MODA

İlham alınmış çantalar

İlham alınmış çantalar

Büyük moda evlerinin imza detayları, yıllar içinde farklı tasarımlarda yeninden karşımıza çıkıyor. Peki bir çantaya baktığımızda bize bu kadar tanıdık gelen ne?

Bir çantaya bakıp “Ben seni bir yerden tanıyorum” dediğiniz oluyor mu? Bazen tanıdık gelen bir toka, bazen bir fermuar, bazen de çantanın kolunuzun altındaki duruşu… Etiket değişiyor ama bazı detaylar hafızamızda kalıyor. Gelin, o detayların izini biraz birlikte sürelim.

Uzun zamandır fark ettiğim ama yazmaktan çekindiğim bir konu var: İlham alınmış çantalar. Yazıya devam etmeden açıkça söyleyeyim: Kendinize neyi yakıştırıyorsa- nız, hangi çantayı takarken rahat hissediyorsanız lütfen o çantayı takın. Benim yapmak istediğim, kullandığınız çantanın tasarımında hangi moda evlerinin izlerini görebileceğinizi anlatan kısa ve informatif bir yazı yazmak. Yazım biraz tarih dersi tadında olacağı için şimdiden özür dilerim.

Aslında konunun önemli bir kısmı, tasarımları geniş kitleler tarafından takip edilen büyük moda evlerinde başlıyor. Bir çanta çıkıyor, beğeniliyor, fotoğraflanıyor ve zamanla o çantayı tanımamızı sağlayan detaylar başka koleksiyonlarda da karşımıza çıkıyor.

Bazen ufak değişikliklerle, bazen yalnızca genel silüetiyle, bazen de ilk bakışta fark edeceğimiz kadar tanıdık bir şekilde. Bu dolaşımın bir sonraki durağı da çoğu zaman fast-fashion markalar oluyor. Malzemeler, oranlar ve süslemeler değişirken tasarım, daha ulaşılabilir fiyatlarla daha büyük kitlelere sunuluyor. Tabii moda her zaman yukarıdan aşağıya ilerleyen bir zincir değil; büyük moda evleri de sokaktan, vintage parçalardan ve birbirlerinden besleniyor. İlhamın tek bir adresi yok. Burada her benzer çantayı aynı sepete koymayalım.

Ortak bir dönemin estetiğini taşımak, belirli bir modeli anımsatmak ve başka bir markanın ürünüymüş gibi sunulmak farklı şeyler. İki çantanın birbirine benzemesi, birinin diğerinden doğduğunu tek başına kanıtlamıyor. Benim ilgimi çekense, tam olarak o tanıdıklık hissi. Şimdi isterseniz örneklere geçelim…

İlk durağımız Balenciaga. Nicolas Ghesquière’in, 2001’de ortaya çıkardığı Motorcycle ailesi, City ile özdeşleştirdiğimiz yumuşak, salaş ve metal detaylı çanta dünyasının başlangıcı oluyor. Fermuarlardan sarkan deri şeritler, belirgin donanımlar ve fazla düzgün durmakla ilgilenmeyen bir gövde… Sanki yeni alınmış olmaktan çok, sizinle birkaç hayat yaşamış gibi görünen bir çanta.

2003’te ise Gérard Darel’in 24H modeli ortaya çıkıyor. Yumuşak yapısı, çift sapı ve rahat duruşuyla bana City’nin daha sakin bir akrabasını hatırlatıyor. Ama burada “24H, City’den esinlenilerek tasarlandı” diyemiyoruz; bu, iki modeli yan yana koyduğumda benim gördüğüm yakınlık. 24H’nin yanlarda büzülen gövdesi ve daha az metal kullanan tasarımı da ona kendi karakterini veriyor. Stradivarius’un fermuar uçları, ön cepleri ve deri görünümlü yüzeyiyle sunulan “Large City” modeli ise aynı görsel karşılaştırmayı daha ulaşılabilir bir fiyat segmentine taşıyor. Bana Balenciaga’nın o tanıdık çanta dilini anımsatıyor. Fakat bunu Balenciaga’dan Gérard Darel’e, oradan Stradivarius’a uzanan belgelenmiş bir soy ağacı olarak okumayalım. Bazen markalar birbirlerinin devamı olmaktan çok, aynı estetik etrafında buluşuyor.

Bir de örgülü çantalarımız var. Bottega Veneta’nın 1975’ten beri imzası olan Intrecciato, deri şeritlerin birbirine örülmesiyle oluşuyor. Burada tanıdığımız şey yalnızca bir modelin şekli değil, bir yüzey. Çantanın üzerinde, büyük harflerle marka yazmasa da o dokuyu görünce zihnimizde bir isim beliriyor. Elbette bütün örgülü çantaları Bottega’ya bağlayamayız; örgü, tek bir moda evinden çok daha eski ve geniş bir zanaat. Fakat deri şeritlerin genişliği, örgünün ölçeği ve çantanın hacmi belirli bir şekilde birleştiğinde Bottega’yı hatırlamamız da tesadüf sayılmaz. Benim için burada ilginç olan, bir tekniğin zamanla bir markanın adı kadar tanınır hale gelebilmesi.

Bütün bunları yazmamın sebebi, çantanıza bakıp alışverişinizden pişman olmanız değil. Bir modeli neden tanıdık, neden çekici bulduğumuzu biraz daha iyi anlamak. Bazen vitrinde ilk kez gördüğümüzü düşündüğümüz bir tasarımın bazı detayları, çoktan görsel hafızamıza yerleşmiş oluyor. Yazının başında söylediğime geri döneyim: Hangi çantayı seviyorsanız onu takın.

Fiyat etiketi, kişisel zevkinizin not çizelgesi değil. Ama bir dahaki sefere “Ben bu çantayı bir yerden tanıyorum” dediğinizde fermuarına, sapına, örgüsüne biraz daha dikkatli bakın. Belki tanıdığınız çantanın kendisi değil, yıllardır farklı kollarda dolaşan birkaç detayıdır.

Fotoğraflar: @banannasui, @gettyimagesfanclub

Marie Claire Bülten

Stil ve düşüncenin buluştuğu bu evrende; sezonun öne çıkan görünümleri, radarımıza giren kitaplar, editörden notlar ve kültürel dünyamıza heyecan katan detaylar e-posta kutunda seni bekliyor. Marie Claire evrenine katıl, kendine iyi gelenleri kaçırma.