Cilt Bakımı

K-beauty masterclass’ından notlar: Şehirde yaşayan cilde Kore’den üç öneri

K-beauty masterclass’ından notlar: Şehirde yaşayan cilde Kore’den üç öneri

Baştan anlaşalım, 29 yaşında derdim kırışıklık değil, İstanbul’un havası. Kore cilt bakımının son hallerine, bu ürünleri Türkiye’ye getiren ekibin masasında baktım.Metropol şehirlerde yaşayan herkes, akşam yüzünü silerken pamuğun rengine en az bir kez bakmıştır. Benim cilt bakımıyla ilişkim biraz oradan başlıyor. “Anti-aging” kelimesi şahsıma hitap edemiyor daha. Egzozun, tozun ve uykusuz gecelerin arasında cildimi korumak ise başka bir konu.

Perşembe günü bu kafayla COMMUNITÉ’nin Galataport mağazasındaki Kore Güzellik Günü’ndeydim. Boyner Grup’un bu konsept mağazasında güzellik katı, zaten masterclass’larla dönen bir keşif alanı. Bu seferkini, COSRX’ten TIRTIR’a, Medicube’den Biodance’e pek çok Kore markasını Türkiye’ye getiren Distribution Group düzenlemişti. For You sayfamda çeşitli versiyonları dönen ürünleri, onları buraya getiren insanlara sormak için iyi bir fırsattı. Masada üç ürün vardı. Anlatılanları dinledikçe fark ettim ki üçünün de hikayesi aynı yerden, Seul’de bir klinikten başlıyor.

Seul’de cilt bakımı bir randevu

Kore’de cilt bakımı çoktan banyo dolabından çıkıp kliniğe taşınmış durumda. Seul’ün Gangnam semtinde baştan aşağı dermatoloji kliniklerinden oluşan binalar var. Öğle arasında lazere girip ofise dönmek sıradan bir şey. Klinikler üyelik satıyor, insanlar diş taşı temizliğine gider gibi birkaç ayda bir uğruyor. Arkadaş sohbetlerinde nemlendirici markalarından çok, kimin hangi cilt güçlendiriciyi yaptırdığı konuşuluyor. Yüzünde lazer bandıyla sokakta yürümek de kimsenin dönüp bakacağı bir şey değil.

Bu kültürün kelimesi de değişmiş. Artık düzeltmekten çok önlemekten bahsediliyor, yavaş yaşlanma Kore’de başlı başına bir akım. Bir de şehrin havası var. Seul, her bahar çölden gelen toz ve fabrika dumanıyla kararan gökyüzünü misemeonji (ince toz) diye bir kelimeyle anıyor. Kirliliğe karşı bakım orada yıllardır gündelik bir kategori. Pamuğun rengine bakanlardan biri olarak bana bayağı tanıdık geldi.

Seul’den rafa kısa yol

Peki klinikte konuşulan şey rafa nasıl bu kadar çabuk iniyor? Kore cilt bakımının neden hep bizden iki sezon önde göründüğü sorusunun cevabı biraz üretim süreçlerindeymiş. Bazı markaların laboratuvarı kendi içinde, yeni bir teknolojiyi hemen ürüne uyarlayabiliyorlar. Amorepacific gibi büyük grupların kendi laboratuvarları 1950’lerden beri var. Önümdeki masadaki markaların hikayeleri de oradan besleniyor: Numbuzin’i kuran iki isim Amorepacific’ten çıkma, PDRN’yi kliniklere sokan PharmaResearch ise zaten bir ilaç firması. Binlerce bağımsız marka ise üretimi Kolmar Korea ve COSMAX gibi dev fabrikalara bırakıp fikre ve pazarlamaya odaklanıyor. Seul’deki bir klinikte bu ay konuşulan şey, birkaç ay sonra bir kavanozun içinde olabiliyor. Kısacası masadaki üç ürün de kliniğin eve gelmiş halleri.

