MİGREN

İlaçlar, hipnoz, akupunktur ve hatta botoks gibi tedavi yöntemlerine yeni bir alternatif daha eklendi. Cilt dokusunun altIna yerleştirilen titreşimli kablolarla migren ağrılarını gideren Nörostimulasyon; bilimkurgu filmlerini aratmıyor.

Bir süredir yolunda gitmeyen evliliğime heyecan katmak için Turks ve Caicos Adaları’nda romantik bir otelde rezervasyon yaptırmıştım. Bunun ikimiz için de bir dönüm noktası olacağını, heyecanımızın yeniden alevleneceğini umut ederek… Oysa hayal ettiğim mutluluk tablosu yine bir hastanede sonlandı…  Hayır; düşündüğünüz gibi değil! Kimse trafik kazası geçirmedi ya da deniz ürünlerinden zehirlenmedi. Tatili kâbusa dönüştüren; düğünümüzü de dâhil bütün özel günleri mahveden migren ağrılarımdı. Migren ile bitmek tükenmek bilmeyen savaşın kahramanı olarak çaresizliğin pençesindeki günlerimi hatırlıyorum da… Hastanede serumla kendime gelebildiğim dakikalarda eşimin bakışlarından hakkımda ne düşündüğünü tahmin edebiliyordum. Çıktığımız bütün tatilleri berbat eden, ilaçları olmadan bir adım dahi atamayan ve sürekli ağrılarla debelenip duran biriyim gözünde. Evet; belki de haklıydı… Kimilerinin hayatında birkaç kez yaşadığı şiddetli baş ağrısıyla hemen hemen her gün baş etmek zorunda kalan yorgun bir savaşçıyım çünkü ben. Neşeli geçen herhangi bir günüm her an beynimi delip geçen şiddetli migren ataklarıyla kesintiye uğrayabiliyordu. Çocuk denebilecek bir yaştan itibaren çektiğim migren ağrıları için farklı yöntemlere başvurdum…Nöroterapiden yogaya, meditasyondan Çin tedavilerine (bir süre tadı tütsü ve çamur gibi olan özel bitki karışımı dahi içmiştim) migren ile ilgili bütün tedavi yöntemlerini denedim. Bilinen migren ilaçları hiçbir fayda sağlamıyordu. Bir süre sonra doktorlar tarafından tedavi edilemez ve hatta ‘tedaviye direnç kazanmış’ biri olarak addedilmiştim. Altı ay çeşitli hastanelerde seruma bağlı şekilde yattım. Ayrıldığımda ise başımın her an zonklamaya başlayacağını düşündüğümden sürekli diken üstündeydim. Bu kısır döngü içinde herhangi bir sosyal hayattan bahsetmek de elbette imkânsızdı.

Ağrı sinyallerini yok etmek

Migren ataklarımın acı verici döngüsü içinde debelenirken yalnızca en umutsuz ve kronik ağrılar yaşayan hastalara uygulanan bir tedavi yöntemiyle karşılaştım. Nörostimulasyon adındaki bu yöntem 70’lerin sonlarında ortaya çıkan bir teknolojiden yararlanarak uygulanıyor. Nörostimülasyon yöntemine göre, ağır rahatsızlıkları düzene sokmak için beyine giden acı sinyallerinin önünü kesecek bir stimülasyon gerekiyor. Operasyon başlarda yalnızca sırt ağrılarını tedavi etmek için uygulanırken zamanla migren, MS ve depresyon hastaları üzerinde de etkili olmuş. Yeni nesil bu migren tedavisi bilimkurgu filmlerini aratmıyor… Öyle ki işlem ağrı bölgesindeki cilt dokusunun altına (benim durumumda her iki şakağımın altına) küçük titreşimli kablolar yerleştirilmesiyle gerçekleşiyor. Titreşimler acı sinyallerinin beyine ulaşmasını engelliyor. Kablolar şakak derisi altından boynun iki tarafına iniyor, sırtın üst kısmında bir araya geliyor ve vücudun yan kısımlarına doğru esneyerek kalçanın üstüne yerleştirilmiş kibrit kutusu büyüklüğündeki şarjlı pil aletine benzeyen nörostimülatör ile birleşiyor. Bu sayede şakaklara elektrik titreşimi gönderiliyor. Dahası, stimülasyonun şiddeti bir kumanda ile kontrol edilebiliyor!

