Sanat

Robert Montgomery, İstanbul’a James Baldwin’in balkonundan bakıyor

Robert Montgomery, İstanbul’a James Baldwin’in balkonundan bakıyor

İskoç sanatçının ISTANBUL’74’teki yeni sergisi, İngiltere’deki atölyesinde özlemle resmettiği bir İstanbul’u ve bu şehirde on yıl geçirmiş bir yazarı buluşturuyor. James Baldwin’s Balcony in Istanbul and Other Works, 23 Eylül’de Arnavutköy’de açıldı.

Robert Montgomery’nin işleriyle çoğumuz önce galeride değil, sokakta karşılaştık. İskoç sanatçı Londra’da reklam panolarının üstüne kendi yazdığı kısa, hüzünlü cümleleri yapıştırarak tanındı. O cümleler zamanla ışık işlerine, tablolara, ahşap baskılara ve suluboyaya taşındı. ISTANBUL’74 ile birlikteliği de on yılı geçiyor. Yeni sergisi, sanatçının İstanbul’daki ikinci kişisel sergisi.

Merkezde Poets in the Cities adlı yeni seriden üç tablo var. Serinin ilk resmi kısa süre önce İngiltere’de, Charleston’da gösterildi. Charleston, Virginia Woolf’un ablası ressam Vanessa Bell’in Sussex’teki çiftlik evi. Bloomsbury Grubu’nun yazarları ve ressamları yıllarca orada toplandı, bugün müze olarak ziyaret ediliyor. Seri, İngiltere dışına ilk kez İstanbul’da çıkıyor. Tablolarda başka şair ve yazarların yanında Edip Cansever ve James Baldwin var. Cansever’i biliyoruz: İkinci Yeni’nin en önemli şairlerinden, hayatının büyük kısmında Kapalıçarşı’da antikacılık yaptı. Baldwin’in bu şehirdeki izi ise hala pek az konuşuluyor.

Baldwin, İstanbul’a ilk kez 1961’de geldi. Kapıyı ona Engin Cezzar açmıştı. Cezzar, Giovanni’s Room’un 1958’de New York’taki bir sahnelenmesinde oynamış, ikisi o zamandan arkadaştı. Siyah ve eşcinsel bir yazar olarak Amerika’dan da Paris’ten de yorgun düşen Baldwin, 1971’e kadar İstanbul’a gidip geldi. Another Country’yi burada bitirdi, Tell Me How Long the Train’s Been Gone’u da büyük ölçüde burada yazıldı. Taksim’de bir dairede, bir süre de Ahmed Vefik Paşa’nın yalısında, ünlü kütüphanenin yanındaki bir odada kaldı.

1969’da Türkçe bilmeden, hapishanede eşcinselliği ve şiddeti anlatan Düşenin Dostu’nu Gülriz Sururi ile Engin Cezzar’ın tiyatrosunda sahneledi. O yılları en iyi, o zaman genç bir öğrenci olan fotoğrafçı Sedat Pakay’ın kareleri ve 1973 tarihli kısa filmi James Baldwin: From Another Place anlatıyor, bu arada. Pakay’ın fotoğrafları 2025’te Brooklyn’de sergilendiğinde sergi adını Baldwin’e atfedilen bir cümleden almıştı: Türkiye hayatımı kurtardı. Gönlümden aynılarını söyleyebilmek geçiyor.

Sergi adındaki balkonun hangisi olduğunu daha öğrenmedim ama Montgomery’nin kendi anlattığına göre seri bir özlemden doğmuş: Son birkaç yıldır İstanbul’a özlem duyuyordum. İngiltere’deki atölyemde kendimi bu büyülü şehrin ve şairlerinin bir resmini yaparken buldum.

Sergide tabloların yanında yeni ışık işleri de yer alıyor. James Baldwin’s Balcony in Istanbul and Other Works, ISTANBUL’74 Arnavutköy’de görülebilir.

Marie Claire Bülten

Stil ve düşüncenin buluştuğu bu evrende; sezonun öne çıkan görünümleri, radarımıza giren kitaplar, editörden notlar ve kültürel dünyamıza heyecan katan detaylar e-posta kutunda seni bekliyor. Marie Claire evrenine katıl, kendine iyi gelenleri kaçırma.