Moda Haftaları

Paris Moda Haftası Sonbahar–Kış 2026/27 Sezonunun en iyi defile görünümleri

Paris Moda Haftası Sonbahar–Kış 2026/27 Sezonunun en iyi defile görünümleri

Paris Moda Haftası Sonbahar–Kış 2026/27 sezonu, köklü moda evlerinin miraslarını korurken yeni yaratıcı yönelimlere kapı araladığı bir dönem olarak öne çıktı. Romantik yorumlardan heykelsi terziliğe uzanan koleksiyonlar, modanın gelenek ile modernlik arasındaki sürekli dönüşen diyaloğunu gözler önüne serdi. Bazı evlerde yeni kreatif direktörlerin sahneye çıkmasıyla birlikte bu sezon, Paris modasının geleceğine dair güçlü ipuçları sundu.

Dior

Kreatif direktör Jonathan Anderson yönetimindeki Dior’un Sonbahar–Kış 2026 koleksiyonu, Paris bahçelerine şiirsel bir saygı duruşu niteliğindeydi. Su zambaklarıyla süslenmiş bir sera atmosferinde gerçekleşen defile, Tuileries bahçelerinin romantik ruhunu yansıtırken Christian Dior’un doğaya olan ömür boyu süren hayranlığına da gönderme yaptı.

Anderson, markanın klasik kodlarını eğlenceli terzilik, heykelsi peplum detayları ve çiçek süslemeleriyle yeniden yorumladı. Ortaya çıkan koleksiyon, Dior’un tarihsel feminenliğini korurken çağdaş ve hafif asi bir estetik sundu.

Saint Laurent

Saint Laurent cephesinde Anthony Vaccarello, markanın karakteristik gece cazibesini yeniden merkezine aldı. Sonbahar–Kış 2026 koleksiyonu, keskin terzilik, uzun siluetler ve koyu tonlu parlak dokularla güçlü bir Parisli tavrı yansıttı.

Yapılandırılmış ceketler, zarif paltolar ve akıcı gece elbiseleri Yves Saint Laurent mirasını modern bir gardıroba taşıdı: minimal, çekici ve dramatik.

Givenchy

Givenchy’de yeni kreatif direktör Sarah Burton, markanın couture mirasını modern bir romantizmle yeniden yorumladı. Sonbahar–Kış 2026 koleksiyonu, güçlü terzilik ile zarif drapelerin dengelendiği bir estetik sunuyordu.

Keskin omuzlu ceketler, akışkan elbiseler ve ince işçilikle hazırlanmış detaylar, Hubert de Givenchy’nin sofistike zarafetini çağdaş bir bakış açısıyla yeniden canlandırdı.

Alaïa

Bu sezonun en duygusal anlarından biri Pieter Mulier’in Alaïa için hazırladığı son koleksiyon oldu. Tasarımcı, markadaki dönemini kapatmadan önce Alaïa’nın heykelsi mirasına güçlü bir saygı duruşu sundu.

Vücuda oturan siluetler, heykelsi kesimler ve teknik olarak ustaca hazırlanmış trikolar koleksiyonun merkezindeydi. Mulier’in yaklaşımı, Azzedine Alaïa’nın zamansız feminenliğini modern bir hassasiyetle yeniden yorumladı.

Tom Ford

Tom Ford’da kreatif direktör Haider Ackermann, markanın ikonik sensualitesini kendi şiirsel estetiğiyle yeniden yorumladı. Sonbahar–Kış 2026 koleksiyonu, dramatik siluetler, akıcı kumaşlar ve güçlü renk kontrastlarıyla dikkat çekti.

Ackermann’ın yaklaşımı, Tom Ford’un karakteristik gece cazibesini daha romantik ve sanatsal bir perspektifle yeniden tanımladı.

Mugler

Kreatif direktör Miguel Castro Freitas, Mugler’in fütüristik mirasını yeniden yorumlamaya devam etti. Heykelsi kesimler, mimari terzilik ve parlak yüzeyler markanın ikonik sensualitesini öne çıkardı.

Güçlü siluetler ve kusursuz yapı, koleksiyona hem dramatik hem de rafine bir karakter kazandırdı.

Balenciaga

Balenciaga’da Pierpaolo Piccioli, markanın mirasını çağdaş bir perspektifle yeniden ele aldı. Sonbahar–Kış 2026 koleksiyonu, Cristóbal Balenciaga’nın heykelsi estetiğini modern deneylerle bir araya getirdi.

Cesur renkler, hibrit siluetler ve gece kıyafetleri ile gündelik unsurların birleşimi markanın hem geçmişe bağlı hem de ileriye dönük vizyonunu ortaya koydu.

Chanel

Chanel’de Matthieu Blazy, Gabrielle Chanel’in zamansız mirasını onurlandıran bir koleksiyon sundu. Markanın ikonik tüvit takımını merkezine alan koleksiyon, 1920’lerin rahat şıklığından 1950 ve 60’ların zarif siluetlerine uzanan bir zaman yolculuğu gibiydi.

Işıltılı tüvitler, ribana örgüler ve hafif boncuk işlemeleri koleksiyona hem gerçekçi hem de hayalperest bir atmosfer kazandırdı.

Gucci

Gucci’de Demna, markanın yeni dönemini henüz tam anlamıyla tanımlamaya çalışan bir estetikle sahneye çıktı. Sonbahar–Kış 2026/27 koleksiyonu, güçlü omuzlar, keskin terzilik ve gece odaklı siluetlerle dikkat çekerken, bazı görünümler Tom Ford döneminin arşiv estetiğine zarif bir gönderme yapıyor gibiydi.

Aynı zamanda koleksiyonda Demna’nın Balenciaga’daki tasarım dilini hatırlatan belirgin oranlar ve dramatik siluetler de hissediliyordu. Bu durum, Gucci’nin yeni kreatif yönünün hâlâ şekillenme sürecinde olduğunu düşündüren bir izlenim yaratıyor. Şimdilik koleksiyon, markanın geçmişine ve Demna’nın önceki çalışmalarına referanslar taşırken, tamamen yeni bir estetik anlatının henüz ortaya çıkmadığı bir geçiş dönemini yansıtıyor.

Bottega Veneta

Louise Trotter, Bottega Veneta’daki yeni dönemini markanın zanaatkârlık mirasını daha rafine ve kontrollü bir çizgide yeniden yorumlayarak şekillendiriyor. Sonbahar–Kış 2026/27 koleksiyonu, güçlü ama abartısız siluetler, yumuşak deri dokular ve kusursuz işçilik üzerinden sessiz lüks fikrini yeniden tanımlıyordu. Gösterişten uzak ama son derece etkili bu yaklaşım, Bottega’nın çağdaş lüks anlayışını net bir şekilde ortaya koydu. 

Marie Claire Bülten

Stil ve düşüncenin buluştuğu bu evrende; sezonun öne çıkan görünümleri, radarımıza giren kitaplar, editörden notlar ve kültürel dünyamıza heyecan katan detaylar e-posta kutunda seni bekliyor. Marie Claire evrenine katıl, kendine iyi gelenleri kaçırma.