Röportaj

Seda Deliormanlı ile yoganın incelikleri üzerine

Seda Deliormanlı ile yoganın incelikleri üzerine

Yoğun hayat temposunda dengeyi bulmak her zamankinden daha kıymetli. Yoga eğitmeni Seda Deliormanlı ise yogayı yalnızca fiziksel bir pratik olarak değil, nefes, farkındalık ve kendine dönüş yolculuğu olarak tanımlıyor. Matın üzerinde başlayan bu deneyimin gündelik yaşamın her anına nasıl taşınabileceğini anlatan Deliormanlı ile yoga felsefesini, içsel dönüşümü, eğitmenlik yolculuğunu ve modern yaşamın kaosu içinde merkezde kalmanın yollarını konuştuk.

Herkesin yogaya başlama hikayesi kendine hastır. Sizin matla ilk tanışmanız ve “Ben bu felsefeyi hayatımın merkezine almalıyım” dediğiniz o kırılma anı nasıl gelişti?

Yoga ile tanışmam aslında fiziksel bir arayışla başladı. Yoğun iş temposu, hayatın stresi ve zihnimde hiç durmayan düşünceler bana artık “bir şeyleri değiştirmeliyim” diyordu. İlk derse giderken amacım sadece biraz esnemekti. Ama zamanla fark ettim ki değişen sadece bedenim değil, olaylara bakış açım, nefes alışım, sabrım ve kendimle kurduğum ilişki de dönüşüyordu.

Benim için asıl kırılma anı, zor bir dönemden geçerken matın üzerinde hissettiğim o derin sessizlik ve huzurdu. O gün anladım ki yoga, kaçtığım bir yer değil, tam tersine kendime döndüğüm bir yerdi. İşte o andan sonra yoga benim için bir pratik olmaktan çıktı, yaşam biçimine dönüştü.

Yogayı sadece fiziksel hareketlerden ibaret gören algıyı tamamen yıkan bir duruşunuz var. Sizin için yoganın kelime anlamı ve hayattaki karşılığı tam olarak ne?

Yoga kelime olarak “birleşmek” anlamına geliyor. Ben bunu bedenin, zihnin ve ruhun aynı yerde buluşması olarak yorumluyorum.

Hayatın içinde çoğu zaman bedenimiz bir yerde, zihnimiz başka bir yerde oluyor. Yoga bana “şimdi ve burada olmayı” öğretti. Esnek olmak ya da zor pozları yapmak hiçbir zaman önceliğim olmadı. Bu sadece sosyal medyada görünen yüzü. Asıl mesele kendini yargılamadan dinleyebilmek. Çünkü gerçek yoga, matın üzerinde başladığı kadar günlük hayatın içinde de devam ediyor. Trafikte, iş yerinde, ilişkilerde… Her nefeste yeniden merkezine dönebilmek aslında yoganın ta kendisi.

Eğitmenlik kariyerinizde kendinize ait o çok sevilen çizgiyi oluştururken, en çok hangi felsefi ekollerden veya yaşam deneyimlerinden beslendiniz?

En büyük öğretmenim hayatın ta kendisi oldu diyebilirim. Elbette klasik yoga felsefesi, nefes çalışmaları ve meditasyon benim temel taşlarım. Ama aynı zamanda yaşadığım kayıplar, mutluluklar, başarılar, başarısızlıklar ve yeniden ayağa kalkmayı öğrendiğim dönemler de bugün anlattığım her şeyin içinde var.

Ben öğrencilerime kusursuzluğu değil, gerçek olmayı anlatmaya çalışıyorum. Çünkü insanlar mükemmel eğitmenlere değil, kendilerini anlayan insanlara ve yol arkadaşlarına ihtiyaç duyuyorlar.

Yoga pratiğinde derinleşmek ya da bu işi profesyonel bir eğitmenliğe taşımak isteyenlerin kulağına küpe etmesi gereken ilk kural sizce nedir?

Önce iyi bir öğrenci olun.

Bugün çok hızlı tüketen bir çağdayız. İnsanlar kısa sürede eğitmen olmak istiyor. Oysa yoga önce kendini tanıma yolculuğudur. Sertifika almak sizi eğitmen yapabilir ama deneyim, sabır ve sürekli öğrenme isteği sizi gerçek anlamda öğretici yapar.

Bir diğer önemli konu ise ego ve hırstan uzak kalabilmek. Yoga, kendini başkalarıyla kıyaslama pratiği değildir; tam tersine kendi yolunu sevgiyle keşfetme sürecidir. Ne kadar çok bilirseniz bilin, matın üzerine her çıktığınızda yeniden öğrenci olabilmeyi seçmektir. Gerçek gelişim, gösterişten değil, tevazudan ve içten gelen öğrenme isteğinden beslenir.

