Mehmet Korkmaz, ilk bridal koleksiyonu Rêve ile couture’da yıllar içinde oluşturduğu tasarım dilini gelinliğe taşıyor. Ancak bunu yalnızca daha romantik bir çizgiye geçerek değil, kendi estetiğini biraz geri çekip gelinin hikayesine daha fazla alan açarak yapıyor.
Dantel, transparanlık, katmanlar ve el işçiliği Rêve’de Korkmaz’ın couture geçmişinden gelen tanıdık detaylar. Bridal’da ise bu detaylar daha ölçülü kullanılıyor. Tasarımcının “kontrollü ihtişam” olarak tarif ettiği bu yaklaşım, koleksiyonun genel tavrını da belirliyor. “Bir duruşu olmalı. Feminen, zarif, biraz görkemli ama hiçbir zaman ağır değil. Odaya girdiğinde elbisesi fark ediliyor ama asıl hatırlanan kadın oluyor.”


Rêve’i hazırlamak Korkmaz için yalnızca yeni bir kategoriye adım atmak anlamına gelmemiş. Tasarımcı, süreç içinde kendi tasarım dilinin daha sakin tarafıyla da karşılaştığını söylüyor. Couture’ın daha teatral alanında detay eklemek ve silüeti dönüştürmek mümkünken, bridal ona nerede duracağını bilmenin önemini hatırlatmış. Bu farkın temelinde gelinliğin kişisel tarafı var. Korkmaz, bir gelinlik tasarlarken yalnızca kendi fikrini ortaya koymadığını, aynı zamanda bir kadının uzun zamandır zihninde taşıdığı görüntüyle de karşılaştığını anlatıyor. Bu nedenle prova sürecinde tasarımcının fikri kadar gelinin elbisenin içindeki hali de belirleyici.
“Benim için doğru gelinlik, herkesin ‘çok güzel’ dediği değil, gelinin kendisini en çok kendisi gibi hissettiği gelinlik. En güzel an, aynaya baktığında artık etrafındaki insanların fikrini aramadığı an.”

Rêve ile Mehmet Korkmaz’ın couture dünyası değişmiyor; yalnızca başka bir bağlamda, daha kişisel bir yerden okunuyor. Tasarımcının koleksiyonun yıllar sonra da taşımasını istediği imza ise belirli bir dantel, işleme ya da silüetten çok bir tavır: “Bu hangi yıldandı?” diye sormadan önce, “Bu Mehmet Korkmaz olmalı” dedirten o kontrollü ihtişam.