Trendler

Tek bir “It Girl” yetmiyor: Kız grupları neden yeniden yükselişte?

Tek bir “It Girl” yetmiyor: Kız grupları neden yeniden yükselişte?

Bir dönem pop müziğin en büyük yıldızları tek başınaydı. Britney Spears, Rihanna, Lady Gaga, Taylor Swift… Müzik endüstrisi yıllarca tek bir ismin etrafında hikaye kurdu. Moda dünyası da aynı yolu izledi. Kampanyaların yüzü bir kişiydi, kırmızı halının yıldızı bir kişiydi, konuşulan stil tek bir kadına aitti. “It girl” kavramı hiç olmadığı kadar güçlüydü.

Bugün ise sahne yeniden kalabalıklaşıyor.

Son birkaç yıldır peş peşe kadın gruplarının yükselişine tanıklık ediyoruz. BLACKPINK’in küresel etkisi, NewJeans’in kısa sürede moda dünyasının favorilerinden biri haline gelmesi, İngiltere çıkışlı FLO’nun yükselişi, HYBE ve Geffen ortaklığından doğan KATSEYE… Liste uzayıp gidiyor. Bir zamanlar yalnızca müzik yapan gruplar olarak görülen bu isimler artık moda haftalarının ön sıralarında oturuyor, lüks markaların kampanyalarında yer alıyor ve pop kültürünün yönünü belirleyen isimlere dönüşüyor.

İlk bakışta bunun nedeni müzik gibi görünüyor. Oysa mesele çok daha büyük. Aslında değişen şey, yıldız olmanın tanımı.

1990’larda Spice Girls’ün yarattığı etkiyi hatırlayalım. Grubun başarısı yalnızca şarkılarından gelmiyordu. Her üyenin kendine ait bir karakteri, tarzı ve kimliği vardı. Baby Spice, Posh Spice ya da Sporty Spice… Herkes kendine yakın hissettiği birini seçebiliyordu. Grubun başarısının arkasında da biraz bu vardı; tek bir ideal kadın yerine birbirinden tamamen farklı beş kadın aynı sahneyi paylaşıyordu.

@spicegirls

2000’lerde Destiny’s Child, Girls Aloud ve Pussycat Dolls bu geleneği sürdürdü. Ardından uzun bir sessizlik başladı. Dijital platformların yükselişiyle birlikte müzik şirketleri için tek bir yıldızı parlatmak daha güvenli bir yatırım haline geldi. Sosyal medya da bu modeli destekledi. Takip ettiğimiz kişiler gruplar değil, bireylerdi. Bir süre boyunca pop müziğin merkezinde solo isimler vardı.

@destinyschild

Sonra K-pop geldi ve oyunun kurallarını değiştirdi.

BLACKPINK’in başarısı yalnızca müzik endüstrisini değil, moda dünyasını da etkiledi. Daha önce de sanatçılar büyük moda evlerinin elçisi oluyordu ancak ilk kez aynı grubun üyeleri, farklı lüks markalarla bu kadar güçlü bağlar kurdu. Jennie denince Chanel, Jisoo denince Dior, Rosé denince Saint Laurent, Lisa denince önce Celine, ardından Louis Vuitton akla gelmeye başladı. Bir grup, tek başına dört farklı moda hikayesi anlatabiliyordu.

@lalalalisa_m

Bu durum markalar için de yeni bir kapı açtı.

Çünkü artık tek bir yüz üzerinden konuşmak yerine, farklı karakterlere sahip bir topluluğa seslenmek mümkündü. Her üye farklı bir estetiği temsil ediyor, farklı bir kitleye hitap ediyor ama aynı grubun parçası olmaya devam ediyordu. Lüks markaların son yıllarda grup dinamiğine daha fazla ilgi göstermesinin nedenlerinden biri de tam olarak bu.

Aslında bu değişim yalnızca müzikle ilgili değil. Z kuşağının popüler kültürü tüketme biçimi de eskisinden farklı. Artık insanlar kusursuz görünen tek bir yıldızı izlemekten çok, farklı karakterlerin bir araya geldiği dinamikleri takip etmeyi seviyor. TikTok’ta birlikte üretilen içerikler, fandom kültürü ve ekip ruhu üzerine kurulu dijital topluluklar bunun en büyük göstergesi. Bir grubun içinde herkes kendine yakın hissettiği bir karakter bulabiliyor. Belki de bugün kız gruplarını yeniden ilgi çekici yapan şey tam olarak bu.

Moda tarafında özellikle tek bir kişi üzerine odaklanmamak markalar için farklı vizyonları bir araya getirebilmeyi sağladı. Farklı stiller, farklı karakterler ve birlikte anlatılan hikâyeler çok daha güçlü bir etki bırakıyor. Bu yüzden müzik grupları artık yalnızca albüm çıkaran sanatçılar değil; markalar için yaşayan birer dünya haline geliyor.

Türkiye’de tarafında ise bu marka & kız grubu işbirliğini Manifest x Swarovski’de görüyoruz. Marka zaten son yıllarda  klasik mücevher algısından uzaklaşıp pop kültürünün daha görünür bir parçası olmayı hedefliyor. Ariana Grande iş birlikleri, Met Gala’daki görünürlüğü ve moda odaklı iletişimi bunun parçaları. Burada mesele yalnızca bir reklam kampanyası değil; genç, dinamik ve birlikte var olan kadın figürleri üzerinden yeni bir hikaye kurmak.

@m6nifestgirls

Belki de Manifest’in başarısını yalnızca Türkiye özelinde değerlendirmek bu yüzden eksik kalıyor. Çünkü grup, dünyanın son birkaç yıldır yöneldiği daha büyük bir eğilimin tam ortasında ortaya çıktı. Küresel moda ve müzik endüstrisinin yeniden ilgi göstermeye başladığı bir dönemde sahneye çıktılar ve kısa sürede uluslararası bir markayla iş birliği yapmaları da bunun tesadüf olmadığını gösteriyor.

Bir süre önce herkes yeni bir solo yıldız arıyordu. Bugün ise en heyecan verici hikayeler, birlikte üreten ve birlikte parlayan kadınlar etrafında şekilleniyor.

Belki birkaç yıl sonra bu döneme dönüp baktığımızda, 2020’lerin ikinci yarısını “kız gruplarının geri dönüşü” olarak hatırlayacağız. Ama belki de buna geri dönüş demek bile doğru değil. Çünkü görünen o ki kız grupları hiçbir zaman tamamen ortadan kaybolmadı. Sadece dünyanın, onları yeniden fark etmesi biraz zaman aldı.

Fotoğraflar: Instagram, @spicegirls

Marie Claire Bülten

Stil ve düşüncenin buluştuğu bu evrende; sezonun öne çıkan görünümleri, radarımıza giren kitaplar, editörden notlar ve kültürel dünyamıza heyecan katan detaylar e-posta kutunda seni bekliyor. Marie Claire evrenine katıl, kendine iyi gelenleri kaçırma.