette’in alışveriş felsefesinden esinlenen bu dükkan fotoğraf sergisinden özel enstelasyonlara kadar Saint Laurent ürünlerini farklı bir açıyla satıyor. Bu dükkanın arkasında aynı zamanda küçük bir kahve dükkanı olan YSL Cafe ve Saint Laurent Sushi Park olan sushi restoranı bulunuyor.

Colette’in bıraktığı mirasla beraber dünyada çok daha fazla konsept mağazaları açılmaya başladı. Bence bu tür deneyim alanlarının açılışı hem kültür, hem moda hem de perakende sektörünü kökünden değiştiren faktörlerden biri. Paris’te Broken Arm, Milano’da 10 Corso Como ve Londra’da Dover Street Market gibi mağazalardan Colette’in bu kültüre olan katkısını görebiliyor ve hala deneyimleyebiliyoruz.

Colette’in hikayesini okuyabileceğiniz birçok makale ve kitabın yanı sıra, 2020’de Highsnobiety ve Colette’in ortak yapımcılığını üstlendiği Mon Amour filmi, 1997’de açılışından ve Aralık 2017’de Concept Store’un kapanışına kadar geçen günlere ünlü tasarımcılar ve sevenlerinin anılarıyla içeriden bir bakış sunuyor. Detaylı incelemek isterseniz bu adresi ziyaret edebilirsiniz: https://www.colettemonamour.com

Fotoğraflar: @colette, Getty Images

Marie Claire Bülten

Stil ve düşüncenin buluştuğu bu evrende; sezonun öne çıkan görünümleri, radarımıza giren kitaplar, editörden notlar ve kültürel dünyamıza heyecan katan detaylar e-posta kutunda seni bekliyor. Marie Claire evrenine katıl, kendine iyi gelenleri kaçırma.