Düzenlediğiniz kamplarda veya verdiğiniz derslerde, öğrencilerinizin gözünde görmekten en çok mutlu olduğunuz, “İşte bu yüzden buradayım” dediğiniz o anı bizimle paylaşır mısınız?

Bir öğrencimin ders sonunda yanıma gelip, “Bugün ilk kez gerçekten nefes aldığımı hissettim.” demesi…

Çünkü insanlar çoğu zaman fiziksel gelişim bekleyerek geliyor ama burada kendileriyle yeniden tanışıyorlar. Birinin gözlerindeki yükün hafiflediğini görmek, yıllardır taşıdığı bir duyguyu bırakabildiğine şahit olmak benim için hiçbir başarıyla kıyaslanamaz.

Beni en çok etkileyen diğer bir şey ise öğrencilerimin cesaretini görmek. Kimi ilk kez bir yoga matına çıkıyor, kimi yıllardır ertelediği bir korkusuyla yüzleşiyor, kimi de ilk kez kendine iyi davranmayı öğreniyor. O küçük ama çok kıymetli cesaret adımları, gerçek dönüşümün başladığı yer oluyor. İşte tam da o anlarda, “İşte bu yüzden buradayım.” diyorum. İyi ki yogam var…

“Ben hiç esnek değilim, yoga bana göre değil” diyerek matın üzerine çıkmaktan çekinenlere cesaret verecek nasıl bir çağrıda bulunmak istersiniz?

Kimse yüzmeyi bildiği için havuza girmez, öğrenmek için girer.

Yoga da tam olarak böyle. Esnek olmak yogaya başlamak için gereken bir özellik değil, belki de yolculuğun küçük bir sonucu. Yoga herkes içindir. Genç, yaşlı, kadın, erkek, sporcu ya da hiç spor yapmamış biri… Mat sizden mükemmel olmanızı istemez. Sadece gelmenizi ister. İlk adımı attığınızda gerisini zaten bedeniniz ve nefesiniz birlikte öğretmeye başlar.

Kendi kişisel pratiğinizde, dönem dönem motivasyonunuz düştüğünde kendinizi yeniden mata döndürmek için uyguladığınız gizli bir yönteminiz var mı?

Kendime büyük hedefler koymuyorum.

“Bütün bir saat yoga yapmalıyım.” demek yerine sadece mata oturuyorum. Bazen sadece beş dakika nefes alıyorum. Çoğu zaman o beş dakika zaten devamını getiriyor.

Bence disiplin, motivasyondan çok daha güçlü. Her gün mükemmel olmak zorunda değiliz. Ama kendimize küçük de olsa alan açabiliriz. O alan zamanla yeniden büyüyor. Kendimize karşı kibar ve nazik olmalıyız. Yürümeyi yeni öğrenen bir bebek gibi, gelişimimize heyecanla yaklaşmalıyız…

Yakın gelecekte sizi takip edenleri bekleyen, şimdiden hazırlıklarına başladığınız yeni bir kamp, inziva veya sürpriz bir proje ipucu alabilir miyiz?

Üzerinde büyük bir heyecanla çalıştığım birkaç proje var.

Doğayla iç içe, sadece yoga değil; nefes, meditasyon ve içsel farkındalık çalışmalarını da kapsayan yeni bir sürpriz planlıyorum. Bunun yanında günlük hayatın temposuna uyum sağlayabilecek dijital içerikler üzerinde de çalışıyorum. Amacım insanların sadece kamplarda ya da derslerde değil, evlerinde de kendilerine temas edebilecekleri bir alan oluşturmak. Yakında çok güzel gelişmeler paylaşacağım. Takipte kalın!

Hayatın koşturmacası içinde savrulan okurlarımızın, zihinlerini ve bedenlerini hemen şu an rahatlatmak için uygulayabilecekleri çok basit bir nefes veya duruş öneriniz var mı?

Şu an bulunduğunuz yerde omuzlarınızı gevşetin.

Burnunuzdan dört saniye boyunca nefes alın.

İki saniye bekleyin.

Sonra altı saniyede yavaşça nefesi verin.

Bunu sadece beş kez tekrarlayın.

Nefesi verirken omuzlarınızın, çenenizin ve yüz kaslarınızın gevşediğini fark edin.

Bazen ihtiyacımız olan şey hayatı değiştirmek değil, sadece bir nefes kadar durabilmektir. Çünkü insan, kendine dönebildiği her anda yeniden başlayabilir.

Kendinizle tanıştığınız nice günlere… “Namaste.”

Fotoğraflar: Seda Deliormanlı’nın kendi çekimleridir.

Marie Claire Bülten

Stil ve düşüncenin buluştuğu bu evrende; sezonun öne çıkan görünümleri, radarımıza giren kitaplar, editörden notlar ve kültürel dünyamıza heyecan katan detaylar e-posta kutunda seni bekliyor. Marie Claire evrenine katıl, kendine iyi gelenleri kaçırma.