Cebe sığan klinik

İlki en somut olanıydı. Meditherapy’nin Shumage Gold setinde lifting kreminin kapağına kırmızı, yumurta biçimli küçük bir alet oturuyor. İçinde EMS (kaslara hafif elektrik uyarısı), LED ışık ve mikroakım var. Kısacası klinik koltuğundaki üç teknolojinin avuç içi versiyonu. Kore’de bu tür ev cihazları son birkaç yılda başlı başına bir ihracat kalemi oldu. Kremde de kolajen, niasinamid, hyalüronik asit, peptitler ve altın var. Parlak kırmızı kasası benim estetik algıma biraz fazla gelse de kompaktlığı hoşuma gitti. Asıl mantıklı bulduğum kısmı, krem bitince aletin çöpe gitmemesi. Krem kısmı yeniden doldurulabiliyor. Çoğumuzun çekmecesinde bir beauty gadget mezarlığı var, en azından bu çocuk oraya aday değil.

Havyar, somon ve sıfır koku

İkincisi, önyargıyla yaklaştığım bir kategoriden geldi. Mist’lerle aram hiçbir zaman iyi olmadı, yüzümde fazladan bir kat gibi dururlar. Biodance’in Caviar PDRN Jelly Serum Mist’ine de bu yüzden temkinle yaklaştım. Markanın kendi hikayesi de bir iyileşme hikayesi. Kurucusu Mihwa Kim eski bir televizyon sunucusu, alışveriş kanallarında çalışıyormuş. 2013’te geçirdiği bir trafik kazasından sonra yüzündeki yaraları iyileştirirken tıbbi hidrojel bantlarla tanışmış, Biodance’in yüzü saran jöle maskeleri de oradan çıkmış. Şimdi aynı jel spreye dönmüş. Jel kıvamlı serum ince bir sis olarak çıkıyor ve beklediğimden hızlı yerleşti. Ekstra kat hissi yoktu. İçindeki PDRN’nin hikayesi de bir klinikten geçiyor. 1980’lerde İtalya’da yaraları iyileştirmesi için araştırılmış, 90’larda Kore’de bir ilaç firması onu somon DNA’sından elde etmeye başlamış. 2014’te enjeksiyonla yapılan bir cilt güçlendirici olarak Kore kliniklerine girmiş, sonra serumlara geçmiş. Formülün yüzde 76’sı da havyar suyu. Kağıt üzerinde balık tezgahına ait gibi duyulduğunun farkındayım ama diğer ürünler gibi, herhangi bir kokusu yok. Fazla uyarılma derdiniz varsa içinizi rahatlatayım. Üç üründen de koku almamak, benim için büyük bir artı.

İple yüz germe vaadi şişelendi

Üçüncüsü ise kliniği adında taşıyordu. Numbuzin ürünlerini numarayla adlandırıyor, her numara ayrı bir cilt derdi. No.9’un tam adı NAD+ Bio Lifting-sil Essence. Adındaki sil, Korece iplik anlamına geliyor, Kore kliniklerinde yaygın olan iple yüz germe işlemine gönderme. Dokusu da iplik iplik uzayan esnek bir jel. İple yüz germeye cesaret edemeyeceğime neredeyse emin olduğum için şişedeki ipliğe razıyım. İçinde 50 farklı peptitle birlikte NAD+ varmış. NAD+, hücrelerin enerji üretiminde rol oynayan bir molekül ve son birkaç yıldır longevity podcast’lerinin en sevdiği kelime. Şişede Time Reversing yazıyor. Benim zamanı geri almak gibi bir derdim yok, dediğim gibi. Bakıma önlem olarak başlama fikri ise yazının başındaki pamuktan çıkardığım sonuçlara daha yakın duruyor. Seul’deki yavaş yaşlanma fikrine de öyle.

Nerede bulunur?

Bahsettiğim üç ürün de Distribution Group aracılığıyla Türkiye’de satışta.

Marie Claire Bülten

Stil ve düşüncenin buluştuğu bu evrende; sezonun öne çıkan görünümleri, radarımıza giren kitaplar, editörden notlar ve kültürel dünyamıza heyecan katan detaylar e-posta kutunda seni bekliyor. Marie Claire evrenine katıl, kendine iyi gelenleri kaçırma.