Bu sene 79’uncusu düzenlenen Cannes Film Festivali, 12-23 Mart tarihlerinde ilk seferki heyecanı be görkemiyle gerçekleşti. Kaçıranlar için, festivalin seçkisinden evine ödülle dönenlere, kırmızı halıda yaşanan ikonik olaylar ve eşsiz görünümlere bu senenin en önemli anlarını derledim.
İçindekiler
- 1 Kazananlar
- 2 Kazanmayanlar ama kalbimizde taht kuracaklar
- 3 “All of a Sudden” Ryusuke Hamaguchi
- 4 “Atonement” Reed Van Dyk
- 5 “Club Kid” Jordan Firstman
- 6 “I See Buildings Fall Like Lightning” Clio Barnard
- 7 Kaçırmış olabileceğiniz önemli anlar
- 8 Biraz da moda konuşalım!
- 9 Bella Hadid’in Jane Birkin’den ilham alınmış görünümü
- 10 Kristen Stewart, Chanel’in asi kızı
- 11 Göz alıcı görünümlerin yaş sınırı yoktu
- 12 Sürpriz bir hamilelik!
- 13 Son olarak…bizimkiler
Kazananlar
Cannes, Fransa sahillerinin en güzel görüntüleri, yatlardan verilen görüntüler ve kırmızı halıda yaşanan büyüleyici moda anlarının ev sahibi ama bundan çok daha fazlası. Uluslararası sinemanın en önemli ve belirleyici ödüllerinden biri olan festivalin ise en büyük ödülü ise Palme d’Or yani Altın Palmiye.
Bu senenin Palme d’Or kazanını Cristian Mungiu tarafından yönetilen FJORD oldu. Norveç ve Avrupa sinemasının en sevilen yüzlerinden Renate Reinsve ve Amerika’nın sevgilisi Sebastian Stan’ın başrollerini paylaştığı film, Romanya’dan Norveç’e doğru olan bir göçün dindar köktencilikle anlatıldığı bir hikaye.
Altın Palmiye’den hemen sonra gelen “Festival Büyük Ödülü”nü ise Andreï Zviaguintsev tarafından yönetilen Minotaure kazandı. Film 2022 yılında Rusya’da başarılı bir şirket yöneticisi olan Gleb’in artan kurumsal baskılar ve giderek iktidarsızlaşan bir dünya karşısında kuşatma altında kaldığını hissettiği, özenle kurduğu hayatının çöküşünü anlatıyor.
Bu yıl en iyi yönetmen ödülünün iki farklı filmi yöneten üç kazananı var. Fatherland filminin yönetmeni Pawel Pawlikowski kazananlardan biri iken La Bola Negra filminin yönetmeni Javier Calvo ve Javier Ambrossi da beraber ödülü kazandılar. Yalnız, bu senenin kazananları özel kılan bir durum var: Javier Calvo ve Javier Ambrossi sadece çalışma arkadaşı değil, aynı zamanda eski sevgili.
Kazanan listesinin tamamını görmek için : https://www.festival-cannes.com/en/press/press-releases/the-79th-festival-de-cannes-winners-list/
Kazanmayanlar ama kalbimizde taht kuracaklar
Evet, Altın Palmiye kazanmak bir sanatçının yaratıcı sürecinin belki de en önemli ödüllendirilme noktalarından biri. Yine de, Cannes’ın seçkisinde yer alan ve bu sene ödül kazanmamış bazı yapımları da gözden kaçırmamak gerek.
İşte karşınızda: belki eve elleri boş döndüler ama bu sene ekranımızda olacaklar.
“All of a Sudden” Ryusuke Hamaguchi
Konuşma ağırlıklı, kadın odaklı, 196 dakikalık, bakım ve kapitalizm arasındaki sonsuzca iç içe geçmiş ilişkiyi konu alan, Wisemanvari buluşma sahnelerine ve sık sık avangard tiyatro dünyasına yapılan sapmalara meyilli bir drama mı? Ryusuke Hamaguchi geri döndü.
Ölümcül meme kanseri hastası Makiko Mayano ile tıp antropoloğu Maho Isono arasında paylaşılan mektuplardan esinlenen bu destansı iki kişilik oyunda yas tutulacak çok şey var ama film bir yandan da umudu canlı tutmak ve neden bu kadar gerekli olduğunu hatırlatmak konusunda ısrarcı.
