MODA

Victoria’s Secret’i neden hala bu kadar seviyoruz?

Victoria’s Secret’i neden hala bu kadar seviyoruz?

Yıllarca eleştirdiğimiz güzellik standartları, geri dönmesini istediğimiz melekler ve vazgeçemediğimiz bir moda gösterisi.

Victoria’s Secret, yıllarca kadın bedenine ilişkin gerçekçi olmayan güzellik standartlarını yaygınlaştırmakla eleştirildi. Kusursuz görünen vücutlar, belirli ölçülere sahip modeller, podyuma çıkmak için uygulanan katı hazırlık rutinleri… Markanın yarattığı güzellik ideali, kadınların kendilerini nasıl gördükleri üzerine büyük bir tartışmanın merkezindeydi.

Sonra yıllarca eleştirdiğimiz o gösteri ortadan kayboldu. Ve biz onu özledik.

Belki de Victoria’s Secret hikayesinin en ilginç tarafı tam olarak burada başlıyor. Bir yandan kadın bedeninin tek bir güzellik anlayışına indirgenmesine karşı çıkarken diğer yandan Adriana Lima’nın, Alessandra Ambrosio’nun ve Gisele Bündchen’in kanatlarıyla yürüdüğü o görkemli podyumları yeniden görmek istiyoruz.

Peki neden?

Önce değişmesini istedik, sonra eskisini özledik

Victoria’s Secret Fashion Show, altı yıllık aranın ardından 2024’te geri döndüğünde marka geçmişteki eleştirileri dikkate alan yeni bir kimlik oluşturmaya çalışıyordu.

Podyumda farklı beden ölçülerinden, yaş gruplarından ve kimliklerden modeller vardı. Ancak gösterinin görsel dili de değişmişti. Eski defilelerin hacimli saçları, abartılı ışıltısı ve teatral atmosferi daha sade bir estetiğe bırakmıştı. Kanatlar tamamen kaybolmamıştı ama geçmişteki kadar baskın değildi.

Bu kez eleştiriler başka bir yerden geldi: Victoria’s Secret’ın eski ihtişamı neredeydi?

İzleyicilerin bir bölümü markanın değişmesini desteklerken aynı zamanda onu özel kılan gösterişi kaybettiğini düşünüyordu. 2025’te kanatlar ve ihtişam yeniden öne çıktı. 

2026’da ise nostalji artık gösterinin merkezindeydi. Hacimli saçlar, ışıltılı tasarımlar, büyük kanatlar ve 2018’den beri podyumda görmediğimiz Fantasy Bra geri döndü. Üstelik Kylie Jenner’ın taşıdığı yeni tasarımın değeri tam 50 milyon dolardı. Victoria’s Secret, izleyicinin neyi özlediğini çok iyi anlamış görünüyordu.

Kadınları güçlendirmek mi, yeni bir beklenti yaratmak mı?

2026 defilesinin dikkat çekici isimlerinden biri de doğum yaptıktan yaklaşık altı hafta sonra podyuma çıkan Barbara Palvin’di. Model, geri dönüşünü kendisi için güçlendirici bir deneyim olarak tanımladı. Elbette bir kadının doğumdan sonra ne zaman çalışmaya döneceğine kendisinin karar vermesi önemli. Ancak böyle bir görüntünün toplum tarafından nasıl yorumlandığı da ayrı bir tartışma konusu.

Doğumdan yalnızca haftalar sonra podyuma çıkmak, bir kadın için kişisel bir başarı olabilir. Peki aynı görüntü, başka kadınlar üzerinde doğumdan sonra mümkün olduğunca hızlı biçimde eski bedenlerine dönmeleri gerektiği yönünde yeni bir beklenti yaratabilir mi?

Kadınların seçim özgürlüğünü savunmakla bu seçimlerin etrafında oluşan toplumsal baskıyı sorgulamak birbirine karşıt değil. Üstelik bugün Victoria’s Secret podyumunda daha fazla beden çeşitliliği görüyoruz. Bu değişim önemli. Ancak kapsayıcılık yalnızca farklı bedenleri aynı podyuma çıkarmakla değil, o bedenlerin nasıl temsil edildiğiyle de ilgili.

Belki de özlediğimiz şey yalnızca melekler değil

Victoria’s Secret defileleri, özellikle 2000’li yıllarda büyüyen bir kuşak için sıradan bir moda gösterisinden çok daha fazlasıydı.

Müzik performansları, pembe kulisler, dev kanatlar, mücevherlerle süslenmiş iç çamaşırları ve dünyanın en ünlü modelleri… Hepsi birlikte neredeyse masalsı bir popüler kültür evreni yaratıyordu. Bugün o gösterileri özlememizin bir nedeni de bu olabilir. Çünkü nostalji, geçmişte sevdiğimiz şeylerin sorunlu taraflarını ortadan kaldırmıyor. Yalnızca onlarla kurduğumuz duygusal ilişkiyi daha karmaşık hale getiriyor.

Belki çocukken Victoria’s Secret meleği olmayı hayal eden küçük kız hala içimizde bir yerde duruyor. Büyüdüğümüzde ise o hayalin nasıl üretildiğini, hangi güzellik standartlarına dayandığını ve kimleri dışarıda bıraktığını çok daha iyi anlıyoruz. İkisi aynı anda var olabilir. Bir gösterinin estetiğini sevmek, temsil ettiği bütün değerleri onaylamak anlamına gelmek zorunda değil.

Victoria’s Secret’ın asıl başarısı ne?

Marka yönetimi açısından bakıldığında Victoria’s Secret’ın geri dönüşü de oldukça ilginç.

Yıllarca belirli bir güzellik idealini temsil eden marka, değişen toplumsal beklentilere uyum sağlamak zorunda kaldı. Ancak dönüşüm sürecinde önemli bir gerçekle karşılaştı: Tüketiciler markanın değişmesini istiyor, fakat onu diğer markalardan ayıran kimliğini tamamen kaybetmesini istemiyordu.

Bugün Victoria’s Secret hem daha kapsayıcı bir marka olmaya çalışıyor hem de geçmişte onu küresel bir popüler kültür fenomenine dönüştüren görsel dünyayı yeniden sahipleniyor. Bunun ticari açıdan ne kadar başarılı olacağını zaman gösterecek. Fakat kültürel açıdan ortaya çıkan çelişki oldukça açık.

Bir markadan aynı anda hem geçmişiyle hesaplaşmasını hem de geçmişte bize hissettirdiklerini yeniden yaşatmasını bekliyoruz. Belki Victoria’s Secret’a duyduğumuz hayranlığı bu kadar ilginç kılan da bu. Artık o podyuma eskisi gibi bakmıyoruz. Ama ışıklar yandığında, müzik başladığında ve ilk kanatlar göründüğünde hala heyecanlanıyoruz.

Peki gerçekten değişmesini istediğimiz şey Victoria’s Secret mıydı, yoksa o gösteriyi izlerken kendimiz hakkında hissettiklerimiz mi?

Fotoğraflar: @victoriassecret, @krisjenner, @alexconsani, @irinashayk

Marie Claire Bülten

Stil ve düşüncenin buluştuğu bu evrende; sezonun öne çıkan görünümleri, radarımıza giren kitaplar, editörden notlar ve kültürel dünyamıza heyecan katan detaylar e-posta kutunda seni bekliyor. Marie Claire evrenine katıl, kendine iyi gelenleri kaçırma.