Evde Hayat!

Tüm dünya birlikte çok büyük bir sınav veriyor. Kimse bu noktaya gelinebileceğini düşünmemiştir eminim. Sizler bu satırları okurken durum benim yazıyı kaleme aldığım güne göre çok daha
iyiye veya kötüye gitmiş olabilir. Herkes üzerine düşeni yapar yani evde kalır ve çıkmak zorunda kaldığında sosyal mesafeyi koruyup ellerini de sık sık yıkarsa, durumun iyiye gideceğine inanmak istiyorum. Yaşadıklarımız aklıma Lennon’ın meşhur sözlerini getiriyor. “Hayat, siz plan yaparken başınıza gelenlerdir.” Öyle ya, hepimiz neler planlamıştık…

Neler neler yapacak, nerelere gidecektik… Yapılmış olan seyahat programları, konser planları, çığlık çığlığa izlenecek maçlar, şampiyonluklar, mezuniyetler, kutlanacak doğum günleri, düğünler… Kimi iptal oldu, kimiyse ertelendi. Eminim ufak ufak yaza hazırlanıyordunuz. Zayıflamaya ve yeni sezondan kıyafetler almaya başlamıştınız. Ama onun yerine şimdi sürekli buzdolabının karşısında ne yiyeceğimizi
düşünüyoruz. En küçük soğuk algınlığı belirtisinde ‘Korona mı oldum?’ psikolojisine giriyoruz. Lütfen bir an evvel bu düşünce yapısından uzaklaşmaya çalışın. İyisiniz ve evde kaldığınız sürece de iyi olacaksınız. Yediklerinize de dikkat edin çünkü kötü beslenmek beraberinde düşük enerji ve bozuk bir moral
getirir. Hayattan kısa bir mola almış sayın kendinizi.

Sosyal İzolasyonda Bir Günüm Nasıl Geçiyor?

Benim bir günüm nasıl geçiyor derseniz; sabah erken saatlerde yani sokakta kimse yokken oturduğum sitede yürüyüşe çıkıyorum. Ardından geç bir kahvaltı edip dergi işlerine koyuluyorum. Derken saat 17.00 oluyor ve iple çektiğim online spor dersim başlıyor. Sevgili arkadaşım Selin Sürmeli Koçak, namı diğer @selozi sayesinde 60 dakikalık ter içinde kaldığım bir spor seansının ardından erken bir akşam yemeği yiyip günü kapatıyorum. Sonra herkes gibi ben de televizyondaki programları izleyerek uykuya dalıyorum. Kendinizi huzurlu hissetmek ve moralinizi yüksek tutmak için size ne iyi geliyorsa onu yapın.

Bir sabah uyanacağız ve her şey düzelmiş olacak

Bir sabah uyanacağız ve her şey düzelmiş olacak. Sadece bu fikre odaklanmalıyız. Aslında memnun olmadığınız hayatlarınızdan ne kadar da mutluymuşsunuz değil mi? Şikâyet ettiğimiz şeyler ne kadar da saçmaymış meğer. Hayatın bunu hatırlatma şekli biraz sert oldu ama bundan ders çıkartmamız çok önemli. İçeriğimizle sizleri biraz da olsa gerçek hayatın derdi ve kederinden uzaklaştırabiliyorsak ne mutlu bize. Sağlık, barış, özgürlüklerle dolu ve her güne aşkla uyandığınız harika bir nisan ayı geçirmeniz dileğiyle…

Nisan sayımızı Turkcell Dergilik’ten okuyabilir ve seçili makaleleri sesli dinleyebilirsiniz.

Total
2
Shares