“Atonement” Reed Van Dyk
Amerikalı yönetmen Reed Van Dyk, ilk uzun metrajlı filminde Dexter Filkins’in 2012’de New Yorker’da yayınlanan “Irak Sonrası Kefaret” başlıklı makalesini uyarlıyor. ABD’nin emperyalist şiddetinin insani bedelini samimi ve psikolojik açıdan zekice ele alan bu portre, sinemanın temel amacına odaklanıyor: bizi bir karakterin yerine koyuyor.
“Club Kid” Jordan Firstman
Komedyen Jordan Firstman’ın yazıp yönettiği ve başrolünde oynadığı bağımsız film, on yıl önce uyuşturucu etkisi altındayken Arlo (Reggie Absolom) adında bir oğlu olduğunu öğrenen eşcinsel bir kulüp işletmecisi olan Peter’ı konu alıyor. Başlangıçta Peter’ın yeni bir ebeveyn olarak sorumluluk üstlenme niyeti yok, ancak koşullar onu zorluyor ve beklenenden daha ayık ve ilgili bir baba olduğu ortaya çıkıyor. Otantik, cesur, komik, tahmin edilemez ve yürek ısıtan “Club Kid”, başarılı bir kombinasyon.
“I See Buildings Fall Like Lightning” Clio Barnard
Yetişkin, ya da en azından yetişkinlik yaşına ulaşmış bireyler, için Skins. Clio Barnard’ın etkileyici, çarpıcı kurgusu ve yönetmenliğiyle dikkat çeken dostluk öyküsü “I See Buildings Fall Like Lightning”, Birmingham’da yaşayan beş arkadaşın hayatındaki önemli bir dönüm noktasını konu alıyor. Uygun fiyatlı konut benzeri apartman binalarını alıp satarak zengin olan Rian (Joe Cole) dışındaki grup üyelerinin işçi sınıfından olduğu filmde, ekibin tamamı içsel ve dışsal duygusal zorluluklarla karşı karşıya.
Seçkinin hepsini görmek için: https://www.festival-cannes.com/en/retrospective/
Kaçırmış olabileceğiniz önemli anlar
Festivaller, özellikle de Cannes gibi uzun süren ve her köşesinde önemli insanların önemli başarılara imza attığı festivallerde bir şeyleri gözden kaçırmamak pek mümkün olmuyor. Bu yüzden festivalin tarihi olaylara tanıklık ettiği anları tekrar konuşmakta fayda var. Sonuçta; söz uçar, yazı kalır.
Yönetmen Cristian Mungiu, festival tarihinde de sık rastlanmayan bir başarıya imza attı. 2007 yapımı kürtaj draması “4 Ay, 3 Hafta ve 2 Gün” ile daha önce Altın Palmiye ödülünü kazanan Romanyalı yönetmen, Renate Reinsve ve Sebastian Stan’ın başrollerini paylaştığı dokunaklı aile öyküsü “Fjord” ile Cannes’ın en büyük ödülünü ikinci kez kazandı. Mungiu Altın Palmiye’yi iki kez kazanan tarihteki 10. yönetmen oldu.
Hollywood efsanesi John Travolta, Cannes’da yönetmenlik prömiyerini filmi Propeller One-Way Night Coach ile yapmıştı. Gecede sürpriz bir şekilde Onursal Altın Palmiye ödülü alan Travolta, gözyaşlarıyla dolu kabul konuşması kadar beresiyle de manşetlere konu oldu. Kalabalığa, “Buna inanamıyorum,” dedi. “Beklediğim son şey buydu. Bu Oscar’ın ötesinde.”
Scarlet Johansson James Gray’in telefonunu açmadı. “Paper Tiger” filminin yıldızı Scarlett Johansson filmin galasında bulunmadığı için yönetmen James Gray, gösterim sonrası ayakta alkışlar sırasında ünlü oyuncuyu aradı. Ne yazık ki, doğrudan sesli mesaja yönlendirilen Gray, bu yılki festivalin en komik anlarından birini bize vermiş oldu. Gray ertesi gün basın toplantısında, “Scarlett’e karşı adil olmak istiyorum, ona FaceTime üzerinden arayacağımı söylemedim!” diye açıkladı. “Şanslı olacağımı düşündüm ama o New York’ta çalışıyor.”
Festivaldeki bir başka garip an da Adam Driver’a, Lena Dunham’ın “Famesick” adlı anı kitabında Girls dizisinin setindeki dengesiz davranışlarıyla ilgili iddialara yanıt vermesi istendiğinde yaşandı. Driver, “Bunların hiçbirine yorum yapmayacağım. Hepsini kitabım için saklıyorum.” diye yanıtladı.
