“Dünyanın tüm harikaları arasında en büyüğü kuşkusuz ufuktur.”
Freya Stark
Max Mara, 1930’larda dünyayı dolaşan, çağının sınırlarına meydan okuyan kadınlardan ilham alıyor. Koleksiyon, yalnızca haritalarda değil, dönemin toplumsal hayatında da yeni yollar açan öncüleri odağına taşıyor: Kaşif Freya Stark, vahşi yaşam fotoğrafçısı Osa Johnson, kıtalar arası yollara çıkan yarış pilotu Eva Dickson ve havacılık tarihinin cesur isimleri Amelia Earhart ile Beryl Markham… Bu kadınların hikayeleri, keşfetme arzusunun sınır tanımadığını gösteriyor. Onların dayanıklı seyahat çantaları ve zorlu yolculuklar için tasarlanmış ekipmanlarından yola çıkan Max Mara, bu mirası günümüz kadınının gardırobuna uyarlıyor. Çünkü modern hayatın günlük temposu da zaman zaman başlı başına bir keşif yolculuğuna dönüşebiliyor.


Fonksiyonellik ve hafiflik
Koleksiyonun silüeti, karşıtlıkların dengesi üzerine kuruluyor. Doğanın zorlu koşullarına uygun dayanıklı parçalar, salon şıklığının akışkan zarafetiyle bir araya geliyor. Dokulu keten ve parlak gabardinle yeniden yorumlanan safari ceketler, koleksiyonun merkezinde yer alıyor. İster bir yana doğru drapelenip düğümlensin ister uzun ve dökümlü bir pardösü gibi kullanılsın, bu ikonik parça şehir stiline güçlü bir çekicilik katıyor. Şort olarak yeniden yorumlanan kombinezonlar, akışkan verev kesimli etekler ve bedeni saran ince trikolar ise safari ceketinin güçlü duruşuna daha hafif ve feminen bir karşılık veriyor.


Terzi işçiliği ve koruma kalkanı
Modern hayatın zorlu koşullarında ilerlemek, kurumsal dünyanın içinde de bir tür zırh gerektiriyor. Bu fikirden hareketle klasik terzilik, işlevsel ve beklenmedik detaylarla yeniden yorumlanıyor. Aynı kumaştan dikilen ceketin üzerine kusursuzca oturan kargo yelek, şıklık ile kullanım kolaylığını bir araya getiriyor. Havacılık estetiği, deri kayışlar ve metal halka detaylarıyla tamamlanan yalın ceketlerde kendini gösteriyor. Max Mara’nın çok fonksiyonlu çantaları ise çapraz askılı modellerden el veya sırt çantasına dönüşerek farklı kullanım seçenekleri sunuyor. Organze tulumlar ve kalça hizasında bağlanan kuşaklara sahip oversize trençkotlar, koleksiyonun rahat ama özenli tavrını tamamlıyor.

Çölden drive-thuru’ya
Günümüzde dayanıklılığın asıl sınavı çoğu zaman bir çölü aşmak değil, çocukları okula yetiştirmek, şehrin bir ucundan diğerine ulaşmak ya da yönetim kurulu toplantısından önemli bir akşam davetine yetişmek. Max Mara, çağdaş kadının hayatındaki bu tempolu rutini koleksiyonun çıkış noktalarından biri haline getiriyor. Koleksiyon, kanoyla hızlı akıntıları aşmanın romantik ruhunu çağrıştırsa da her parça modern hayatın yoğun ve değişken ritmine uyum sağlayacak şekilde tasarlanıyor. Ortaya, 1930’ların öncü kadınlarının kararlılığını bugüne taşıyan, gündelik hayatın içinde sıra dışı olanı keşfeden kadınlar için hazırlanmış bir gardırop çıkıyor.