Vücuduma yerleştirilen implant’la birlikte biyonik bir varlığa dönüşeceğim için endişe duyuyordum.Doktorum operasyonu anlatırken dehşete kapılmıştım. Aklımdan ‘Robot gibi mi hareket etmeye başlayacağım?’ ‘Bedenimde stimülasyon taşırken orgazm olabilir miyim?’ gibi sorular geçiyordu. Ancak kaybedeceğim bir şey yoktu ve tek seçeneğimin nörostimulasyon tedavisi olduğunu
ikna olmuştum…

İşlem başlasın!

Sonunda yaşam kalitemi düşüren migren ağrılarına gerçek bir savaş açmaya karar verdim. Biyonik kadın olmayı seçtikten sonra, kendimi altı aylık iki aşamalı bir onay sürecine adadım. İlk aşama ‘durumumu uydurup uydurmadığımdan’ emin olmak için geçmem gereken psikiyatrik değerlendirmeydi. Çektiğim ıstıraptan şüphe duyan doktorlara alıştım. Şu ana kadar ilaç peşine düşmüş bir müptela olduğumu düşünen de oldu, kadınlarda görülen migreni bir tür ‘kadın histerisi’ olarak tanımlayanlar da… 16 yaşındayken bir doktor bana erkek arkadaş edinmenin ve sosyalleşmenin beni rahatlatacağını, acımı azaltacağını bile söylemişti. Tedavinin işe yarayacağından emin olmak için asıl nörostimulatörü yerleştirmek yerine bir hafta boyunca hastalara geçici versiyon yerleştiriliyor. Her iki ucu birbirine bağlayan elektrotlu ince kablolardan oluşan iletkenler ve vücudun dış kısmındaki mekanizmaya bunları bağlayacak olan kalın kablolar şakaklardan derinin altına yerleştiriliyor. Operasyonun ardından bir hafta boyunca kanayan ve ardından kabuk bağlayan yaralarla, yüzüme ve boynuma büyük düğümlerle bantlanmış kablolarla dolaştım. Nörostimulatör de omzumun üstüne yerleştirilmişti. Yine de tüm bu yaşadıklarımda bana özgürlük hissi veren bir şey de vardı. İlk defa fiziksel görünümümün hislerimle uyumlu olduğunu hissettim…

Daha da önemlisi deneme haftası boyunca yıllardır hissetmediğim kadar iyi hissettim kendimi. Tüm haftayı migren saldırısına uğramadan, ağrısız geçirdim ve bir ay sonra bedenime gerçek nörostimülatör yerleştirilmek üzere ameliyat oldum. Ameliyattan sonra uyandığımda zar zor hareket edebiiyordum. Ayrıca boynum, şakaklarım ve sırtım şişmişti. Saçlarım kulak hizasında tıraşlanmıştı ve yüzüm dikişlerle kaplıydı. Kendimi gösteriş meraklısı biri olarak görmem ama aynaya ilk baktığımda gözyaşlarına boğuldum. Bir hafta sonra şişliklerim indi, iyileşmeye başladım ve aslında hayatımda yeni bir sayfa açıldı. Migren ağrılarını geride bıraksam da operasyonun dezavantajları olduğunu belirtmem gerekiyor. Artık metal detektörlerden geçemeyeceğim. Seyahat ederken yanımda durumu açıklayan bir kart taşımam gerekiyor. Haftada birkaç kez belime bir şarj aleti takmak zorundayım! Hayatımın geri kalanını bir robot donanımına sahip olarak geçireceğim. Kumandamı kaybedersem yenisini almak bir servet değerinde. Yine de artık özgürce sosyalleşebiliyorum. Kendimi ilaca boğmama gerek kalmadı. Bir de ilaçlar yüzünden uyku basma derdiyle savaşmak zorunda da değilim çünkü migren ağrılarından tamamen kurtuldum…

Total
7
Shares

Bir cevap yazın