Biraz da moda konuşalım!
Sabah 10’da pırlantalar ve balo elbiseleri, o meşhur kırmızı merdivenler, yakıcı güneş, palmiye ağaçları ve yılın en iyi filmlerinin galaları. Cannes sinema için olduğu kadar moda için de ikonik bir yere sahip. Bu sene, kırmızı halı her zaman olduğu gibi birbirinden güzel ve göz alıcı kadınlar ile sıkıcı takımlarını çekip gelmiş erkeklerle doluydu. Sizin için favorim olan bazı görünümleri de sıraladım.
Bella Hadid’in Jane Birkin’den ilham alınmış görünümü


Yıllardır festival boyunca hem Cannes sokaklarında hem de kırmızı halıda bize ikonik görüntüler veren Bella, bu sene kırmızı halıdaki görünümü için moda ikonu Jane Birkin’in dolabından bir arşiv parçası seçmiş. Beyaz, dantel desenli, orijinal ve oldukça derin oval bir göğüs dekoltesine sahip Schiaparelli imzalı elbise ile mükemmel gözüken Bella; birçok kadının “gelinlik” pinterest tablosundaki yerini aldı bile.
Kristen Stewart, Chanel’in asi kızı
Chanel kimse de Kristen Stewart’da durduğu gibi durmuyor. O, kendine has maskülen ve umursamaz “messy girl” estetiği ile Chanel’ın klasik dokularını harika bir biçimde birleştirip bize ondan başka kimsenin taklit edemeyeceği görünümler sunuyor. Yıllardır devam eden işbirliklerine rağmen üzerinde Chanel görmekten asla sıkılmadığımız Kristen, bu sene de kırmızı halıda baştan aşağı Chanel giymişti. Bir nokta hariç: ayakkabılar. Cannes’in “kırmızı halıda düz taban ayakkabı giyilemez” kuralına rağmen Chanel elbise ve takımlarının altına Converse giyen Kristen hep olduğu ve bayıldığımız kişi: Sektörün asi kızı.
Göz alıcı görünümlerin yaş sınırı yoktu
Heykelsi fırfırlı bir elbiseyle 92 yaşındaki Joan Collins, payetlerle süslü bir kıyafetle 88 yaşındaki Jane Fonda, her zaman muhteşem olan 73 yaşındaki Isabelle Huppert ve gümüş rengi saçlarını sergileyen 68 yaşındaki Andie MacDowell – Croisette’i kasıp kavuranlar sadece 20’li yaşlardakiler değildi.
Sürpriz bir hamilelik!

Eğer hamile olduğunuzu a) Oscar töreninde veya b) Super Bowl devre arası gösterisinde duyuramıyorsanız, bir sonraki en iyi mekan muhtemelen Cannes Film Festivali kırmızı halısıdır. Barbara Palvin ve Dylan Sprouse için de durum böyleydi; Palvin hamileliğini o ikonik kırmızı merdivende ilk kez duyurdu. Palvin, bir Disney prensesi gibi göründüğü mavi elbisesinde ilk defa şişmiş karnını gösterdi. Çift 2023 yılında evlendi ve bu onların ilk çocukları olacak.
Son olarak…bizimkiler
Festivalin bu seneki açılış töreni Grand Théâtre Lumière’de gerçekleşti. Törene Türkiye’den Hande Erçel, Melisa Aslı Pamuk, Demet Özdemir, Gülsim Ali ve Sümeyye Aydoğan, Özgü Namal gibi isimler de katıldı.
Sarı Zarflar filmdeki performansı ile ekranlara geri dönen ve sanki hiç ara vermemiş gibi yeniden kariyerini zirveye taşıyan Özgü Namal, gündüz Yeni BMW 7 Serisi ile özel bir çekim gerçekleştirirken akşam festival resepsiyonuna katıldı. Beyaz üst ve puantiyeli mini şorttan oluşan görünümü ise Cannes’ın daha rahat, güneşli ve Riviera ruhuna yakın tarafını yansıtıyordu.

Dilan Çiçek Deniz, Cannes Film Festivali’nde yeni pixie saç modeliyle görünümüne daha keskin ve modern bir karakter kazandırdı. Boucheron’un global marka yüzü olarak “Karma” filminin galasına katıldı.
Messika’nın yeni marka elçisi olarak Cannes Film Festivali kırmızı halısına çıkan Sümeyye Aydoğan, festivalde ilk kez markanın mücevherleriyle boy gösterdi.
Fotoğraflar: Instagram