Sarah Elizabeth Richards; tartı ile yıllarca bir tür sevgi nefret ilişkisi yaşadıktan sonra nihayet arzu ettiği kiloya inmeyi başardı. Peki, bu sonuç onu neden tahmin ettiği kadar mutlu etmedi dersiniz? İşte kendi kaleminden çarpıcı hikâyesi…  

Bir barda Margarita içiyordum. İki kız arkadaşım kuzenleriyle muhabbete dalmışlardı. Kendimi dışlanmış hissedince kapının önüne çıktım ve hoş göründüğünü düşündüğüm bir erkekle göz teması kurmaya çalıştım fakat beni görmezden geldi.  ‘Biraz daha bekle’ dedim kendi kendime. ‘Saat daha dokuz, yalnızca bir saattir buradasın.’  O an; hayati kararımı böyle alacağımı hiç tahmin etmiyordum.

Kısa bir süre önce, uzun süredir birlikte olduğum kişiden tartışarak ayrılmış ve cuma gecesi buraya arkadaşlarımın ısrarıyla kafamı dağıtmak üzere, eğlenceli ve hoş erkeklerle tanışabileceğim ümidiyle gelmiştim. Yakın zamanda 20 kilo vermiş ve yine arkadaşlarımın tavsiyelerine uyup, normalden daha frapan kıyafetler giymiştim. Bu da bol tişört ve kargo pantolondan oluşan ‘yaz üniformamı’ değiştirip; pembe şifon bir bluz, mini siyah etek ve topuklu ayakkabılar giymek demekti… Herkes çok güzel göründüğüm konusunda hemfikirdi. Bulunduğumuz barda klima açıktı ve soğuk havayı çıplak tenimde; kollarımda, bacaklarımda, göğüs dekoltemde hissediyordum. Kendimi çekici olmaktan çok çıplak ve savunmasız hissediyordum.

Arkadaşlarıma yorgun olduğumu ve eve gideceğimi söyledim. Eve vardığımda da bir başkasına vermek üzere bir kenara ayırdığım, şişmanken giydiğim kıyafetlerimi gördüm; bol yoga pantolonları ve koltuk altlarında delikleri olan sweatshirt’ler… Yüzümü kıyafetlerimin altına gömdüm, parfüme karışan deterjan kokusunu içime çektim. Eski kıyafetlerimi üzerime geçirmeye başlamamla birlikte sıkıntı ve endişelerimin azalmaya başladığını hissettim. Kilolu halimi özlemiştim.

İnsanlar hep kilo vermenin iyi yanlarından bahsederler ama yanında gelen şok etkisi kimsenin aklına gelmeyen bir ayrıntıdır. İlk diyet yapmaya karar verdiğinizde bunun sadece pozitif yanlarına odaklanır, yeni bir vücut ve daha sağlıklı bir yaşam hayal edersiniz. Hiç kimse sizi alıştığınız düzenin bozulacağına dair uyarmaz. Örneğin ben kilo verdikten sonra hep üşüyordum, vücudumdaki değişimi ruhsal olarak kucaklamakta da hayli zorluk çekiyordum. Tüm bunlar da içimde bir tür küskünlüğe neden oldu. Zayıflık hayallerimde kendimi daha iyi giyinen ve kendine güvenen bir kadın olarak görüyordum; daha çok arkadaşım ve bir sürü flörtüm olacaktı, profesyonel hayatta da daha başarılı olacaktım.

Şişmanken kendimi partilerde hayali sevgilim bana sokulurken ya da dar elbisemle dans ederken hayal ederdim. Bir de ben havuz kenarında uzanmışken, harika bir kokteyl hazırlardı. Hiçbir zaman yeteneklerimin limitlerini zorlamadım, mahremiyet korkularımla yüzleşmedim ve yeni insanlarla tanıştığımda koyduğum mesafeyi azaltamadım. Kilo verince tüm bu gerçekler bir kez daha gün yüzüne çıktı. Ben hâlâ eski bendim. Sadece daha minyon gözüküyordum ve bu küçük versiyon daha iyi olmak zorunda da değildi, en azından başlarda.

Köprücük kemiğimi ve belimde belirginleşen kıvrımı çok sevdim ama aynanın karşısına geçerek çıplak bir şekilde durup da kol ve bacaklarımdaki gevşemiş derinin sallanmasını izlemem gerekeceğini düşünmemiştim hiç. Bir de sarkıp küçülen göğüslerim ve düzleşen kalçam da söz konusuydu. Kendi vücuduma yabancı hissetmeye başlamıştım.

