Röportaj

Gaye Günay ile yüzün hafızasını dinlemek

Gaye Günay ile yüzün hafızasını dinlemek

Yüz yogası, son yıllarda doğal bakımın yükselen uygulamalarından biri olarak öne çıkarken, aslında çok daha derin bir bütünsel iyi yaşam anlayışına dayanıyor. Yaklaşık 20 yıldır yüz yogası, masaj terapileri ve anatomi alanında çalışan Gaye Günay, güzelliği yalnızca dış görünüşle değil; bedenin, zihnin ve yaşam alışkanlıklarının bir yansıması olarak ele alıyor. Doğal yaş alma yaklaşımından yüz kaslarının hafızasına, bakım ritüellerinden içsel dengeye uzanan bu söyleşide, yüz yogasının dönüştürücü etkisini ve yıllara yayılan uzmanlık yolculuğunu konuştuk.

Yüz yogası son yıllarda çok popüler ancak siz bu alana çok daha önceden inanıp emek verdiniz. Bu özel alanı keşfetmeniz ve üzerinde uzmanlaşmaya karar vermeniz nasıl oldu?

Evet, yüz yogasının hayatıma girmesi neredeyse 20 yıl önceye dayanıyor. Şu an 47 yaşındayım ve kendimi bildim bileli her zaman doğal olandan yana oldum. Tayland’a ilk Thai Masajı Eğitmenlik Eğitimi’ni almaya gittiğimde, müfredatın içinde yüz masaj teknikleri ve şifalı bitkiler bilgisi de vardı.

Orada kaldığım ilk bir yıl içinde, eğitim aldığım okullardan birinde tanıştığım Tongsri isimli bir uzmandan yüz yogasını tamamen kendim için öğrenmiştim. Aslında ben çok uzun zamandır yüz ve beden masaj terapileri uyguluyordum, ki hala da aktif olarak devam ediyorum. Dolayısıyla bu pratikler hep hayatımdaydı ancak ileride yüz yogasını tek başına, profesyonel bir eğitim olarak sunmak hiç aklımda yoktu. Fakat pandemi dönemi hayatımıza online eğitimleri sokunca, ben de zaten senelerdir anatomi ve kinesiyoloji bilgimle incelikleri üzerinde çalıştığım bu yöntemi paylaşma kararı aldım. O gün bugündür sayamayacağım kadar çok ders verdim; harika insanlarla tanışıp çok güzel geri dönüşler aldım ve almaya da devam ediyorum.

Sektördeki duruşunuz ve samimiyetiniz çok dikkat çekici. Bu işi yaparken sizi en çok besleyen, “Doğru yoldayım” hissi veren temel şey nedir?

İnsanın yaptığı şeyi sevmesi ve hiçbir zaman oldum dememesini önemserim. Ben iletişim insanıyım ve doğayı, hayatı sevdiğim kadar insanları da seviyorum ve onların hayatına pozitif şekilde dokunmak bana da iyi geliyor.

Benimle ders yapan danışanlarımdan söyle yorumlar sıklıkla alıyorum: “Biz yüz yogasının ne olduğunu sizinle çalıştıktan sonra daha iyi anladık.” İşte bu bana doğru yoldayım hissini veriyor.

Yüz yogasını kendi günlük bakım rutinine dahil etmek isteyen bir kadının/erkeğin, her şeyden önce nasıl bir zihin yapısına sahip olması gerekir?

Yüz yogasını yapılması gereken zorunlu, sıkıcı bir ev işi veya bir “görev” olarak görürseniz, ömrü en fazla iki hafta olur. Başarılı olmak için bu süreci bir öz bakım ritüeline dönüştürmek gerekir. Günün koşturmacası içinde kendime verdiğim 5-10 dakika bir hediye, bir tür meditasyon gibi bakmak mesela.

Yüz yogasının sandığınız kadar çok vakit alan bir rutin olmadığını belirtmek isterim. Egzersizlerin mantığı bir kez kavrandığında, pratikler daha da kolaylaşıyor.

Tıpkı bedenimizdeki diğer kaslar gibi, yüz kaslarının gelişimi için de ilk 4 ayı verimli ve sabırlı geçirmek bu işin tek sırrı. Kaslar oturmaya başladığında ve kas hafızası oluştuktan sonra yapmanız gereken tek şey; aklınıza geldikçe, ama mümkünse haftada en az 2-3 gün, sadece 5-10 dakikanızı bu egzersizlere ayırmak, o kadar.

Bugüne kadar danışanlarınızdan veya takipçilerinizden aldığınız, sizi en çok şaşırtan ya da “İyi ki bu teknikleri paylaşıyorum” dedirten dönüşüm hikayesi hangisiydi?

Özellikle diş sıkma sorunu (Bruksizm) üzerine çok kapsamlı bir programım var. Ve bu konuda diş hekimleri ile çalışıyorum. Diş sıkma sorunu yaşayan, botoks yaptırmak istemeyen veya zaten yaptıramayan kişileri bana yönlendiriyorlar. Ne kadar faydalı olduğuna dair bir danışanımdan aldığım yorumu paylaşmak isterim

“Bir buçuk aydır ağrı çekiyorum. Kulaklarım, boğazım, diş etlerim, elmacık kemiğimin ağrısı çok canımı sıkıyordu. Yutmak bile zorlaşmıştı. Sonunda doktorlar bana hiçbir şeyin yok, tek sıkıntı dişlerini çok sıkıyorsun dedi. Ve ben bunun farkına öyle vardım. Çene botoksu yapalım dediler. Hayır dedim ve bugün Gaye’den özel bir ders aldım. Bugün tüm ağrıyan noktalarımı bana buldurdu ve o bölgelere çok ama çok özel çalışmalar yaptık. 2–3 günde bir bana öğrettiğin hareketleri yapıyorum. Aksatmıyorum. Ve ağrım hiç ama hiç yok. Çok iyiyim. Sana tekrar teşekkür ederim.”

