Stil Önerileri

Denemeden giyinmek, seçmeden beğenmek: Yapay zekadan stilist olur mu?

Önemli bir davete hazırlanırken aklımıza düşen “Ne giyeceğim?” sorusu artık yalnızca aynanın karşısında cevaplanmıyor. Bir zamanlar Clueless’ta izlediğimiz dijital dolap fantezisi, bugün cebimizde yaşayan bir gerçekliğe dönüştü. Yapay zeka kombinlerimizi düşünüyor, planlıyor ve öneriyor. Peki bu süreçte stil hala bize mi ait?

Bir etkinliğe gideceğimiz zamanlarda, plan yapıldığı andan itibaren hepimizin aklına gelen kolektif tek bir soru var: “Ne giyeceğim?” Mekanın dress code’u araştırılır, dolabımızdaki tüm kıyafetler gözden geçirilir, aldığımızı unuttuğumuz parçalar kombinlenmek için sırada bekler. Ama en önemlisi, arkadaşlarla açılan o sohbet grubu… Herkes planladığı kombinleri bu gruba atar, ne giyeceğini bilemeyenler yönlendirilir, eksik parçalar için yardım kurulu oluşturulur ve sonucunda kıyafet krizi sona erer. Yani sizin de kombin planlama sürecinizin buna benzediğini tahmin ediyorum. Ama sizi bu süreçte bir adım öne götürmek için bir taktikle geldim.

Öncelikle sizi, genç kızların hayallerini süsleyen bir dönüm noktasına ışınlamak istiyorum. Clueless’ta Cher’in giyinme odasındaki kombin yapan o bilgisayar… Cher’in o ikonik sarı ve çizgili üniformasını kombinlediği o uygulama… O sahneyi izlediğimiz zamanlarda bu uygulama muhtemelen bizim için çok uç bir gerçeklikti. Dolabındaki tüm kıyafetlerin bir uygulama içine yüklü olması, senin bir fotoğrafının üstüne seçtiğin parçanın otomatik olarak fotoshoplanması bize gerçekleşmesi zor bir lüks deneyim gibi hissettiriyordu. Ama bir zamanlar Hollywood fantezisi olan o dijital dolap bugün cebimizde. Artık bu, bir film sahnesinden ziyade her gün hayatımızın büyük bir parçası olan telefonlarımızda gerçekleşmesi mümkün bir görüntü.

Benim için bu bahsedeceğim yöntem, hayatımın fark etmeden uzun zamandır bir parçası haline gelmiş durumda. Bir arkadaşıma sorduğum “Sen az parça kullanarak nasıl her gün başka bir görünüm yaratabiliyorsun?” sorusuyla hayatıma giren bu taktik, kıyafet krizlerimi neredeyse sona erdirdi diyebilirim. Önerdiği şey; kıyafetlerini gözünün önünde bulundurmak, gereksiz alışverişten kurtulmak ve elindeki parçaları kombinleyebilmek adına alışveriş yaptığında ürünlerin ekran görüntüsünü çekip bir Photoshop uygulaması üzerinden kombinlemekti. Bunu öğrendikten sonra online ya da mağazadan yaptığım tüm alışverişlerimin etiketlerindeki kodları okutarak telefonumda da ürünlerin fotoğraflarını bulundurmaya başladım. Ürünlerin aynısını bulamadığımda ya kendi dolabımdan direkt çıkarıp fotoğrafını çekiyordum ya da elimdeki parçaya benzer bir alternatif görsel buluyordum. Bir tatil planım olduğunda alışveriş yapmadan önce elimdekilerle tatildeki tüm planlara özel kombinler oluşturup, orada eksik kalan bir parça olduğunu ya da gerçekten farklı bir ürüne hala dolabımda yer olduğunu düşünürsem alışveriş yapıyordum. Hala da kombinlerimi bu şekilde planlamaya devam ediyorum. Artık bir seviye atlatarak sadece özel planlarda değil, günlük kombinlerim için de yapmaya başladım.

Böylece hem gereksiz alışveriş yapmıyorum hem de sürdürülebilir bir dolap oluşturabiliyorum. Tabii bu benim hayatıma yapay zekasız bir dönemde girdi, fakat şu an yapay zekanın moda dünyasına girmesiyle birlikte benim yaptığım şeyin farklı versiyonlarıyla karşılaşmaya başladık. Ama bu noktada endişelendiğim birkaç nokta var.

Tartışmayla gelen teknoloji

Yapay zekanın moda dünyasına girişindeki tartışmasız en ses yaratan olay, AI modellerin kullanıldığı reklam kampanyaları oldu. Kreatif alanda çalışan insanların tümü, işlerini kaybetmekle ilgili birçok endişe yaşadı. AI modeller tercih edilirse fotoğraf çekimlerinde görev alan tüm arka planda çalışan insanlara gerek kalmayacağı düşüncesi nedeniyle sektörden çoğu kişi bu duruma ses çıkardı. Sonrasında Gemini üzerinden insanlar, kendilerine beğendikleri kıyafetleri giydirdiği fotoğraflar oluşturmaya başladı. Zara, App’ine kendi fotoğrafınızı yükleyip AI modelinizi oluşturabileceğiniz ve almak istediğiniz ürünleri üzerinizde deneyebileceğiniz bir özellik getirdi. Yani gördüğünüz gibi yapay zeka, günlük moda hayatımızın çoktan içine girdi bile.

