HAYATINIZA AYAR ÇEKİN

 

Bugüne dek evrenle olan ilişkinizi hiç sorgulamamış olabilirsiniz… Ancak Tune yöntemiyle zamanın olmadığı bir yerde, evrenle aranızdaki enerji hattını onarmak dahi mümkün. Alternatif Şifa Uzmanı Nilgün Sarar ruhsal ve bedensel bilgeliği yeniden hareketlendiren Tune tekniğini anlatıyor.

Evrenin saçtığı sonsuz bilgi ve enerji akışı, yaşam koşullarının etkisiyle çoğu zaman bedenle uyum sağlayamıyor. Zira yaşadığımız korkular, geçmişten bir türlü kopamamamız, gelecek kaygıları ya da tüm bunların bir araya geldiği durumlar bizi umutsuzluğa itmeye yetiyor. Anda yaşamak ve kendi içimize dönüp diyalog geliştirmek yerine daha çok dış dünyaya odaklı bir hayat sürüyoruz pek çoğumuz. Uzun yıllar enerji, şifa ve aydınlanma çalışmaları için dünyanın farklı ülkelerinde hayatını sürdüren Sarar, Türkiye’ye döndükten sonra bu hisleri yaşayan kişilerle çalışıyor. Tune (ayar) adını verdiği şifa tekniğiyle ise doğum anından evrim sürecine insan bedenini, evrenin enerjisine bağlayan ve zamanla bozulan aksiatonal hatları onarıyor. Babasının cerrah olması Nilgün Sarar’ın küçük yaştan itibaren şifaya, iyileştirmeye, ameliyatlara, organlara olan ilgisinin artmasına sebep olmuş. Bu yüzden ilk olarak Berlin’de Maharashi Transandantal meditasyonla başlıyor enerji çalışmalarına. Alternatif tıp okulunda devam ettiği eğitimin ardından Reiki tekniğini öğreniyor. 80’li yıllarda hayli yaygın olan bu tekniğin frekansını hızlandırmak için de evren-insan arasındaki enerji hatlarını onarmayı hedefleyen Tune yöntemini geliştirmiş. Tune seanslarına katılmak için Nilgün Sarar ile iletişime geçenlerin içinde panik atak, depresyon problemiyle gelenlerin yanı sıra geçmişi unutamayanlar ya da bağışlayamayanlar da var; “Eskisi gibi mutlu olmadığını, her şeye sinirlendiğini, tüm olaylara alınganlıkla yaklaştığını söyleyen kişiler de Tune seansı yaptırmak istiyor. Seansın ardından bir farkındalık yaşıyorsunuz… ‘Aslında kendimi ne kadar çok salmışım’, 'Meğer kendimi hiç sevmiyormuşum’ gibi sorgulamalar yapılıyor. Ardından adeta üzerinizi ince bir deri tabakasıyla kaplayan, ruhunuzla buluşturan bir arınma gerçekleşiyor, netleşiyorsunuz…” Nilgün Sarar ‘yaşama ayarlan’ mottosuyla yola çıkıyor ve Tune ayarının bioenerjiyle karıştırılmaması gerektiğini söylüyor. Zira o, kendisinin değil evrenin enerjisiyle insanların kendi deyimiyle bozulmuş olan ayarlarını onarıyor. “Korkuları nedeniyle danışan bir kişi önceden belirtmemesine rağmen seansın sonunda dizindeki problemin geçtiğini söyleyebiliyor. Seans sırasında gözlemliyorum, beden üzerine çalışıyorum ve kişinin ‘mavi kopya’ olarak adlandırılan ayarları bozulmamış halini görüyorum.” Mavi kopya insan bedeninin orijinal halinin evrende enerji olarak tezahürü gibi… Nilgün Sarar, aktive ettiği insan ile evren bağlantısının yanı sıra oluşturduğu yeni enerji hatlarıyla luminal ışık ve bilgi alışverişine zemin yaratıyor. Kısacası DNA kodları, hücreler, organlar ve kemikler; evrendeki hatlarla uyum içinde çalışmaya başlıyor. Ayarı bozulmuş bir kişi zamanın olmadığı bir yerlerde, sıfır noktasında aurasındaki değişimleri gözlemliyor... Peki Tune seansı boyunca neler oluyor?