Her gün ekrana veya aynaya bakıp yüz kaslarını çalıştırmak bazen disiplin gerektiriyor. Siz kendinizdeki o sürekliliği ve disiplini her gün nasıl sağlıyorsunuz?

Ben uzun senelerdir yüz yogası yaptığım için artık haftada 2 gün uygulama yapma fazındayım ve yeterli oluyor.

Yaş almanın getirdiği çizgilerle savaşmak yerine onlarla dost olmayı nasıl öğrenebiliriz? Sizin bu konudaki bütünsel güzellik sırrınız ne?

Kendimizde sorun gördüğümüz bir yere fazla odaklanmak, o sorun diye gördüğümüz şeyi devasa hale getiriyor. Aslında insanlar sizi yaydığınız enerjinizle algılıyor.

Ben, iletişim dilinde yüzü yoran ve derin kırışıklıklara davetiye çıkaran abartılı mimikler kullanmak yerine, yüz yogasıyla ‘gözlerle konuşmayı’ öğrenmeyi savunuyorum bence bu çok daha güçlü bir bağ kuruyor.
Benim bütünsel güzellik sırrıma gelirsek; yüz yogasının yanı sıra, tüm bedendeki meridyenler üzerinde yer alan ve vagus siniriyle bağlantılı olan noktalara düzenli olarak uyguladığım vagus manipülasyonu seanslarıdır. İçerideki o sinirsel sakinlik, dışarıya en büyük gençlik ve güzellik iksiri olarak yansıyor.

Bu pratikleri öğrenmek ve belki de sizin gibi bir gün bu alanın eğitmeni olmak isteyenlere izlemeleri gereken yol hakkında ne gibi tavsiyeler verirsiniz?

Ben zaman zaman Yüz Yogası Uzmanlık Programları açıyorum. Bunlar hem online hem yüz yüze gerçekleşiyor. Doğal güzellik ve sağlığa tutkulu olan ve kendi pratiğini geliştirmek isteyen herkes bu programdan faydalanabilir. Programı her seviye öğrencinin bilgi sahibi olması amaçlayarak oluşturdum.
Programa ayrıca yoga ve pilates eğitmenleri, oyuncular, wellness koçları, güzellik uzmanları ve estetisyenleri ve masaj terapistleri katılabilirler.

Ajandanızda yer alan, takipçilerinizin karşısına yepyeni bir enerjiyle çıkmanızı sağlayacak heyecan verici yeni bir eğitim veya iş birliği planınız var mı?

Önümüzdeki sonbaharda yepyeni bir Uzmanlık Programı açıyorum. Ayrıca profesyonel yüz masajı programı da var sırada.

Ama asıl, uzun zamandır kalbimde taşıdığım, çocuklara ve geleceğimize dokunacak çok özel bir hayalimi daha hayata geçirmenin mutluluğunu yaşıyorum: Ailelere Yönelik Bebek ve Çocuk Masajı Programı!

Bu alanın kalbine inmek için Tayland’da özel eğitimler aldım. Yaptığım araştırmalar ve edindiğim öğretiler bana çok güçlü bir gerçeği gösterdi: Bebek ve çocuk masajı, sadece fiziksel ve sinirsel gelişimi desteklemekle kalmıyor; anne ve babayla masaj yoluyla kurulan o güvenli bağ, çocukların ileride doğaya, canlılara ve birbirlerine karşı empati yeteneği son derece yüksek, şefkatli bireyler olarak yetişmesini sağlıyor.

Bir aktivist olarak, dünyayı daha şefkatli bir yer yapmanın temelinin ailede ve bu ilk dokunuşlarda yattığına inanmak beni tarif edilemez bir şekilde heyecanlandırıyor. Bunu da ilk kez buradan duyurmuş olayım. İlerleyen süreçte tüm detayları Instagram sayfamdan da paylaşıyor olacağım; şimdiden ilgilenen herkese sevgiyle duyurulur!

Röportajı bitirirken okuyucularımızın yüzünü güldürecek ve hemen şu an telefon başında uygulayabilecekleri, favoriniz olan mini bir yüz yogası tüyosu paylaşır mısınız?

O zaman size klasik bir yüz yogası pozu yerine, etkisi tüm bedeninizi saracak çok özel bir yüz masajı tüyosu vereyim: Kulak masajı!

Şu an bu satırları nerede okuyorsanız; ister ofiste, ister yatakta, ister toplu taşımada olun, ellerinizi hemen kulaklarınıza götürün. Hiçbir yağa veya kreme ihtiyacınız yok. Kulaklarınızın her bölgesini; içini, dışını, kıkırdaklarını, önünü ve arkasını hiç es geçmeden, parmaklarınızın arasında güzelce hissederek masaj yapın.

Kulaklarımız, tüm organlarımızın haritasını taşıyan muazzam bir refleksoloji bölgesidir. Sadece birkaç dakika kulaklarınızı şefkatle ovuşturup esnettiğinizde; hem tüm sinir sisteminizin sakinleştiğini, hem yüzünüze anında bir canlılık geldiğini hem de istemsizce yüzünüzün güldüğünü fark edeceksiniz. Herkese şifa olsun!

Fotoğraflar: Gaye Günay’ın kendi çekimidir.

Marie Claire Bülten

Stil ve düşüncenin buluştuğu bu evrende; sezonun öne çıkan görünümleri, radarımıza giren kitaplar, editörden notlar ve kültürel dünyamıza heyecan katan detaylar e-posta kutunda seni bekliyor. Marie Claire evrenine katıl, kendine iyi gelenleri kaçırma.