Ben yapay zeka teknolojisinin faydalarından yararlanan bir birey olarak, bu teknolojinin sevdiğim yanlarının kontrollü bir biçimde hayatımıza dahil olması taraftarıyım. Fakat onu kullanmayı öğrenmek önemli. Beyin fırtınası yapmak ve bize destek olan bir araç niyetinde kullanmanın dışında endişelendiğim nokta, hayal gücümüzü köreltmesi. Özellikle moda, hayal gücünden en çok beslenen kreatif alanlardan biri. Bir kombin yapmak, bir kıyafeti tasarlamak her zaman bir insan hayal gücü ürünü olarak kalması gerektiğini düşünüyorum. Belki tarzınızı nasıl bulabileceğiniz konusunda destek olabilir ya da ortaya çıkarmak istediğiniz bir proje için fikirlerinizi süzgeçten geçirebileceğiniz bir araç olabilir; ama elinizdeki sonucun sahibi yapay zeka olmamalı. Size yukarıda bahsettiğim bu taktik de bir yapay zeka uygulamasının bir ürünü olmuş durumda. Clueless’taki o dolabı gerçek anlamda hayata geçiren bu uygulamaya bir göz atalım.

Alta Daily: Yapay zeka stilistiniz

Bu uygulama, kişisel stilistiniz olarak çalışan yapay zeka destekli bir mobil uygulama. Dolabınızdaki kıyafetlere, yaşam tarzınıza, bütçenize ve hava durumuna göre günlük kıyafet önerileri sunuyor. Amacı, kullanıcıların gardıroplarını daha iyi kullanmasına, her gün ne giyeceğine karar vermeyi kolaylaştırmasına ve tarzlarını geliştirmesine yardımcı olmak.

Uygulama üzerinde, aynı Cher’in kullandığı uygulama gibi dijital bir dolap oluşturabiliyorsunuz. Dolabınızdaki kıyafetleri fotoğraflar, e-posta fişleri veya arama yoluyla ekleyerek dijitalleştirebiliyorsunuz.

Seyahat planlarınıza, gittiğiniz yere ve bavul boyutuna göre paketleme listeleri ve seyahat görünüm kitapları oluşturma gibi özelliklere de sahip. Gardırobunuzda eksik olan parçaları tespit ederek size alışveriş önerileri bile sunuyor. Ve tabii Clueless’taki gibi en alıcı noktası ise sanal deneme kabini deneyimi sunması; kendi avatarınız üzerinde kıyafetleri görüp nasıl duracağını ön izleyebiliyorsunuz. Gelelim bunu kullanmak ne kadar mantıklı sorusuna…

Zevk kimin?

İşte bu nokta çok önemli; çünkü diğer yapay zeka araçlarını ve bu uygulamayı kullanırken de kendinize sormanız gereken birkaç soru var. Birinci soru: Ben bu uygulamayı kullanırken yapay zeka benim yerime mi düşünüyor? Beyin fırtınası yapıp ilham almakla bir bilgiyi tamamen kopyalamak arasındaki kritik çizgiyi hatırlatmak istiyorum. Yapay zeka, geçmiş tercihlerinizi de yankılama özelliğine sahip; dolayısıyla onu zevkinize göre eğitebilirsiniz, böylece kimliğinizi yansıtıcı bir araç olabilir.

İkinci soru: Kendi zevkimizi keşfetmeden bize sunulan “ideal kombin” ne kadar bize ait? Yani siz kendinize herhangi bir noktada baz oluşturmadan, kendinize ait bir zevke ve tercihe her zaman uzak kalma tehlikesindesiniz. Bu tarz uygulamaları kullanırken kendi benliğinizi kaybetmeden, geliştirici bir noktadan ele alırsanız size daha çok faydası dokunacaktır. Bu durumda benim cevabımı merak ediyorsanız, sanırım bu uygulamayı yukarıda söylediğim kriterlere kendimde uygulayarak kullanmak, size anlattığım taktiği hayatıma eklemeyi kolaylaştıracaktır. Peki sen?

Fotoğraf: Lal Ece Ersoy

İlginizi çekebilecek bir diğer yazı >>>>> Ofis görünümlerinizde monotonluğu kıracak 5 stil hilesi

Marie Claire Bülten

Stil ve düşüncenin buluştuğu bu evrende; sezonun öne çıkan görünümleri, radarımıza giren kitaplar, editörden notlar ve kültürel dünyamıza heyecan katan detaylar e-posta kutunda seni bekliyor. Marie Claire evrenine katıl, kendine iyi gelenleri kaçırma.