Müzik

Olivia Rodrigo’dan aşkın çözemediği şeylere dair bir albüm: “you seem pretty sad for a girl so in love”

Olivia Rodrigo’dan aşkın çözemediği şeylere dair bir albüm: “you seem pretty sad for a girl so in love”

20’li yaşlarının başında hayatı öğrenmeye ve büyümeye çalışırken gerçek bir aşkla denk düşmek… Olivia Rodrigo’nun üçüncü albümü “you seem pretty sad for a girl so in love” tam olarak bu karmaşayı anlatıyor. Şöhret, ergenliğin hemen çıkışında insanın kendisine dair hisleri ve çözemedi her düşünceyle verdiği savaş sırasında aşık olması – ve aşkın büyülü bir değnek gibi dokunduğu her şeyi çözememesi.

Olivia Rodrigo, kariyerinin üçüncü albümü “you seem pretty sad for a girl so in love”ı 12 Haziran’da yayınladı. On üç şarkıdan oluşan albüm, aslında görünmeyen bir iple ikiye ayrılıyor. Albümde hem aşkın ilk heyecan, hayranlığı ve yoğunluğunu hem de ayrılığın genç bir kadının hayatında bıraktığı hasar anlatılıyor. Albümün asıl kırılma noktası, o ilk heyecanın yerini hayal kırıklığına bıraktığı noktada başlıyor. “you seem pretty sad for a girl so in love” ismi, aslında dış dünyadan gelen bir eleştiri gibi tınlasa da, albümün devamında Olivia’nın kendi kendine sorduğu en büyük soruya dönüşüyor: “Neden her şey yolundayken hala bu kadar mutsuzum?”

Albüm, “girl so in love” kısmı ile açılıyor ve ilk beş şarkı Olivia’nın kendisine has dürüst söz yazarlığıyla partneriyle tanıştığı andan itibaren yaşadığı yoğun duyguları anlatıyor. Albümün açılış şarkısı “Drop Dead”, ilk hoşlantı ve sonrasında eve gidince yapılan internet stalk’larının hikayesi. “Stupid Song” ve “Honeybee” ise aslında Olivia’nın partnerine ne kadar aşık olduğundan, adını başkasının ağzından duyduğunda bile ne kadar etkilendiğinden ve bunu nasıl asla şarkılarla anlatamayacağından bahsediyor.

Birkaç şarkı sonra, ilişkinin problemlerini görmeye başlıyoruz. Dokuzuncu şarkı olan “Begged”, ilişkinin dışardan gözüktüğü kadar harika devam etmediğini, tüm dünyanın idealize ettiği bir ilişkide bile Olivia’nın aslında istedikleri için ne kadar yalvarması gerektiğini anlatıyor. On birinci şarkı “Less” ise, “Gerçek aşkı bırakmamanın bir erdem olduğunu söylüyorlar” diyor bize. Olivia, gerçek aşkı bırakmak istemiyor ama bu kadar gençken birini bulup sonrasında kaybetmenin büyüsü de bu. Bazen yapacak hiçbir şey olmuyor, sevgi her şeyi çözmüyor ve farklı yollara gidiyoruz.

Yirmili yaşlarımız, dünyadaki yerimizi anlamaya çalıştığımız zamanlar oluyor. Yarı yetişkinler olarak kim olduğumuzu öğreniyoruz ve bu sırada aşık oluyoruz. Tüm bu karmaşanın arasında bazen, daha kendimizi sevmeyi öğrenmeden başkasına tüm sevgimizi verdiğimiz ilişkiler yaşanıyor. Partnerinizin gözlerinde kendinize dair onay aramak, aslında kendi karanlığınızın üzerini örtmekten başka bir işe yaramıyor. İlişki bir “kurtarıcı” değil, sadece erteleme mekanizması. Şarkıların ilerleyişinde; partnerin varlığının, o derin, açıklanamaz boşluğu dolduramadığını net bir şekilde duyuyoruz. İnsan; birine bu kadar genç yaşta bu kadar büyük bir tutkuyla bağlandığında, o kişinin kendi eksikliklerini tamamlayacağını ve sanki bir düğmeye basılmış gibi hayatındaki tüm o “anlam verilemeyen üzüntünün” geçeceğini umuyor. Ne yazık ki gerçek, hiç de öyle değil.

Albümün kapanışı “Cigarette Smoke”, aslında bir itirafın şarkısı. Şarkı boyunca albümün “so in love” bölümündeki sözlere de gönderme yapan Olivia, partnerine “Dürüst bir şey söyle ki anılar kötüleşsin” diyor. Bence albümün en büyüleyici yanı baştan sonra dinlediğimizde inanılmaz tanıdık bir hikayeyi bize yeniden anlatması. Hepimiz biliyoruz, hepimiz anlıyoruz. Aşık oluyoruz ve aşk tek başına bir şeyleri çözmüyor. İnsan nereye giderse gitsin, kimi severse sevsin kendisini yine de içinde taşıyor.

Fotoğraflar: Instagram, @oliviarodrigo

Marie Claire Bülten

Stil ve düşüncenin buluştuğu bu evrende; sezonun öne çıkan görünümleri, radarımıza giren kitaplar, editörden notlar ve kültürel dünyamıza heyecan katan detaylar e-posta kutunda seni bekliyor. Marie Claire evrenine katıl, kendine iyi gelenleri kaçırma.