“Seans boyunca hiç konuşmuyorum ve beden teması kurmuyorum.” diyor Nilgün Sarar. Yalnızca ayakkabılarınızı çıkartıp masaj masasına sırtüstü yatıyorsunuz ve Sarar yaklaşık 35 dakika boyunca çalışıyor. Ruhla bağlantıyı sağlayabilmek içinse mantığını ve diğer tüm dış etmenleri devre dışı bırakıyor. Konuşma, anlatma, teşhis koyma, yönlendirme, soru sorma olmaksızın bedene ayar çektiğini söylüyor Sarar ve ekliyor; “Seans bitiminde yenilenmiş bir enerjiyle hayata uyanıyorsunuz.” Yine de yenilenmenin ardından Nilgün Sarar’ın Etiler’de konumlanan Tune merkezinden çıktığınızda kendinizi şehrin koşuşturmasının içinde buluveriyorsunuz. Gerçek hayata adaptasyon sorununun yaşanıp yaşanmadığını sorduğumdaysa Sarar kişinin ayırt etme kabiliyetinin arttığını söylüyor ve süreci şöyle anlatıyor; “Ben yaşam ile hayat sözcüklerini birbirinden ayırıyorum. Bahsettiğiniz günlük kaos ortamı yaşamın kapsamına giriyor; nefes alıp vermekse hayatın… Size ayar yapıldığında her şeyi daha farklı algılamaya başlıyorsunuz. Trafiği, işi ya da para kazanmayı yaşamınız olarak tanımlarken, ‘benim bir de hayatım var!’ diyorsunuz. Örneğin danışanlarımdan biri seansın ardından işinde aslında çok mutsuz olduğunu fark ederek istifa etmişti. Tune seansına gidip istifa ettiğini söyleyen birini garip karşılayabilirsiniz. Ama yaşamınıza ayar çekildiğinde gerçekten istediğiniz şeyi yapma kararını çok daha rahat verebiliyorsunuz. Tune’un ardından özgüveniniz de artıyor çünkü...” Enerji skalasını tepe noktasına ulaştıran seansın ardından yenilenen enerjinin rutinin salgıladığı karmaşayla düşmesi kaçınılmaz oluyor çoğu zaman. Ancak düşüşler hiçbir zaman alışılagelmiş keskinlikte yaşanmıyor. Derinlikleri azalan enerji düşüşlerinde, üzüntünün farkında olup tekrar ayağa kalkmak hiç de zor olmuyor Nilgün Sarar’a göre; “Tune seansıyla enerjinizi geri kazanacaksınız ve verdiklerinizin meyvelerini toplayacaksınız. Aynı zamanda kendinizle olan ilişkinizi düzelteceksiniz. Ben sunduklarınızla kazandıklarınızın denge içinde olması gerektiğine inanıyorum. Türk kadınları her zaman kendinden bir şeyler verip fedakârlık yapma çabası içindeler. Erkeklerse hep almak isterler. Erkeklere kızmıyorum ama başkası için yaşamak yerine öncelikle kendinizi sevmelisiniz. Uyum yasası içinde bu eşitliğe inanıyorum ve ayarı bu çerçevede çekiyorum.”

“Şehrin içinde her an bir kaosun içinde yaşıyorum. Nasıl içime dönebilirim ki?” diyenlere inat Nilgün Sarar nerede olursanız olun kendinizle, ruhunuzla, içinizdeki çocukla olan diyaloğunuzu canlı tutmanız gerektiğini düşünüyor. Elbette bu diyaloğu sürekli tutanların hayatına ayar çekmesi gerekmiyor. Zira sözü geçen ‘yaşam’ ile ‘hayat’ ayırdında yaşayan kişiler kendi kendini iyileştirebilecek güçte! “Size ilk ayarı çekiyorum. Ondan sonra paslanmış makinalar tekrar çalışmaya başlıyor” diyor doğaya uyumu işaret eden Sarar. Ayarları tamir etmesi güç, ancak imkânsız değil. İşte tam da bu noktada egolar devreye giriyor: “Egoyu geri plana attığınız zaman birçok şeyin farkına varıyorsunuz. Elbette kimse yarını göremez. Ancak gerçekten isterseniz, bedeninizi ve ruhunuzu iyileşmeye adarsanız söz ettiğim yenilenmeyi yaşayabilirsiniz. Danışanlarımla aramızda enerjinin kurduğu bir bağ kuruluyor. Ancak bana ya da Tune ayarına bağlı olarak yaşamalarından kaçınıyorum. Onların hayatına özgürlüklerini geri kazanmaları için ayar çekiyorum çünkü” diyor Nilgün Sarar ruhu netleştirmeyi sonradan öğrenebileceğimizi vurgulayarak. Öyle ki Sarar’ın düzenlediği seminerlerde frekanslara uyumlama, bağlantı kurma, yeniden dengeleme ve yaşama ayarlanması gibi aşamalarla Tune tekniği anlatılıyor. Bunun yanı sıra gün içinde basit uygulamalarla da farkındalığınızı devreye sokarak enerji gücümüzü artırmanızı tavsiye ediyor Sarar; “Diyelim ki akşam evde eşinizi bekliyorsunuz… Geldiğinde kapıyı nasıl açtığına dikkat edin. Anahtarın çıkardığı sese, çantasını nereye koyduğuna, yüzündeki ifadeye dikkat edin. Elbette sürekli yapmak zorunda değilsiniz. Ayrıntılara dikkat ederken diğer yandan kendi ritüellerinize devam edebilirsiniz. Tüm bu antrenmanlar beyninizi anda kalmak için eğitmek için aslında.” Herkesin DNA’sında taşıdığı, zamanla paslanan sevgi, şefkat, şükran, hoşgörü duygularını yeniden hatırlatıyor Nilgün Sarar. Dünyevi koşuşturmayla unutulan, açığa çıkmayı bekleyenleri gün ışığına çıkarıyor, evrenin enerjisiyle ‘küçük bir ayar’ çekerek… •

Bir cevap yazın