Dolce&Gabbana Beauty, Eye Dare You! Beyond paleti ve The One’ın yeni sezon yorumlarıyla güzellik anlayışını daha cesur, daha kişisel ve daha özgür bir noktaya taşıyor. İstanbul’daki özel masterclass kapsamında bir araya geldiğimiz Global Make-Up Artist Celine Bernaerts ile markanın çağdaş güzellik yaklaşımını konuştuk.


Dolce&Gabbana Beauty, yeni sezon lansmanlarıyla güzelliği estetik bir görünümün ötesinde güçlü bir ifade biçimi olarak ele alıyor. Markanın ikonik DNA’sını çağdaş bir bakış açısıyla buluşturan yeni ürünler; cesareti, bireyselliği ve karakter sahibi bir güzellik anlayışını merkeze alıyor. Fütüristik dokular, yoğun koku kompozisyonları ve yüksek performanslı formüllerle şekillenen bu yeni dönem, güzelliğin artık tek bir ideale bağlı olmadığını vurguluyor. Grafik efektlerden metalik dokulara uzanan Eye Dare You! Beyond paleti; yüksek pigmentasyonu, çok boyutlu bitişleri ve aksesuar hissi yaratan tasarımlarıyla dikkat çekerken, The One parfüm ailesi ise daha yoğun ve çarpıcı yorumlarla ikonik imzasını yeniden öne çıkarıyor.



The One Eau de Parfum Intense’nin amber çiçeksi karakteri ve The One For Men Parfum’ün derin amber-baharatlı yapısı, koleksiyonun zamansız çekiciliğini modern bir yorumla buluşturuyor. İstanbul’da gerçekleşen özel masterclass kapsamında bir araya geldiğimiz Celine Bernaerts ise markanın yeni dönem güzellik anlayışını bireysellik, özgür ifade ve karakter sahibi bir görünüm üzerinden tanımlıyor.
Celine Bernaerts ile güzellik üzerine
İstanbul’da gerçekleştirdiğiniz bu masterclass’ın ardından, katılımcıların sanatınıza dair hangi temel perspektifi veya tekniği içselleştirerek ayrılmalarını hedeflediniz?
Katılımcıların oradan ayrılırken sadece beni bir birey ve sanatçı olarak tanımalarını değil, aynı zamanda Dolce&Gabbana Beauty dünyasını gerçekten keşfetmiş olmalarını umuyorum zira birçoğu marka ile ilk kez bu kadar yakından tanıştı. Her şeyden öte, makyaja olan tutkumu ve ürünlerin kişiye özel hissettirecek şekilde nasıl en doğru kullanılabileceğine dair vizyonumu onlara geçirebilmiş olmayı diliyorum. Güzellik eğitiminin her zaman ilham verici olmasının yanı sıra eğlenceli ve ulaşılabilir olması gerektiğine inanıyorum.
Dolce&Gabbana Beauty’nin köklü mirası ve duyumsallığı (sensuality) birleştiren o kendine has tavrını, günümüzün daha akışkan ve bireysel güzellik anlayışına nasıl uyarlıyorsunuz?
Dolce&Gabbana Beauty’nin en sevdiğim yanı, çok güçlü bir kimliğe sahip olmasına rağmen bireyselliğe de geniş bir alan tanıması. Markanın mirasındaki o zanaatkarlık, duyumsallık ve özgüven hala merkezde ancak bugün bu kavramları çok daha kişisel bir yerden ifade ediyoruz. Güzellik artık tek bir ideal veya arketiplerin kalıplarına girmekle ilgili değil. Markanın kendi içindeki farklı makyaj yönelimleri olan Flawless, Fresh, Classic ve Bold serileri de bu çeşitliliği kutluyor. Her biri farklı bir ruh haline, karaktere ve güzellik yaklaşımına hitap ediyor.



Yeni koleksiyonlar arasında, şu an çantanızın vazgeçilmezi olan ve makyaj stilinizi tamamen değiştirdiğini düşündüğünüz “çığır açan” ürün hangisi?
Şu sıralar kesinlikle Everlast Concealer diyebilirim. Hem masterclass boyunca yarattığımız görünüme çok uygun hem de profesyonel makyaj çantamda elimi en sık attığım ürünlerden biri. Bu kapatıcının performans, doku ve kalıcılık arasındaki o kusursuz dengesine bayılıyorum. Ciltte ağırlık yapmayan, donuk durmayan aksine çok doğal, mat ama boyutlu bir bitişi var. Gün boyu cildi nemli ve konforlu hissettirmesine rağmen kalıcılığı tek kelimeyle etkileyici. Ayrıca aplikatör tasarımı da çok akıllıca, yüzün geneline hızlıca uygulama yapabilecek kadar geniş ama aynı zamanda yüzün belirli noktalarını aydınlatmak veya yumuşak bir “lifting” etkisi yaratmak için gereken hassasiyeti sağlayacak damla formuna sahip.
İşlerinizde genellikle kusursuz bir rafineliği, çabasız bir görünümle dengeliyorsunuz. Kendi güzellik felsefenizi nasıl tanımlarsınız ve imzanız haline gelen o “küçük dokunuş” nedir?
Benim felsefem tamamen kontrastlara dayanıyor. Rafine bir dokunuşu “mükemmel bir kusurla” dengelemeyi, pürüzsüz bir görünümü dışavurumcu bir tavırla eşleştirmeyi veya yumuşak bir geçişi yapısal bir formla birleştirmeyi seviyorum. Güzellik, benim için genellikle bu gerilimin olduğu noktada heyecan verici hale geliyor. Makyajın, kişinin enerjisini bastırmak için değil, o enerjiyi parlatmak için var olduğuna inanıyorum. Ürünlerin yerleşimine ve doku şeffaflığına çok odaklanıyorum. Cildin belli bölümlerinin doğal haliyle görünür kalmasına izin veriyorum. İşte bu denge, makyajın hem sofistike hem modern hem de “insani” hissettirmesini sağlıyor.