Bunlara ak olarak bir de günlük ayrıntılar vardı! Diyetisyenler size; ailenizle sofraya oturup düzgün bir öğün yiyemeyeceğinizi ya da arkadaşlarınızla şarap içemeyeceğinizi, bu yüzden dışlanmış hissedebileceğinizi söylemiyorlar. İlk başlarda; ‘Çok zayıflamışsın’ sözünü duymak hoşuma gidiyordu ama kimi zaman da o ilgiyi üzerime hissetmeyi hiç istemiyordum, sanırım bu yeni halimle normal kabul edilmek istiyordum. Ayrıca kendimi sosyal açıdan kapana kısılmış gibi de hissediyordum. Bir arkadaşım kendi fazlalıklarından yakındığında ya da yıllarca kilolarıyla mücadele eden annem kolsuz bir bluz satın alıp; ‘Neyse en azından bunu sen giyebilirsin artık’ dediğinde bir nevi suçluluk duyuyordum. Siz üstesinden gelene kadar çevrenizdekiler şişman kişiliğinizi o kadar benimsiyorlar ki yeni görünümünüze alışmaları da haliyle zor oluyor… İşin ilginç yanı da yağlarımı geri de istemiyordum çünkü onlardan kurtulmak için çok çalışmıştım.

Ergenlik dönemim boyunca en fazla beş kilo fazlam vardı fakat üniversitede, özellikle de sınav dönemlerinde fast food tüketmekten kilom 80’e kadar çıkmıştı. Kilo aldığımı biliyordum ama hep bol kıyafetleri tercih ettiğimden ne kadar şişmanladığımı göremiyordum. Ta ki mezuniyet sonrası bir doktor muayenesinde tartıya çıkana kadar…

Bugün 63 kiloyum ve neredeyse dört yıldır da bu kiloyu muhafaza ediyorum. Bu kiloya inmem yedi yılımı aldı. Sıkılaşmak için yoga ve kick box yaptım, uyguladığım aşamalı diyet vücudumda oluşacak sarkmaları nispeten engelledi. Bu yavaş ilerleyen programı seçmemin nedeni girdiğim her bedene ayak uydurmak için zamana ihtiyacım olmasıydı. Kıyafetlerim büyük gelmeye başladığında kilo verişimin hızı kesilirdi bunu da metabolizmamın yavaşlığına verirdim. Şimdi, kilomu korumak için her şeyden az miktarda yemeği öğrendim. Aylar sonra yeni bir değişime hazır olduğumu hissedip tekrar diyete başladım. Son altı kiloyu vermem ise neredeyse üç yılımı aldı. ‘Neredeyse zayıf’ olan statümü bırakmaya gönülsüzdüm. 80 kiloda biri olarak bol gömlekler dünyasından, bikinilerin ve askılı tişörtlerin rahatlıkla giyilebildiği bir dünyaya girmekteydim. Çıplak görüntümle barışmaya çalışıyordum ki bir gün tekne gezisinde benden daha şişman bir sürü bikinili kadın gördüm. Sadece çekici değillerdi; aynı zamanda çok da rahat görünüyorlardı. Kendimi soğuk suya yavaşça girmeye çalışır gibi rahatlatmaya zorladım. İlk adımı arkadaşlarımla gittiğim ve sıcaktan bunaldığım bir barda attım. Ceketimi çıkarmayı çok istiyor ama sarkık kollarımı göstermeyi istemiyordum. Sonunda ceketimi belime bağladım. On dakika sonra rahatsız olup tekrar giydim. Sıcak bastığında tekrar çıkardım. Gece boyu bu döngü böyle devam etti ve çıplaklık sorunsalını zamanla çözebileceğimi fark ettim.

Birkaç yıldır kendimi bazı testlere tabi tutuyorum! Spor için dar bluzlar satın aldım ve onları önce karanlık spor salonlarında, sonra daha aydınlık Pilates stüdyolarında, ardından da açık havada yapılan spor aktivitelerinde giymeye başladım ama hep grubun en arkasında durarak… Son olarak çıktığım tatilde bikini giymeye bile başladım. Önce şezlonga uzanıp tişörtümü yukarı çektim ve karnımı güneşe çıkarttım. Tatilin sonuna doğru havuza kadar bikinimle gidebilmeye başarmıştım.

Çıplaklıkla ilgili kaygılarım bugün de var ama en azından artık barlardan koşarak eve kaçmıyorum. Şişman günlerimden kalma kıyafetlerimi ise nihayet attım. Yine de zaman zaman kendimi baskı altında hissettiğim de oluyor, böyle zamanlarda yumuşacık bornozumun içine saklanıp rahatlamaya çalışıyorum. Bir an sonra da güzel kıvrımlarımı saran sıkı yoga pantolonlarımı giyip spor yapmaya çıkıyorum.

 “Kilo verince acı bir gerçekle yüz yüze geldim. İncelsem de ben hâlâ eski bendim.”

Total
0
Shares

Bir cevap yazın